Kaydet
a- | +A

Çökertme''den çıktım da Halilim Aman başım selâmet Bitez de yalısına varmadan Halilim Aman koptu kıyamet Arkadaşım İbram Çavuş Allahıma emanet Burası da Aspat değil Halilim Aman Bitez yalısı Yüreğime hançer saldı aman kurşun yarası

Gidelim gidelim Halilim, Çökertme''ye varalım Kolcular gelince Halilim nerelere kaçalım Burası da Aspat değil Halilim Aman Bitez yalısı Yüreğime hançer saldı aman kurşun yarası * * * Bodrum yöresinde kısılıp kalmış bu dokunaklı türküyü yeniden gün yüzüne çıkaran kişi; tatlı sesli ve önemli sanatkâr Akrep Nâlân''dır. Kendisine müteşekkiriz. Tam beş yıldır televizyonlarda bu havayı çalıp çalıp oynamaktayız, da... Neden oynamaktayız? Tuhafıma giden işte orası. Çünki bu türkü Halil adlı kaçakçı gencin trajedisidir. Türküde esasında; karanlık, şaşkınlık, kan, kurşun, çâresizlik anlatılır. Tam bir fâcia hikâyesi. Tamam da, gene akıl ermez işlerimizdendir ki, kan revân feryatları oyun havasına döndürmede üstümüze yok. * * * Efendim, Bodrumlu Halil, en yakın arkadaşı İbram Çavuş''la Çökertme sâhilinden tekneyle sık sık karşıdaki İstanköy Adası''na gider, gece karanlığında Aspat sahiline, tütünlerle değiştiği kahve çuvallarıyle döner. Bir, üç, beş... Geçimi bu yoldandır. Gene gecelerden bir gece usullacık Çökertme''yi terkederler. Daha önceden de şuna buna, malları dönüşte Bitez sâhiline indireceklerini söyleyip sözümona akıllılık ederler. Aslında malları gene Aspat''a dökeceklerdir. * * * Derken efendim, karanlık ve hesap dışı rüzgâr onları gerçekten de Bitez''e sürükler ki, devrin Çerkez Kaymakamı, pürsilâh adamlarıyle pusulardan pusu kurmuş, diş gıcırdatarak beklemekte. Tam yanaşıp da yükleri boşaltıyorum derken, İbram Çavuş; olanı da, olacağı da farkedip bağırır: "Kaçalım Halil!.. Burası Aspat değil, Bitez!.. Yanlışlardayız!" Ve cayırtı kopar... "Teslim ol!" çağrısına uymayan gencecik iki kaçakçı, tabancalara davrandıysa da, on dakika geçmeden vurulup, al kanlara bulanıp, ıslak kumlar üstüne upuzun düşerler. * * * O yörede söylenir ve de yetmiş yıl sonra bile inatla dillendirilir ki, Bodrum''un Çerkez Kaymakamı, Halil''in sözlüsü Gülsüm''e ballar gibi yanıktır ve ol sebeple kaçakçılığı bahâne bilip kara gözlü yiğitleri yok yere bitirmiştir. Hikâye bu... Merkezinde kurşun, kan ve ölüm olan, yeterince koygun bir hadise, ora ozanlarınca acıklı bir anlatıma büründürülmüş. Ama biz ne yapıyoruz? Söyleyip söyleyip oynuyoruz. Yetmiyor, dinlerken şakır şakır alkış tutuyoruz. * * * Araştırmacı Şadan Gökovalı''nın bu konuda notu var, diyor ki: "Bu türkü çığırılırken, devamında, ''Çakır da gözlü Gülsümümü Çerkez kaymakam aldı'' sözleri geçince Çerkez olanlar, ''Biz alırız'' diye, Bodrumlular ise "Ula bu nasıl almak?" diye bağırır. Bakın işte, bir tuhaf (belki de çok ışıldaklı) bir yanımız daha. Dedik ya, bizler âlem insanlarızdır. * * * 2000 yılınız dertsiz, tasasız ve olabildiğince sevimli geçer inşaallah.