HEPİNİZ kendi evlerinizde, işyerlerinizde sıkışıp kalmıştınız. Üç kuruş üretip beş kuruşluk çalım satmayı işadamlığı sanıyordunuz.
Derken, Turgut Özal çıkageldi.
Sizi uçaklara doldura doldura sınır ötelerine taşıdı. "Bakın, buraya Türk Dünyası derler, şurası Amerika, şurası da Uzakdoğu" diye kulaklarınızı çekti.
Ve hepinize coğrafyayı öğretti.
* * *
Sadece işadamları değil, basın dünyasının çokbilmişleri de coğrafyayı Özal''dan öğrendi.
Edirne ötesinden korkan kafalar, ondan sonradır ki, dünyayı hayal meyal değil, kanlı canlı tanıdı. Türkiye''nin önemini, heybetini, haysiyetini farketti.
Gene ondan sonradır ki, Çankaya''nın bir istirahat mekânı olmadığını gördük.
* * *
Hatırlayın.
İsmet Paşa kaç ülkeye uçtu? Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Çankaya''dan kaç kere ayrıldı bilen var mı?
Dikkat ederseniz, Sayın Demirel de, Özal''ın getirdiği sür''ati katlayarak sürdürüyor.
Ve coğrafya kadar; tarihi, ekonomiyi, siyaseti de öğretmeye devam ediyor. Birlikte sevinelim:
Çankaya, tatil köşkü olmaktan çıkmıştır.
Çankaya, töreleşmiştir.
* * *
Tıpkı Çankaya gibi; adalet sistemimiz, demokrasimiz, eğitimimiz, sağlık meselemiz, emekliliğimiz, hatta basın ve yayın organlarımız da dikkate değer gelişmelere yönelmeli.
Ne demek istiyorum?.. Şunu:
Bütün bu saydıklarım, birkaç basamak yukarı çıkmalı. Yani; imkânların son sınırında, en faydacı, en namuslu, bize en yakışır mevkîlerde yerini almalı.
Onlar da sağlamlaşıp töreleşmeli.
* * *
Yeter mi?.. Hayır.
Sinemamız, tiyatromuz, şiirimiz, romanımız da büyük gecikmeler içinde. Kimliğimiz bu ürünlere aksetmiyor.
Gerçek bir Türk sineması hani?
Yok.
Şahsiyetli, ard arda çıkagelmiş örneklerle ekol seviyesinde bir Türk romancılığı nerede?
Yok.
Dünya markası ve malı olmuş bir düzine adamımız var mı?
Yok.
Sebep ne peki?..
* * *
Önce inatlarımız eksik. Kendimizi küçük görme hastalığı devam ediyor. Dış dünya istediği kadar "Siz büyük milletsiniz ama kabullenemiyorsunuz" diye dürtelesin.
Gayrete gelmiyor, kendimize inanmıyor, hâlâ 1930''larda yaşadığımızı zannediyoruz. Yok yere, "Adımız Hıdır, elimizden gelen budur" gevşekliğine sarılıyoruz.
Silkinelim!
Her alanda ekol olabiliriz, potansiyel var.
İlle de Özal gibi birinin çıkıp, "Doğrulun, büyüklük size yakışıyor" diye bağırması mı gerek?
* * *
Bakın; sanayi yerinde duramıyor, üniversiteler yerinde duramıyor, millet yerinde duramıyor, Çankaya yerinde duramıyor.
Siz daha ne kadar oturacaksınız?
İlim, sanat, fikir erbâbı... Sözüm sizlere.

