GEÇMİŞİ devirlere bölmeğe meraklıyızdır. Taş Devri, Tunç Devri, Tekerlek Devri.
Başka?
Buhar Devri, Atom Devri, Penisilin Devri.
Başka?
Monarşi, oligarşi, demokrasi devirleri.
Başka?
Endüstri Devri, Endüstri ötesi Devir, Bilgisayar Devri.
* * *
Bu nitelemeler bitmez. Düşündüm de, bizler daha başka devirler ve dönemleri de bolca yaşamışız:
1950''ler; Tükenmez kalem, naylon gömlek devri.
1960''lar; Margarin tenekelerinde sardunya devri.
1970''ler; Boğuşma-didişme devri.
1980''ler; Kelle-paça, lâhmacun devri.
1990''lar; Pizza, hamburger, parmak patates devri.
Geldik. 2000''lere. Galiba şimdi de internet devrindeyiz.
* * *
Bir başka gözle, biraz da burukça 1950-2000 arasını şöyle şöyle devirleyebiliriz:
Çarık, çakşır, tozlu yollar dönemi.
Yamalı pantalon, pençeli pabuç dönemi.
Bahçe sinemaları dönemi.
Tütün, incir, fındık sattığımız dönem.
Okuma, öğrenme, "Vay be" diye kahırlanma dönemi.
Tatili ve izni hatırlama dönemi.
Dış dünyayı tanıma, ölçme biçme dönemi.
İki çift ayakkabı, iki takım elbise edinme dönemi.
"Ahh bir yazlığım olsa" dönemi.
Arabaya hücum dönemi.
* * *
Üzülelim mi? Hayır... Gidişât kesintisiz, biraz da meraklandırıcıdır, baksanıza:
Asker Cumhurbaşkanları dönemi arkada kaldı. Siyâsetçi Cumhurbaşkanları devri şimdilik bitti. Artık, hukukçu bir Cumhurbaşkanına sahibiz.
Bundan böyle sanat adamından, kültür ehlinden başkanlar seçebiliriz. Niye olmasın?
* * *
Kerpiç evlerden kârgire, apartmana, sonra da gökdelenlere Center''lara ulaştık.
Sıtma devrinden verem dönemine, oradan AIDS''li zamanlara şıpınişi yetişmedik mi?
Bindik bir alâmete, gidiyoruz.
Her devirde güzellikler kadar bol dikenli yokuşlar da karşımıza çıkıyor.
* * *
Bilgisayar ve endüstri devrinde yaşayan bizler aynı zamanda eroin, esrar, fuhuş, trafik canavarlığı, karapara, cürüm ve cinayet dönemlerinin de bol hayretli seyircileri değil miyiz?
Mesele anlaşılmıştır.
Her devirde ve her dönemde sahip çıkılacak gerçekler kadar uzak durulası sırıtkan mıknatıslar da var.
* * *
Ama bazı dönemler bize uğramadan geçiiipp gidiyor. Nükleer teknolojiyi yakalayamaz isek korkarım bir "Ağlama Dönemi"ne gireceğiz. Kimse de bize acımayacak.

