BAŞKA işimiz yokmuş gibi onun bunun yanlışlarıyle de uğraşmak zorunda kalıyoruz. Adı araştırmacıya, yazara, gazeteciye çıkmış, profesör bilinen yığınla kişi aynı yanlışları işleyip duruyor. Gel de sus, gel de öte yana dön. Bu yanlışların başında "Gizli işsizlik" tâbiri geliyor. Sanılıyor ki, istatistiklere geçmemiş boş gezen kişiler gizli işsizdir. Değil. Gizli işsizlerin tamamı iş güç sahibidir ve havadan kazanırlar. * * * Diyelim ki bir yerde 10 kişilik kadroya 20 adam alınmış. İşte bu 20 kişiden 10''una gizli işsiz denir. Devlet memurluğunda vaziyet böyledir. Özel sektörde gizli işsizlere tahammül gösterilmez. Oralarda sekiz ata dokuz bakıcı tayin edilmez. * * * Gelelim "Sermaye birikimi" konusuna. Sermaye birikimi; işyerleri, fabrikalar, atölyeler, üretim merkezleri açmanın adıdır ki, paranın ve varlığın sanayie yönelik yatırımı, tüten baca demektir. Bankadaki milyarlara "Sermaye birikimi" demezler. Hisse senedi edinmenin, banka açmanın, piyasadan para toplamanın sermaye birikimiyle alâkası ve en küçük yakınlığı yok. * * * Bir yanlış da milliyetçiliğin ısrarla, kaçınılması gereken marazlar kapsamına sokulması. Bu acelecilik çoğu fikir adamını ve siyâsetçiyi ilkelliğe, ilkesizliğe sürüklüyor. Türkiye''de kat''iyyen bir ırk milliyetçiliği aramayınız. Ama, çok gerekli bir "Yurt milliyetçiliği" vardır. Bu tavırdan kaçılmaz ve ondan ürkülmez. İleri ülkelerde de vaziyet aynı. Türkiye''de ırk milliyetçiliği yok. Ama sağlam bir "Yurt milliyetçiliği" var. Yakışan da budur. * * * Bir gazetenin, Ramazan''ın ilk gününde attığı manşete bakın: "Oruç güzel şey"... Dikkat! "şey", eşyanın tekilidir, cisimdir yani. Oruc''a "şey" denmez. * * *
Gelelim demokrasiye... Demokrasi bir kalıp ve grup müessesesi değil, tam tersine kalıpsız ve şablonsuz, hür irâdeler sistemidir. Demokrasilerde; liberaller, muhafazakârlar, radikaller ve elbette milliyetçiler de söz sahibi olmak isteyecektir. Çünki: Demokrasi, AYNI düşünenlerin değil, AYRI düşünenlerin rejimidir. Temelinde sağduyu yatar. Ve ayrı düşünenlerin birbirine düşman kesilmeleri çirkindir. Düşünce, anlatma, yazma, yayma hürriyeti yok ise, "Tek doğru benim" inadı hâkim ise, o çürük ve bencil mekânlarda demokrasilerden söz edilemez. * * * Yalnız şu var: Kimseye; demokrasiyi yıkma, ülkeyi bölme hakkı tanıyamazsınız. Demokrasilerin de kendini koruma tepkisine, gücüne, ısrarına saygılı davranmak gerek. Evet, başka işimiz yok, arada bir yanlış düzeltmeğe kalkışıyoruz. Bizi buna bazı fakirler zorluyor, susamıyoruz.

