ELBETTE televizyonlardan sözediyorum. Ne zaman ekran karşısına geçsem aynı ekşi manzaralar. Bilhassa dizi filmler, süklüm püklüm akılların sapır sapır dökülüş hikâyesi.
Yenilik mi?.. Aramayınız.
Fevkalâdelik mi?.. Aramayınız.
Kalıcılık mı?.. Aramayınız.
Tamamı, "Biz yaptık oldu" basitliğini bağırıyor.
* * *
Falan televizyonda bir dizi. Merak edip takılıyorsunuz: Kavga, gürültü, aşk, meşk, gözyaşı, ihanet ve ilkellik.
Öteki televizyonu açıyorsunuz: Kavga, gürültü, aşk, meşk, gözyaşı, ihanet ve ilkellik.
Olmadı, başka televizyon, değişiklik yok. Gene kavga, gürültü, aşk, meşk, gözyaşı, ihanet ve ilkellik.
Sebep?.. Sebeplerin başında fikir ve estetik fukaralığı geliyor. Özetle, televizyonlar berbat dökülüyor.
Artık hiçbir yerli diziyi seyretmiyorum. Niye?.. Çünki zamana ve kendisine saygılı olanlar bu kadar aşağıya inemez.
* * *
Ne yana dönsek, tıkızlık.
İptidâilik, ucuzluk, seviyesizlik.
Evet, seyretmiyorum.
Tembelliği ve beceriksizliği varsın başka tembellerle beceriksizler alkışlasın.
* * *
Konu mu yok kardeşim?
İstanbul''dan çıkıp; Azerbaycan, İran, Afganistan, Pakistan yollarında ömür tüketen kamyoncunun bir aylık serüveni niye anlatılmaz?
Trabzonlu bir balıkçının, evlâtları Almanya''da yaşayan yalnız bir ananın, talebe yurtlarındaki öğrencilerin hikâyesi daha mı az ilgi çeker?
Konar-göçer bir yörük ailesinin Toroslar''daki; develi kilimli, karlı güneşli, düğünlü kavgalı yaşayışlarını işlemek bu kadar mı zor?
Ya, büyük ressam İbrahim Çallı''nın hayatı?
Turist bekleyen, umduğunu bulamayan bir sahil otelcisinin hayal kırıklıkları, sevinmeleri, halkla ve organizatörlerle münasebetleri hiç mi akıllara gelmez?
* * *
Ama nerde?
Kavga, gürültü, aşk, meşk, gözyaşı, ihanet ve ilkellik dururken, ciddi yorgunluklara kim bakar?
* * *
Bu işler para meselesinden evvel hayal ve incelik ister. Mesleğe saygı ister. Vee, birikim gerektirir.
Onlar yoksa:
Kavga, gürültü, aşk, meşk, gözyaşı, ihanet ve ilkellik pazarında debelenir durursunuz. Şimdi, geçen yıl ve on sene öncelerinde olduğu gibi.
* * *
Tilki üç şarkı bilirmiş, üçü de üzüm üstüne.
Bizimkiler de; Kavga, gürültü, aşk, meşk, gözyaşı, ihanet ve ilkellik dışında bir dünya tanımıyor. Üstüne üstlük bir de "Halk bunlardan anlar" iftirâsına sığınıp duruyorlar. Yalan...
En çok parsa toplayan, aylarca oynayan yabancı filmlere, demek dikkat bile etmemişler. Halk; yeniliği ve güzelliği ânında farkeder. Ve bu cesur, saygılı, seviyeli rejisörleri, yapımcıları asla yalnız bırakmaz. Onları îtibara, şöhrete ve paraya boğar.
........
GENÇLERE NOT: Yeni imlâ kurallarına göre siz haklısınız. Hassasiyetinize ve tenkîdlerinize teşekkür ediyorum. Hepinize sevgiler.

