HALI kilim dokumak fakir milletlerin işidir. Geleneksel sanat dediğimiz el hünerine dayalı ürünler de yakın zamanda bu dünyadan elini eteğini çekecek. Ülkeler ve kişiler zenginleştikçe zaman kıymetleniyor çünki.
Halı üretiminin yaygın olduğu bölgeler (Çin, Afganistan, İran, Türkiye) bir nesil sonra bu işten vazgeçip, makinaya dayalı yöntemlere girecekler.
Çâre yok.
Tekniğin sür''atine kafa tutulamaz.
* * *
Bazıları yok yere üzülüyor:
"Efendim; el halıcılığı, kilimcilik, kakmacılık, yazmacılık, bakırcılık ölüyor" tedirginliğine saplanıyor. Yanlıştır.
Şehirleşiyorsanız, makinalaşıyorsanız, elektroniği ve elektriğin gücünü yakalamışsanız, tezgâh başında üç kuruşluk gelir için yorulmak size ar gelir.
Hiç bir halı dokuyucusu şehirdeki musluk tamircisinden fazla kazanamaz.
Hiç bir yazmacı, bakırcı, sedefkâr, otomobil boyacısından daha paralı değildir. Mutlu da değildir.
* * *
Peki, ne olacak?
El sanatları; yüksek okul ve fakültelerde incelenen bir nostalji olarak kalacaktır.
Üzülmeyelim..
Sanayîleşen bir toplum; değil günleri, saniyeleri bile hesaplamak zorunda, ilkel çıkrıklarla, kirmanlarla, nineden kalma tezgâh başında aylar eritmek ve boğaz tokluğuna yaşamak bu asrın insanına akılcı gelemez.
Asıl huzur artık fabrikalarda.
Sızlanmaya gerek yok.
* * *
Bazıları geceyi gündüze katıp; Karagöz''ü, Hacivat''ı yaşatma gayretine düşüyor.
Bunca çizgi film yağmuruna, televizyon dizilerine, videolara, belgesellere tutulan şimdinin çocuğu artık Karagöz''e gülemez ve onu özlemez.
Hani nerde orta oyunu?
Tulûat ne yana gitti?
Sinema ve televizyon bu tip perde ve sahne eğlencelerini hem eskitmiş, hem de sindirip uzaklaştırmıştır.
* * *
Elektronik bile tekniği bağırta çağırta mağlûp etti.
Bir kucak cep telefonu ile iki TIR alabilirsiniz.
Bir odaya sığan kompüterler ve dizüstü bilgisayarlar ile garajlara sığmaz kamyonlar edinebilirsiniz.
Farkında iseniz, otomotiv sanayîi bile Batı''dan dışlandı ve gelişmekte olan ülkelere postalandı.
Üç şişe ilaç hammaddesi verip sizden pekalâ klimalı 200 otobüs alabilirler.
O yüzden; el sanatları, halıcılık, kilimcilik, gümüşçülük, telkâricilik bitiyor diye telâşlanmayalım.
Onların ömrü sona eriyor.
* * *
Tekrar edeyim; el işi üretimler fakir fukara toplumların, zamanı bol milletlerin işidir.
Gün gelecek; duvarcılara, sıvacılara, marangozlara dahi iş düşmeyecek. Üç günde kâşâneler kurulacak.
Ben, ilköğretimin bile kalkacağını sanıyorum. Çocuklar ön bilgileri evlerinde, ekran önünde alacak; doğrudan liseye kaydolacak.
Zaman daha da, daha da kıymetlenecek.
* * *
Fazla dertlenmeyelim.
Mesele insanın mutluluğu ise bazı yenilgilere "Eyvallah" demek zorundayız.

