Kaydet
a- | +A

SUSAM helvası, çöğen helvası, tahin helvası... Hepsi de bildiğiniz helvanın isimleridir. Çocukluğumda helva gazete kâğıdına sarılırdı da, merak ederdim. Acep niye gazete kâğıdına?

Çünki gazetedeki harf ve haberler olduğu gibi helva yüzeyine çıkar, bu güzelim tatlı, her yanı yazılarla süslü (ve elbette yakışıklı ve sırlı) bir manzara sergilerdi.

Sanırdım ki, helva dediğin gazeteye sarılır ve gazeteler bu görev için yayımlanır. Yokluktan ve fakirlikten olduğunu nerden bileyim?

* * *

Sonraları, çatlak camlara, pencere kenarlarına hamur sürülüp te yapıştırıldığını gördüm. Vay be dedim kendi kendime. Gazeteler bal gibi çatlak camlardan veya camsız pencerelerden soğuk girmesin diye çıkıyordu.

Gazetenin ne menem şey olduğunu ilk bir köylü amcadan öğrendim. Köylü, gazeteci Mustafa Amca''ya ortası delik bir para uzatıp "Yüz paralık gazete versene" dedi. Mustafa Amca da bir gazetenin ilk yaprağını yırtıp uzattı:

-Buyur.

Köylü, gayet ciddiyetle aldı ve katlayıp cebine koydu.

* * *

Parası o kadardı ve o kadar paraya bu kadar gazete veriliyordu. Ulus, Millet, Tasvir gazeteleri 15 kuruşa alınıyorken, bir saç traşı 10, bir kilo erkeç eti 70, koyun eti 80 kuruş ediyordu. Kiloluk somun 20 kuruş. En babayiğit evin aylık kirası 10 lira, orta karar memur maaşı ise 60 lira idi.

Cumhuriyet altını 30 lira.

Buzağılı bir inek 100 lira.

Yemeni cinsinden ayakkabı ise 1 lira. Kıyaslarsak, gazeteler hiç te ucuza satılmıyormuş.

Babalarınız, anneleriniz hatırlar...

O kara trenler oflaya puflaya kocaman ve kıraç düzlüklerden geçerken köy çocukları trenle beraber koşar, yırtına çırpına ve nefesleri tükenene kadar "Gastee!... Gasteeee!" diye bağırırdı. Okunmuş gazeteler o yalınayak ve pejmürde çocuklara atılır, kavgalı kapışmalı sevinçler hüzünle seyredilirdi.

* * *

Anadolu, olup bitenleri bu çocukların kapıştığı 2-3 gün önceki gazetelerden öğrenirdi.

Dikkat isterim... Daha bir nesil önceki Türkiye''nin hallerini anlatıyorum.

* * *

Unuttum... Bizler, ikide bir sıtmaya yakalanan şiş karınlı, sapsarı yüzlü çocuklar "Kinin" adlı acı hapları gazete kâğıdına sarıp ta yutardık.

Defter ve kitaplarımızı gazete ile kaplardık.

Uçurtmalarımız bile gazete kâğıdındandı.

Ve, gün boyu oynadığımız güzelim toplar...

* * *

Domates, armut, elma, biber, bamya, tarhana, bulgurluk buğdaylar da hep dam üstlerinde ve gazetelerde kurutulurdu.

Gazete kimbilir daha ne işlere yarardı?

Talihe bakın, tuttuk gazeteci olduk. İnanır mısınız, şimdi bile (zaman zaman ve gizlice) gazeteden sofra hazırlıyor, üzerinde ekmek, domates dilimliyor, baş köşeye de düzgün kesilmiş 200 gramlık tahin helvası koyuyorum.

Ve çocukluk arkadaşlarımı bekliyorum.

Kimi geliyor... kimi gelemiyor... Burnum sızlıyor.