Kaydet
a- | +A

ÖYLE demeyin... Mesele mühim. Hakkını verme konusu bir insanlık imtihanıdır. Mesleğin hakkını vermek, İşin, sanatın hakkını vermek, bir bakıma hayatın hakkını vermektir. ¥ ¥ ¥ Kişi:

Yaşının hakkını verebiliyor mu? Mevkiinin hakkını verebiliyor mu? "Evet" ise problem yok, huzur karşınızdadır. Cevaplar "Hayır" ise, tedbir ve çeki-düzen zamanı. ¥ ¥ ¥ Söz konusu hakkını vermek olunca akan sular durmalı. Kazancın hakkı veriliyor mu? Sofranın hakkı veriliyor mu? Tatilin hakkı veriliyor mu sözgelimi? Düşünün bakalım... Basit gibi gelebilir ama değil. Hâkim, hukukun hakkını verecek. Politikacı siyâsetin hakkını, Ressam, hayalin ve devrinin hakkını, Mîmar; statiğin, estetiğin hakkını... Doktor sağlığın, işadamı piyasadaki talebin, kuyumcu zarafetin, duvarcı tuğlanın, vali yetkisinin, belediye başkanı hemşehrilerin hakkını tam zamanında veremiyorsa yanlış yerdedir. ¥ ¥ ¥ Evet ya, hakkını verme konusu bir insanlık imtihanı. Bu imtihandan geçebilenler iyi olmanın ötelerine atlamış bahtiyar kişilerdir. Şimdi sorun kendinize.

Bahtiyar mısınız? Yoksa hâlâ iyi olmalar peşinde misiniz? ¥ ¥ ¥ İyi bilinmek hedef değil mecburiyettir. Bize ondan öte bahtiyar karakterler gerekiyor. Oralara da ancak yorgunluklarla, tecrübelerle, yaralarla, ustalıklarla, hazımla erişiliyor. Ve adı "Güven" olan sermâye ile. Yani, hayatın hakkını vermekle. Yani, en az yanılmakla. ¥ ¥ ¥ Ülkeler, en az yanılan yöneticilerle ayakta durabilir. ¥ ¥ ¥ Kargaşaya sebep olmak, milleti yok yere ikiliklere, acabalara götürmek, küskünlüklere taşımak, bulunulan mevkiin hakkını verememek demektir. İster vali konağında, ister Çankaya''da oturun, farketmiyor. ¥ ¥ ¥ "Yukarıdakiler" demokrasinin hakkını vermek zorunda. Tayinle gelenler, seçimle çıkagelen güvenilmişleri örseleyemez.

Asıl irâde, millî irâdeyi tam temsil edenlerindir. Sağduyu merhaba! Ankara merhaba! ........ ÖZÜR-Pazar günki yazımda "Müvekkilem" kelimesi sözümona düzeltilip "Müvekkilim" diye çıkmış. Biliyorsunuz, avukatın savunduğu kişi erkekse müvekkil, hanımsa müvekkiledir.