MARMARA depremiyle dokuz ilimiz ve sanâyimizle birlikte bütün Türkiye sarsıldı. Acılar sürüyor. Yetkililer, görevliler elden gelen gayreti göstermekte. Koca bir bölgeyi ve yüzbinlerce aç-açık insanı memnun etmek için ülke çırpınıyorken... Nedense, televizyonlarda izlediğimiz çoğu depremzede ısrarla şikâyet üstüne şikâyet dokuyor. "Çok şükür; hiç olmazsa bir çadırımız var, yedirip içiriyorlar, çocuklarımız için çadır-okullar açıldı. Elden gelen yapılıyor, Allah razı olsun" diyene kat''iyyen rastlamıyoruz. *** Yazık. İşin içindeki kasıtlı televizyoncular, şükürsüz ve teşekkürsüz karakterler, Türkiye''yi tekrar ve tekrar yormak uğruna elden geleni ardlarına koymuyor. Türkiye, haketmediği bir insafsızlığı yaşıyor. "Fırsat bu fırsat" kalleşliğiyle bazı kurumlar yıpratılıyor, devletin zayıflığı îlân ediliyor, idareciler ihanetle suçlanıyor. Hayret... O acıdığımız, kendileri için çırpındığımız kitlelerden kolay kolay "Millete teşekkür" sözü duyamıyoruz. *** "Efendim, bu çadırları istemiyoruz" imiş.
O çadırlar üstlerinden çekilip alınsa mı ki? "Fasulye, bulgur, patates yeyip duruyorlar"mış. O öğünleri derhal kessek daha mı yerindedir? "Çadır okulları beğenmiyoruz"muş. Madem öyle, kendi okulunuzu istediğiniz gibi kurun mu demeliyiz? Hayret... Bir tek gün teşekkür sözü duymuyoruz. Yardım eden eller ısırılıp duruyor. *** İnsanız... Karşıdan ufacık bir memnuniyet belirtisi bekliyoruz... Ama gelmiyor, göremiyoruz. Peki ben, yirmi günlük nafakamı niye onlara yolladım? Niye üç çift yeni pabucumu, mutfak eşyalarımı; hanımın mantolarını, elbiselerini kış kıyamet öncesi adreslerine kadar gönderdim? Giyim kuşamı, çadırı, çadır okulunu, üç öğün yemekleri beğenmeyenlere "Âferin" demek için mi? *** Bu kadarı da fazla.
Mikrofon gören çoğu kişi şikâyet için kuyruğa giriyor. "Böyle çadır olmaz!" Kurmasak daha mı iyiydi? "Böyle yemek olmaz!" Vermesek daha mı iyiydi? "Böyle okul olmaz!" Açmasak daha mı iyiydi? Herhal öyle ki; şükürsüzlük, teşekkürsüzlük sürüp gidiyor. Merhametten maraz doğuyor yani. *** Beyler ve öfkeli hanımlar!.. Yıkılan sadece bir mahalle değildir. Nüfus olarak Türkiye''nin dörtte biri, alan hesabıyla altıda biridir. İnanılmaz bir fâcia yaşadık. Lütfen; aksaklıkları, istenmeyen eksiklikleri kötüye yormayınız. Ve ve ve, günde yirmi kerre şükretmek gerektiğini hatırlayınız. Gösterilen merhameti, kardeşliği, yakınlığı hakediniz. Şu fedakâr millete "sağolun" demek bu kadar mı zor? *** ÜNAL BOSTANCIOĞLU-Ankara. Kelime sonları P,Ç,T,K ile bitiyorsa, bağlaç; te, ta diye yazılır: "Ahmet te zengin oldu" gibi. Aksi halde de eklenir. "Hüsnü de bizimle" gibi. İlginize teşekkür.

