ŞİMDİ yazacaklarýmý belki de gülerek okuyacaksýnýz. Ama bu gülüþlerde hüzün asýlý kalacak. Ve bir kazancýnýz olacak, Türkiye’yi yeniden tanýyacaksýnýz. * * * *
Biz kasaba yaramazlarý ilkokulda okurken ha bire memur çocuðu döverdik. Kýskançlýðýmýzdan elbet. Onlarýn tertemiz önlükleri, yamasýz pabuçlarý ve pespembe suratlarý olurdu. Devlet, memurlarýný iyi beslerdi. Her ay paket paket pirinçler, þekerler, yaðlar daðýtýrdý. Ve Sümerbank kaputlarý bize, pazenlerle kumaþlar onlara ayrýlýrdý. Ama gene de o pembe yüzlü, yamasýz çocuklar bizden kýyý bucak kaçardý. * * * *
Ve on yaþýndaki akraným Metin, kocakapý önünde sabahlarý annesine karþý sumbul-sucuk aðlardý: “Her gün tarhana aþý, her gün tarhana aþý, artýk yemeyeceðim!” Anneciði bizleri görüp öte yana döner, bürgüsünün ucuyla gözlerini silerdi. (üçtür yazýyorum) * * * *
Ayda bir belediye kapýsýnda kuyruk olur, daðýtýlan Kinin, Sulfata yahut Ataprin haplarýndan üçer-beþer alýrdýk. Bu üç ilaç her derde devâ idi. Hepsi de birbirinden acý komprimeleri gazete kâðýdýna sarýp da yutardýk. Gene de genizde kalan korkunç acýlýðý üç bardak su gideremezdi. * * * *
Yirmili yaþlarda eþe dosta ve küçük topluluklara þöyle seslendiðimi birkaç defa anlattým: “Eðer köylere; çimento, iskemle ve karyolayý götüremezsek Türkiye bu asrý çýkaramaz!” 1960’larda bu en basit ve sýradan ihtiyaçlar henüz köylere ulaþamamýþtý. Çimento, iskemle, karyola... Þimdi tuhaf gelebilir ama o yýllarda gerçekten mühim hedeflerdi. * * * *
Hiç unutamadýðým bir serzeniþ... Ayný yýllarda Çatalca’nýn bir köyünde komþularýyla yarenlik eden bir kadýn, uzaktan ambulans sirenleri duyunca þöyle demiþti: “Aaahh ah... Þöyle düdüklü baðýrtýlý, sultanlar gibi bizim de hastanelere gittiðimiz olur mu ki?” * * * *
1960’lardayýz ve bir kadýn, ambulans ile hastanelere yetiþmeyi ulaþýlmaz güzellik zannediyor. Þimdi sene kaç? Türkiye, inanýlmazlarýn eþiðindedir. G-20’lerin üyesi, sanayîleþmiþ 16 ülkeden biri ve yeryüzünde en müthiþ vurucu güce sahip 5 devlet içindedir. Türkiye’yi; kapý eþiðinde aðlayan Metin’ler, iskemlesiz büyümüþ gençler, ambulânsa binmeyi özleyen kadýnlarýn çocuklarý bugünlere taþýdý. * * * *
Dünki Türkiye’yi tanýdýnýz az önce. Bugünki Türkiye, “Muasýr Medeniyet”in kapýlarýný týklattý bir nesil sonra, 1999 biterken... Ýçeriden “Buyur” sesi geldi.

