Kaydet
a- | +A

HİÇ hesapta yokken canınız tarhana çorbası istiyor. Bir bakıyorsunuz, hiç hesapta yokken otobüslere binip yollara düşüyorsunuz.

Dahası, hiç hesapta yokken nişanlanıyor, evleniyor, çoluk çocuğa karışıyorsunuz. Ve hiç hesapta yokken ummadığınız bir mesleğe yapışıyorsunuz.

Hiç hesapta yokken nice dostlar ediniyorsunuz.

* * *

Sonra, hastalanıyorsunuz, kavgalaşıyorsunuz. Hiç hesapta yokken düşman bile kazanıyorsunuz.

Öne çıkıyor, arkada kalıyor, yoruluyorsunuz. Hiç hesapta yokken kendinizle hesaplaşıyor, yıllar ile birlikte değişiyorsunuz.

Hiç hesapta yokken evlâtlarınızı büyümüş görüyorsunuz, şaşıp kalıyorsunuz.

* * *

Olmayacak mücadelelere giriyorsunuz sözgelimi. Tutup yeniliyorsunuz. Gene hiç hesapta yokken galip geliyorsunuz.

Çalkantılar ve dağdağalar içinde, sevinmeler ve ürkmeler arasında nice çetin vâdilerden geçiyor, hiç hesapta yokken anne baba kayıplarını tadıyorsunuz.

Hiç hesapta yokken yalnız kalıyorsunuz.

* * *

Ağlıyorsunuz hiç hesapta yokken, az sonra gülümsüyorsunuz.

Hiç hesapta yokken kırk yıllık dostu görüyorsunuz, dünyalar sizin oluyor. Hiç hesapta yokken bir akranınızın acı haberini alıyorsunuz.

Hiç hesapta yokken büyüdüğünüzü anlıyorsunuz, yaşlandığınızı...

* * *

Hiç hesapta yokken eşiniz sevimli haberler veriyor, ev değiştiriyorsunuz. Mutlu bile oluyorsunuz hiç hesapta yokken.

Gene hiç hesapta yokken gençliğinizi düşünüyorsunuz. Erik ağaçlarını, komşunun bahçesini, düşe kalka oynanan oyunları...

* * *

Hiç hesapta yokken uzaklardaki sevdiklerinizi özlüyorsunuz, burnunuz sızlıyor.

Ciddiyim, hiç hesapta yokken tatillere, sahillere uzanıyor, köhne bir çayevinde gün batımlarını seyrediyorken, gelişleri-gidişleri hatırlıyorsunuz.

Ve doğumları, ve ıstırapları, ve çok boyutlu sırları.

Hiç hesapta yokken yağmurdan kaçmıyorsunuz. İliğinize kadar ıslanıyorsunuz.

* * *

Hiç hesapta yokken parasız kalıyorsunuz. Ardından ferahlıyorsunuz.Gün geliyor, yüreğiniz bir fazla atıyor... "Hiç hesapta yokken"lerin bal gibi hesap olduğunu; hep ölçülü, hep biçili çıkageldiğini çözüyorsunuz.

Teslim oluyor, biraz da utanıyorsunuz.

Hiç hesapta yokken; hayır, bütün hesaplar tamı tamına yapılmışken kapınız çalınıyor.

Bir bekleyen, bir çağıran var, anlıyorsunuz.

* * *

Dünya biraz da başkaları için dönecek, biliyorsunuz.

* * *

GÜNÜN ROMANI: KAYBOLMUŞ GÜNLER

Yazan: Mustafa Miyasoğlu... Bir üniversitelinin; öğrenci olayları, yurt ve özel hayatı ile ilgili, dünyaya başka pencerelerden de bakılabileceğini gösteren, dantela gibi işlenmiş örnek bir çalışma. İşte roman budur dedirtecek kadar seviyeli. Edinmek için; Ötüken Neşriyatın satıldığı kitabevlerinden arayınız.