Kaydet
a- | +A

İZMİR Milletvekili Işılay Saygın ile Sabah Gazetesi Paris Temsilcisi Nurdan Ökter Bernard çok sert mektuplarıyle beni bir güzel haşlıyorlar.

Sebep, "Parlamentoda ve Bakanlar Kurulu''nda hanımlara kontenjan ayrılamaz. Oralara hak ederek çıkılır" deyişim.

Tavrımda hanımlara karşı bir garez yoktu. Nitekim, "kontenjandan mevkî istemekle, bundan önceki hanım bakanlara da toz konduruyor, hatır için oraya getirildiklerini îma ediyorsunuz" diyerek gerek İmren Aykut''un, gerekse Işılay Hanım''ın gayret ve cesaretlerine arka çıkmıştım.

Anlaşılmamışım.

* * *

Işılay Saygın Hanımefendi ısrarla "İki cins insanın Meclis''de eşit temsilini" istiyor. Sorarım, hangi ülkede böyle bir gelenek var?

Kendileri 5 seçimdir İzmir''de liste başı olmuş. Ne güzel. Diğer hanımlar da aynı yolu izlemeli, canlar dişte çalışmalıdır. Kontenjan beklemek niye?

Ve bir öfke cümlesi:

"Siz de kolaysa buyurun İzmir''e, sizi de görelim."

Bu düello dâvetine, "Siz de kolaysa 15 yıl köşe yazarlığı yapın, Yılın Gazetecisi seçilin, Mevlânâ Büyük Ödülü ve Basında Üstün Hizmet armağanları kazanın" desem yakışık alır mı?..

Bu yaşa gelmiş bir hanımın politikayı kavgacılık zannetmesi en hafif tabiriyle üzücüdür.

* * *

Gelelim Nurdan Hanım''a:

"Türkiyemizde her hükûmette kadınlara yer verilmesi kanunla zorunlu kılınmalıydı" diyor, hemen ardından "eşitlik" arzuları sergiliyor.

Zorunluluğun olduğu yerde eşitlikten nasıl söz edilir? Ya da eşitlik istenirken zorunluluktan nasıl dem vurulur?

* * *

Fransız Ulusal Meclisi 1998 Aralığında anayasal bir reform yaptı... Evet. Bu reformda "Kadın ve erkekler seçimlere ve ardından gelen yüksek mevkîlere eşit haklarla ve eşit şekilde ulaşacaktır" deniyor.

Dikkat!

"Eşit haklarla ve eşit şekilde"

Eşit sayıda değil.

"Eşit şekilde ulaşacaktır"ın anlamı, "Kadınlar da hak ettiği yere kadar çıkabilir"dir.

Bakın, kanunlaşması beklenen bu harekette bile kotadan, kontenjandan söz edilmiyor.

Benim de dediğim o işte. Kontenjan beklemeyin, tıpkı erkekler gibi söke söke o mevkîlere ulaşın.

* * *

Kontenjandan 100 metre Olimpiyat şampiyonu olunmaz. Kontenjandan aşçıbaşı seçilmez; başmîmar, büyük aktris, uzunhavacı, savaş pilotu da tayin edilmez.

Tıpkı spor, sanat, fikir adamlığı, şairlik, komutanlık gibi, siyâsetin de beklediği; upuzun tecrübeler, kahırlar, sıradağlar gibi yorgunluklardır.

İşte önce bu yorgunluklara talip olunacak.

* * *

"Efendim niye bize bakanlık verilmedi, niçin milletvekillerinin yarısı kadın değil?"

Hâlâ böyle mi düşünüyorsunuz sahi?

Hâlâ kendinize değil de falan filan otoritenin lûtfuna, bol tebessümlü ikrâmına mı güveniyorsunuz?

Olmaz... Önce gayret.