Sayın Azak, Türkiye Gazetesi''nin kıymetli bir yazarı ve ilgiyle izlediğimiz bir kalemi olarak, 12.10.1999 tarihli yazınızda değindiğiniz hususlara ve nitelemelere üzüldüğümüzü ve şaşırdığımızı ifade etmek isterim. Anavatan Partisi''nin devlet ve yönetim hususlarında getirdiğimiz açılımlara, ileri sürdüğümüz tekliflere maalesef çok farklı, şaşırtıcı bir yaklaşım göstermişsiniz. Ne benim, ne de sayın Genel Başkanımızın bugüne kadar yaptığı açıklamalardan böylesine çarpık bir ana fikrin çıkarılması mümkün değildir. Bir kere ortaya koyduğunuz husus, başta Genel Başkanımız sayın Mesut Yılmaz Beyefendi olmak üzere; ne benim, ne de partimize mensup hiçbir yönetici tarafından ima dahi edilmemiştir. Uzun zamandır seslendirdiğimiz husus, devleti ne tahfif etmek ve ne de lüzumunu tartışma konusu yapmak değildir. Devlet olarak vatandaşlar tarafından algılanan unsur, devletin kendilerine sunduğu hizmettir. Bu iş yapılırken, ortaya konan her eleştirinin hedefi de devlet olmaktadır. Yani devlet her geçen gün yıpranmakta, milletin gözünde bir beceriksizliğin, dağınıklığın adı haline gelmektedir. Bizim dikkatleri çekmeye çalıştığımız husus budur. Anavatan Partisi olarak böylesine açık görüşlerimize rağmen, bu defa "Dürbününüz" yeterince net göstermemiş olacak ki, hiçbir şekilde açıklama ve izahatlarımızdan çıkarılması mümkün olmayacak bir sonuca ulaşmışsınız. Özellikle sayın Genel Başkanımıza atfen, "Devlet dediğin nedir ki?" yargısına ulaşmanız; "İçkili" lafzını atlayıp da "Namaza yaklaşmayınız" örneğinden farklı bir yaklaşım tarzı değildir. Anavatan Partisi, 16 yıllık siyasi tarihinde en uzun süre iktidar olan, devleti ve işleyişini yakinen bilen bir partidir. Her şeyden önce bir siyasi partidir ve milletin beklentilerine cevap vermekle onlara tercüman olarak, onların haklı talepleri doğrultusunda çözümler bulma gayretindedir. Diğer taraftan yazarlığını yaptığınız gazetenin 9 Ekim 1999 tarihli manşeti, Fuat Miras''ın dilinden "Sistem çöktü" idi. Buna nasıl tepki verdiğiniz maalesef bizim malumumuz değildir. Ama son yıllarda özellikle Anavatan Partisi''ne ve onun ortaya koyduğu haklı politikalara karşı yürütülen bir kampanya içinde sizi de görmek bizim aklımıza en son gelecek isim olurdu. Sayın Genel Başkanımız Mesut Yılmaz Beyefendi''nin konuşmalarının bütününe bakıldığında sizin ifade ve nitelemelerinizi haklı çıkaracak tek bir hükme rastlamak mümkün değildir. Ama sizin gibi usta ve olgun bir kalemin bile mesleğe yeni girmiş, kendini kabul ettirme uğraşı içinde olan bir muhabir edasıyla iki kelimeyi çekip, Anavatan Partisi''ni ve onun Genel Başkanını hedef almasındaki amacı anlamakta güçlük çekmekteyiz. Kaldı ki, partimizin bu ülkeye hangi bedelleri ödeyerek neler kazandırdığını yakından bilen bir isim olmanız, sizin amacınızın tarafımızdan anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Bizim yapmak istediğimiz iş; devleti işler, vatandaşının yanında, ona tepeden bakmayan, temel hak ve özgürlüklerden kamil olarak yararlandıran, birinci sınıf yaşam standartlarına kavuşturan bir devlet yapısı tesis etmektir. Marmara depremiyle ortaya çıkan tablonun, milleti devletle nasıl karşı karşıya getirdiğini hep beraber yaşadık. Oraya giden sadece siyasetçiler değil, her seviyedeki devlet görevlileri protesto edilmektedir. Milletin canı burnundadır. Devletinden çözüm ve çare beklemektedir. Ama, bunları teminle görevli devlet protesto edilmektedir. Ortaya konan bütün bu tepkileri, güvenlik güçleri marifetiyle susturmak veya görmezden gelmek de çare değildir. Çare vadandaşı memnun etmektir. Bunu da devletin gözetim ve yönetiminde yapacağız. Buna rağmen, bizim bu yaklaşımımıza tepki gösterecek veya böylesine bir nitelemeye yöneltecek bir sonuca nasıl ulaştığınız tarafımızdan anlaşılamamıştır. Biz diyoruz ki; devleti her işle uğraşan bir yapı olmaktan çıkaralım; küçültelim, ama etkinliğini, yönetim ve organizasyon kabiliyetini artıralım. İtibarını yükseltelim. Bunları açık açık bütün konuşmalarımızda dile getirdik. Bunun neresi devlet düşmanlığıdır. Kanaatimiz; devletin bu şekilde hantal ve asgari hizmetleri dahi sunamayan yapısından nemalanan kesimlerin, bizim eleştirilerimizden en fazla şikayetçi olan kesimler olduğu yolundadır. Sizi bu grup içerisinde olanlardan mütalaa etmiyoruz. Aleyhimizde yazdığınız yazıya rağmen böyle bir şeyi düşünmüyoruz. Ama zannediyoruz ki siz de ortaya konulan becerisizliklerden çok rahatsızsınız. Ancak, maalesef çoğu basın yayın mensubunun yaptığı gibi, suçu Anavatan Partisi''ne yıkmayı yeğlemiş görünmektesiniz. Anavatan Partisi''ne yüklenme yerine, bizim ileri sürdüklerimize alternatif, ülke gerçekleriyle bağdaşır çözümler ortaya konulursa, bundan en fazla memnuniyeti Anavatan Partisi duyacaktır ve onları da dile getirmekten zerre kadar imtina etmeyecektir. Bu devlet ve millete yapılacak en büyük kötülüğün devleti korumak saikiyle gerçekleri görmemek, altı oyulan devlet yapımıza dikkat etmemek, bu kötü duruma dur diyecek girişimleri hele siyasetçi olarak başlatmamaktır. Yine yazınızda ifade ettiğiniz şekilde, benim konuşma ve açıklamalarımdan, "Devlet koruyucuları, büyümeye ve gelişmeye engeldir" gibi bir ana fikri nasıl çıkardığınız da hayrete şayan bir başka hususu oluşturmuştur. Çünkü ben böyle bir ifadede bulunmuş değilim. Bu ifadeyi çağrıştıracak bir yaklaşımım da hiçbir zaman sözkonusu olmamıştır. Biz, köhnemiş zihniyetleri eleştirirken ve bu zihniyetlerin devlete zarar veren bir aşamaya gelmeye başladığından bahsederken, "Köhnemiş zihniyet" kendisini görmeyen hiçbir kimsenin alınganlık göstermesi ve böylesine çarpık bir sonuca ulaşmasını mümkün görmediğimi belirtmek isterim. Anavatan Partisi''nin çizgisi bellidir. 16 yıldır bu çizgide bir değişiklik olmamıştır. Algılama eksikliklerine dayanan görüşlerin varlığı da bu gerçekleri değiştirmeyecektir. Son söz olarak şunu söylemek isterim: İnsanlar zaman zaman yanılabilir. Bir yazarın da yanılma, yanlış değerlendirme ve algılama hatası olabilir. Ancak, eleştiri üslup ve seviyesinin kaybedilmesi, hele hele bunu tecrübeli bir yazarın yapması affedilecek bir husus değildir. Umarım yanıldığınızı anlamış olur da özür dileme dirayetini de gösterebilirsiniz. Bu vesileyle selam ve sevgilerimi sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Mustafa Taşar ANAP Genel Başkan Vekili Gaziantep Milletvekili

