Kaydet
a- | +A

TAHİR KUTSİ''nin ölüm haberini tatildeyken öğrendim. Uzaklardaydım. Bu yüzden İstanbul''daki cenaze namazına katılamadım, hakkında iki satır yazamadım. Üzgünüm.

Tahir yakın dostlarım arasındaydı. Orta ve liseyi birlikte okuduk. Mesleğin başlangıcında ayni meşakkatleri çektik. Dayanıklı adamdı. En büyük özelliği, tanıdığı kimseleri hep överek takdim etmesiydi.

* * *

Çoğu kere ak sakallı, ressam Etem Çalışkan ile dolaşırdı ki görenler takılmadan edemezdi:

"Sakal''la Makal gene birlikte..."

Güler geçerdi.

Zaman zaman bu ikiliyle ben de beraber olurdum. Lokantaya veya Sultanahmet Köftecisi''ne giderdik. Hesabı; tek günlerde Etem Aga, çift günlerde ben; ayın 10''u, 20''si, 30''unda ise Tahir öderdi.

* * *

Üç-dört yıl oluyor, Etem Çalışkan''la Beyoğlu''ndaki resim galerilerini gezmiş inerken Tünel''de çok sevimli bir tatlıcıya rastladık. Girip birer porsiyon baklava yemiştik ki, Etem Aga sordu:

- Bugün ayın kaçı?

- 10''u...

- Öyleyse hesap Tahir''den.

Hesap pusulasını getiren garsona: "Biz bunu ödemeyiz. Çünki ayın onu." dedik.

Sonra da Tahir''in telefon numarasını verdik. Garson Tahir''i aradı:

- Aloo!.. Tahir Kutsi mi?.. Burada iki adam var. Yediler, içtiler, hesabı ödemiyorlar. Ayın onuymuş.

Az sonra telefonu kapatan garson masamıza geldi. "Tamam efendim" dedi. "Hesabı yarın gelip ödeyecek."

Tatlıcı ile Tahir''in evi arası 30 kilometre idi.

* * *

Uzunca süre yemyeşil bir fötr şapka ile dolaştı. Onu hep şapkalı görmeye öylesine alışmıştım ki, yıllar sonra başı açık vaziyette atölyeme gelince şaşırıp kaldım:

- Nerede şapkan?

- Sattım şapkayı. Üstüne 300 lira koyup şu arabayı aldım.

Karşı kaldırımı gösteriyordu. Kaldırım kenarında 1930''lardan kalma, faytona benzer bir Citroen otomobil duruyordu.

Yıl 1970 olmalı.

* * *

Tahir, hakkında fıkra uydurulan ender adamlardandı.

Bir gün polisler, Topkapı''dan Aksaray''a doğru yokuş aşağı hızla inen şoförsüz bir otomobil görüp telaşlanmış. Sirenler çala çala, motosıkletlerle, otomobili takip etmişler. Otomobil Aksaray''daki kırmızı ışıkta durunca bir de ne görsünler? İçinde ufacık, dışarıdan hiç farkedilmeyen bir âdem. Yani bizim Tahir.

* * *

Henüz 12-13 yaşlarındayken şiire başlamış, 15''ine geldiğinde ise ülke çapında ödüller almıştı. Roman ve hikâye dallarında birincilikleri, gazetecilikte hatırı sayılır unvanları vardır.

Nûr içinde yatsın.

Hanımı Ayşe''ye ve dört çocuğuna sabırlar dilerim.

Her yazar ve şair gibi bu dünyada bulamadığı huzura inşallah ebedî âlemde kavuşur.

* * *

Sayın Namık Kemal Zeybek güzel tarif ediyor: "Tahir, özüne özgü bir gazeteciydi."