Kaydet
a- | +A

1960''a daha çok var. Nasıl oldu bilmiyorum. Elime, "Nasır" adlı bir dergi geçiverdi. Seferihisar''ın Ulamış köyünde bir adam, akla hayale sığmaz cesaretleri sermaye bilip bu dergiyi çıkarıyordu.

Önce küçümsedim.

Lise yıllarının gereksiz burun büyüklüğü, okulda Kültür ve Edebiyat başkanı olmam, köyde yayımlanan bu dergiyi sıradan ve ucuz bir heyecan sayıyordu.

***

Birkaç sayı sonra sevdim Nasır''ı.

Ege''nin dört bir yanından gencecik kalemler dergiyi hemen benimsemişti. Sonradan önemli yazar ve şairler safına erişen imzalar arasında Ünal Şöhret Dirlik, Kerim Aydın Erdem, Tahir Kutsi Makal, Mahmut Alptekin, Kemal Suna da vardı.

Tuttum, ben de resimlerle bu kervana katıldım. Pehlivanlar, köylü kızlar, çift sürenler gibi siyah-beyaz çalışmalarım hemence Nasır''da yer aldı.

Aileye girmiştim.

***

Derken... Nasır''ın sahibi, yazı müdürü, hem de masrafçısı M. Necati Özsu ile yazışmaya başladık. Neden bilmem, ona "Amca" diye hitap ediyordum. Sonradan Tahir Kutsi ile Kemal Suna da Özsu''ya Amca demeye alıştılar.

Artık, Ulamış''da bir Amcamız vardı.

Üstelik hikâye, şiir yazıyor, ve de bal gibi bir derginin sahipliğini üstleniyor, dahası, bizleri pek seviyordu.

***

İki yıl mı ne geçti?

Yaz tatiliydi. Hiç hesapta yokken, hem de habersiz, bir Temmuz öğlesinde pat diye Ulamış''a vardım ve Amcamın bol yeşillikli, büyücek tarlasındaki tek katlı evini buldum.

"Merhaba Amca. Ben Gürbüz" der demez, minderinden fırlayıp bana sarıldı. İkimiz için de inanılmaz bir hoşluktu.

İki saat kadar halleşip, dergilerden, şairlerden sözettik. O arada Amcam her çeşit üzümü, meyveyi sinilere doldurup getirmiş, tıpkı "Nasır" gibi kendi elleriyle büyütüp devşirdiği elma ve armutları ikram ediyordu.

Amcam gerçekten de ganî gönüllüydü.

***

Bu garip, fazlaca yalnız, ama koca yürekli amca, daha sonraları üst üste kitaplar yayımladı.

Dost Ünal Şöhret Dirlik''ten geçen gün bir mektup aldım. "Sevgili Özsu öldü" haberiyle buruldum. Dirlik''e en son şöyle seslenmiş Amcam: "İyice yaşlandım. Şu cânım dünya çok güzel. Son soluğuma kadar yaşamaya devam edeceğim. Beni unutmayın. Öldükten sonra da beni sevindirin. Yoruldum. Artık doya doya ağlayamıyorum..."

***

Güle güle Amca. Sen güzel insandın.

Dert etme sakın. Bizler, o ellerinden tuttuğun haşarı yeğenler artık ağlamayı öğrendi. Artık senin yerine de ağlayabiliriz. Nûr içinde yat.