Kaydet
a- | +A

Mimarların piri, gönül ehli Koca Mimar Sinan tarafından insanlığa hediye edilmiş Selimiye Cami''si kubbesi altında dinliyorduk... Kırkpınar''ın doğmasına sahip bulunduğumuz güzelliklerin bugünlere gelmesine vesile olan şehitlerin aziz ruhları için okunan mevlidi...

Gönlümüz, şehitler için duadayken, beynimizi Kırkpınar''ı bir nebze olsun anlamamışların, "Kırkpınar efsanesinin aslı yoktur" sözleri tırmalıyordu.

Mevlid duasını yapan hoca efendinin "Şehitler, bedelin en güzelini en kıymetlisini vermişlerdir" sözleri ışık oldu, gönlümü aydınlattı.

Evet, Kırkpınar''ın doğmasına vesile olan alperenlerden Selim ve Ali, Kırkpınar için en güzel bedeli, şehit olarak ödemişlerdi. Şehit olarak Cennet''de en yüksek derecelere kavuşmuşlar, adlarının Kırkpınarla birlikte kıyamete kadar yaşaması şerefine kavuşmuşlar, efsaneyi gerçek kılmışlardır.

"Kırkpınar efsanesinin aslı yoktur" diyenler gidip görsünler. Çardak''taki Salbaş Mevkii''sini, Salcı Baba''nın mezarını, Çanakkale Boğazı''na uzanan Kum Yolu''nu, Bolayır''da Namaz Tepesi''ni, Şehzade Süleyman''ın kabrini.

Farketsinler; bugün Yunanistan topraklarında bulunan eski Kırkpınar''ın yapıldığı Simovna Çayırı başındaki Selim''in mezarını, Kırkpınar Çeşmesi''ni.

Yanlış okumadınız; Selim''in mezarı ve Kırkpınar Çeşmesi.

Evet 1901 tarihli Edirne Salnamesi''nde Selim''in mezarından ve Kırkpınar Çeşmesi''nden bahsedilmekte.

Hangi Selim? Kırkpınar''ın doğmasına vesile olan iki yiğitten biri olan Selim...

Hangi çeşme? Kırkpınar''ın doğmasına sebep olan iki şehidin gömüldüğü mezar başından fışkıran Kırkpınar''dan meydana gelen çeşme...

Hangi efsane bunlardan daha sağlam temellere, gerçeklere sahiptir.

Kırkpınar efsanesi, tarihi ve coğrafi gerçekler tarafından doğrulanmaktadır. En önemlisi de bu efsane, yüzlerce yıldır en güzel gerçek olarak Türk milletinin gönlünde yer etmiştir.

Kırkpınar''ın bedeli, şehit kanları, gazi alınteri ve gönül nuruyla ödenmiştir. Tıpkı Çanakkale''de ödenen bedel gibi.

Nice milletler, bayrağını mazlumların kanıyla boyarken, bizim ay-yıldızlı bayrağımız, al rengini şehitlerin kanından almıştır. Nice bayrakların bedeli, mazlumların kanıyken, al bayrağımızın ve Kırkpınar''ın bedeli, şehitlerin kanıdır.

İşte Türk medeniyeti ile batı medeniyeti arasındaki fark, birinde bedel mazlumların kanı, diğerindeyse şehitlerin.

Batı medeniyeti; alma, sömürme üzerine, bizim medeniyetimiz ise, en kıymetli varlığımız canı verme, şehitlik, alın teri, göz ve gönül nuru verme üzerine kurulmuştur.

Bunun için pehlivanlar; güreşin, yiğitliğin, mertliğin en güzel örneğini vermeli, alperenler yadigarının gereğini yerine getirmeli diyoruz.