Kaydet
a- | +A

Olmuyor, olmuyor... Tam, Kırkpınar''da güzel gelişmeler oluyor diye seviniyoruz, ancak bir dahaki sene yaşadıklarımızla bütün ümitlerimiz, mevsimlik çiçekler gibi hemen soluyor.

Osmanlı''dan günümüze ulaşmayı başarabilen geleneğimiz, ebedi güzellikler aynası Kırkpınar''ı kartal gibi, gökyüzünün sonsuz maviliklerine kanatlandırmayı bir türlü başaramıyoruz. Kırkpınar, zaten spor diye futbol aşiftesinden başka güzel tanımayan medyamızda yer bulamuyordu. Bir de, Avrupa Futbol Şampiyonası finalleriyle aynı tarihe denk gelince, medya hatır için dahi Kırkpınar''dan bahsetmez oldu. Medyamız, insanlarımız topla yatar, topla kalkarken Kırkpınar''ın lâfı mı olur? Varsa yoksa, Hollanda''nın kaçırdığı penaltılar, Alpay''ın gördüğü kırmızı kart, Arif''in filelerle buluşturamadığı meşin yuvarlak. İnsanları meşgul etmek için "3F" formülünü (Futbol, Fiesta: Eğlence, Femin: Kadın) ortaya atanlar, maksatlarına yalnızca futbolla ulaşır oldular. Sen neymişsin be futbol canbazı? Biz canbazla meşgulken, çok şeyimizi beceriyorlar, ancak ruhumuz bile duymuyor, kılımız dahi kıpırdamıyor. Meşin yuvarlak, beyinleri ve gönülleri fena çarptı. Kafalarımız, futbol topuna döndü. Futboldan başka şey düşünemez, futboldan başka şey göremez oldu. Bu satırları, oturup ağlamak için yazmıyorum. Durum tespiti yapıyorum. Ağlamak çare değil. Çözüm üretmeden yalnızca ağlamak, kolaycılığın en kötüsü. Peki çare? Karınca kararınca... Hac yolundaki karıncanın, "Sen bu yürüyüşle Kâbe''ye nasıl varırsın?" çok bilmişliğine verdiği, "Kâbe''ye ulaşamazsam da, hiç olmazsa bu yolda ölürüm" cevabı gibi, biz de karınca kararınca bu yolda yürümeye devam diyoruz. Gerçi, çok zayıf da olsa ufukta bir ışık var, çare gözüküyor gibi. Tesadüfen yolu Kırkpınar''a düşen Fransız Jean Pierre''i, Amerikalı Donald Miller''i Kırkpınar''a çeken esrarı bir çözebilirsek, Kırkpınar''ı da doru atlar gibi şaha kaldırabiliriz gibime geliyor. Bizim medyamızın Kırkpınar''la barışmayacağı, onu görmezlikten gelmeye devam edeceği kesinleşti. O zaman Batı medyasını Kırkpınar''a çekmenin yollarını bulmalıyız. Bakarsınız, Doğu''dan geldiği için iltifat etmeyenler, ışık Batı''dan yansıdığından ilgilenmek zorunda kalırlar. Bir an önce Kırkpınar''ı ve yağlı güreşi ülke sınırları dışına çıkarmalıyız. Kırkpınar''a Osmanlı ufkunu açmalı, yağlıyı da milletlerarası yapmalıyız. Kırkpınar''a Osmanlı ufku nedir? Kırkpınar''ı asli sınırlarına kavuşturmaktır. Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya gibi eski Osmanlı ülkelerinde yaşayan Türkler ve müslümanlar, Kırkpınar''a katılabilmeli. Bu şekilde, Kırkpınar şampiyonları da devletin verdiği ödüllerden faydanabilme imkanına kavuşacaklar. Ayrıca da Kırkpınar sonrası, yağlı güreşin çok sevildiği, turizm merkezi Antalya''da, milletlerarası Yağlı Güreş Turnuvası düzenlenmeli. Buna her milletten isteyen herkes katılabilmeli. Peki bütün bunlar nasıl olacak? Herşeyden önce müstakil Yağlı Güreş Federasyonu kurularak. Vatanı kurtarmaktan günümüze pek dönemedik galiba. Bu satırları yazdığımızda, Kırkpınar şampiyonu belli olmamıştı. Eğer istenilmeyen bir durum, bir sakatlık olmazsa Ahmet Taşçı, yine şampiyonluğa ulaşır; çok çalışmanın, işini ciddiye almanın ve çok sevmenin karşılığı olarak. Bir dahaki Kırkpınar''da buluşmak ümidiyle.