Kaydet
a- | +A

Kabuğuna çekilmiş Türkiye, dış dünyada yalnızları oynuyor. En sağlam olduğumuz NATO kalesinde dahi gedikler açılmasına, ''gün saymaya'' başladık. Ege''de, Kıbrıs''ta, AB ile ilişkilerde ve hatta yakın çevremizdeki diğer gelişmelerde bile belirleyici değil, ''seyirci'' konumumuz giderek büyüyor.. Bütün bunlara, şimdilerde bir de ''Amerika faktörü'' eklendi. 7 Kasım''da yapılacak başkanlık seçimi, Temsilciler Meclisi''nin yenilenmesi ve bazı senatörlükler seçimi öncesinde ABD''de, Türkiye karşıtı lobilerin faaliyetleri giderek artmaya başladı.

Hem eyalet hem kongre bazında faaliyet Rum-Yunan ve Ermeni lobileri gerçekten fena bastırıyor. Tam ''çakalların'' sevdiği hava.. Seçim öncesindeki bu çok müsait ortamda, hem Kongre''den hem de eyalet meclislerinden, başta sözde Ermeni soykırımı meselesi olmak üzere, Türkiye aleyhine bir dizi kararların ve yasa tasarılarının çıkması doğrultusunda, olağanüstü çabalar harcıyorlar.

Ülkemiz için büyük önem taşıyan her konunun, hem Kongre''de hem de eyalet meclislerinde, ''hassasiyet maddesi'' haline gelmesi için çalışıyorlar. Bu yıl, kıran kırana bir seçim mücadelesi var. Hem Kongre''de çoğunluğu ele geçirmek hem de başkanlığı kazanmak için, Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasındaki korkunç çekişme, bütün hızı ile sürüyor. Amerika''daki Rum, Yunan ve Ermeni asıllılar, bu kıyasıya seçim yarışında, seçmen sayıları avantajı ve Kilise''nin dopingi ile, kolayca etkili olabiliyorlar. Buna bir de her zamanki çakallıklarını eklemek lazım. Ayrıca 2000 seçimlerinin en büyük yeniliği, Türkiye karşıtı lobilerin artık sadece Kongre''de değil, her eyalette de faaliyetlerini yoğunlaştırmış olmaları.. Okullarda okutulacak derslere, Türk düşmanlığını koydurmak için dahi uğraşıyorlar. Çalışmalarını her konuda tabana yayarak sürdürüyorlar. Türkiye karşıtı faaliyetlere Kilise''nin ve Hristiyanlar Koalisyonu''nun katkıları da caba.

Zaten ABD''deki Rum, Yunan ve Ermeni Diasporası, evlenmeden bilimsel toplantılara, eğlenceden her türlü sosyal faaliyete kadar bütün etkinliklerini, ya kilisede veya kilise ile dayanışma halinde planlıyor.

Kilise ve lobi markajı Kiliseler, şu veya bu parti değil, her iki partiden kendilerine yakın ''aday'' avında.. Kendilerine yakın adayların seçilmesi için fon toplamadan, kampanyalarına katkıda bulunmaya kadar, geniş bir yelpazede destek veriyorlar. ABD laik bir ülke. Ancak buradaki laiklik uygulamaları ne kiliselerin ne de dini grupların siyasi faaliyet göstermesine engel teşkil etmiyor. Bu durum, çakalların daha da azıtmasına ve Türkiye aleyhindeki faaliyetlerine bir de ''dini damga'' vurmalarına yolaçıyor. Kiliseler, hangi adayı desteklediklerini, yüz milyonlarca broşür bastırıp kendi üyelerine kapı kapı dağıttırarak, duyurabiliyorlar. Adayların icraat programlarındaki her konuyu dini perspektif açısından yorumlayarak, ''tavır'' koyuyorlar. Mesela Ermeni ve Yunan asıllılar, kiliselerinin desteği ile 2000 seçimlerine asılmaya ta geçen sonbaharda başladılar. İlk icraatları, her iki partideki başkan aday adaylarına ismen hitap eden milyonlarca kartpostal gönderme kampanyası idi.

Bu kartpostallarda başkanlık aday adaylarına, "sözde Ermeni soykırımı" konusunda ne düşündükleri soruldu. Bu kartpostal yollama kampanyasını, elektronik posta (e-mail) ve telefon bombardımanları takip etti. Ardından adaylar kiliselerin düzenledikleri toplantı, yemek ve panellere çağrıldılar.

Bu etkili çalışmaları, hem başkan aday adaylarının ve çevrelerindeki danışmanlarının, sözkonusu meselelerde kendi propagandaları doğrultusunda -tek yanlı- çarpık bilgilenmelerini sağladı; hem de onları bu konularda Türkiye karşıtı laflar etmeye ve tavır koymaya zorladı.

Şimdi aynı çalışmayı, kiliselerinin organizatörlüğünde hem eyalet meclislerine hem de Kongre''ye seçilecek ''her aday'' için sürdürüyorlar. Hem Bush''un hem de Gore''un kampanyalarına aktif katkılarda bulunuyorlar.

Tabii bu arada, -fırsat bu fırsat deyip gider ayak- Kongre''den ya da eyalet meclislerinden, Türkiye''nin çok hassas olduğu konularda kanun tasarılarının çıkması doğrultusunda faaliyet göstermeyi de hiç ihmal etmiyorlar.. Özetle; (Yukarı Karabağ''dan Kıbrıs''a, insan haklarından Kürt meselesine, silah alımlarına engellemelerden sözde Ermeni soykırımı masalına ve Patrikhane''nin ekümenleşmesinden Heybeliada Ruhban Okulu''nun açılmasına kadar) birçok konuda baskılara, dayatmalara çanak tutan faaliyetler tam ''ivme'' kazanmış durumda.. Peki biz ne yapıyoruz? Türkiye''de şu anda kurt-kuş dalaşını iştiyakla tırmandırıyoruz! ABD''de de elbet armut toplamıyoruz. Özellikle Kongre''de lobimizle canımızı dişimize takarak bir şeyler yaptırmaya çabalıyoruz.. Ama, o kadar işte..

İnşallah, ABD''deki seçim öncesinin bu puslu havasında, Ermeni, Rum, Yunan ve bunların maşası bölücü çakallarına çok fazla ''yem'' olmayız! Haydi hayırlısı..

NOT: Yarınki maçta, Milli Takım''a başarılar.. Galibiyete, milletçe çok, ama çok ihtiyacımız var.