Kaydet
a- | +A

Bugün Babalar Günü. Hepinize, hepimize kutlu olsun. Ama "Nasıl sevinmez insan, bugün 23 Nisan!" tekerlemesinde olduğu gibi cuşa gelinecek, sevinilecek bir zaman değil, zannedersem... Zaten birkaç gün önceki yazısında Sevinç Çokum hanım pek güzel ifade etmiş: "Anneler Günü''nün tarihi daha eski olduğundan mı nedir Babalar Günü o kadar cafcaflı, alayişli ve parıltılı geçmiyor. Belki tarihi yeni olduğundan, belki çığırtkanlığı pek yapılmadığından..." Zaten sevinilecek zaman mı? Kosova''da yüzbinlerce çocuk babasız, evsiz, barksız ve muğlak bir gelecekle inim inim inlerken; bırakın sevinç naraları atmayı, insanın tebessüm etmesi bile içinden gelmiyor.

Ya hain kurşunla babacıklarını kaybeden o mübarek şehidlerin evlatları?... Alayı vala ile beslemeye devam ettiğimiz bebek katilinin hainliklerini bertaraf ederken canından olan ve ateş düştüğü yeri yakar diyerek unuttuğumuz o şehid ailelerinin acıları ve mağdurlukları ortada iken, söyleyin bakalım nasıl kutlayacağız "Babalar Günü''nü"... Büyük alim, bin yılların yenileyicisi İmam-ı Rabbani hazretleri bundan 400 küsur sene önce ne güzel buyurmuş: "Sevinç ve üzüntü-sıkıntı, insanı uçuran iki kanat gibidir. Ne sıkıntılara fazla üzül; ne de şenlenince fazla sevin...."

Halimizi özetleyen bundan daha veciz bir ifade olabilir mi? Ah keşke bu ince işin ortasını bulabilsek...

ERKEKLER AĞLATMAZ Geçen haftadan beri, kim bilir belki çoğunuz gibi, biz de işte bu haldeyiz.

Bir taraftan rahmeti rahmana kavuşalı 5 yıl olmuş canım yavrum Ahmet''imin ölüm yıldönümü ve 20. yaşgünü, diğer taraftan liseyi bitiren büyük oğlum Mehmed Darende''nin -Washington''da Constitution Hall''daki- ailelerin de katılımıyla gerçekleşen 3 bin kişinin toplandığı muhteşem mezuniyet töreni... Hayat bu olsa gerek...

Sevinç ve üzüntü, yas ve coşku, anma ve kutlama elele.

Yüce Mevla''nın muhteşem bir hikmeti. Allahü teâlâ, iki zıttı (acı ve sevinci) bir damla gözyaşında bir araya getirmiş.

Ağlamak ne güzel! İster sevinç gözyaşı dök; isterse gözünden damlayanları, -en büyük acılarında bile- Rabbi''ne sığındığın en ferahlatıcı kesin devalı melhem eyle... Tamam, doğru! Ağlatmamalı! Kimsenin gözyaşı dökmesine sebep olmamak için çok dikkat etmeli ve gayret göstermeli! Buna kimsenin bir diyeceği yok. Ama, ''Erkekler ağlamaz!'' diyen olursa, -affedersiniz- haltetmiş. Zira ağlamaktan güzel bir iksir var mı? Dolasıyla sözün doğrusu, "Erkekler ağlamaz değil ağlatmaz!" olmalı. Ben ağlıyorum... Seher vakitlerinde de, ailece bir arada iken de ağlayarak ferahlayanlardanım.

Hatta bu ağlayışlara oğullarım Darende ile Nazif''in katılmalarını ve onların kendileri gibi saf ve temiz gözyaşlarını, bana verilmiş ve verilebilecek en güzel ''Babalar Günü hediyesi'' kabul ediyorum... Her gözyaşı damlalarına, ''sağolun, varolun; hayırlarla karşılaşın, benim canım yavrularım!'' diyorum... İmam-ı Rabbani hazretlerinin, "sevinç ve üzüntü-sıkıntı, insanı uçuran iki kanat gibidir. Ne sıkıntılara fazla üzül; ne de şenlenince fazla sevin...." mübarek sözlerini sakın unutmayın! Babalar Günü''nüz-Günümüz kutlu olsun, efendim...

TEŞEKKÜR: Hafta içinde böbreklerimdeki rahatsızlık sebebiyle geçirdiğim küçük operasyondan dolayı telefon, faks ve e-mail ile geçmiş olsun dileklerini ileten, dualar eden aziz okuyucularıma minnet ve teşekkürlerimi sunarım.