Amerikan kamuoyu, resmi okullarda nasıl dua edileceği konusunda birbirine girmiş durumda. Her kafadan bir başka ses çıkıyor.
Yalnız tartışmalardan, duaya karşı olunduğu falan zannedilmesin. Yok öyle bir şey.
Tam tersine Amerika''da sanki günlük hayat, duaya endeksli...
Bunu nereden mi biliyorum, anlatayım..
MAALESEF FENERLİYİM Biliyorsunuz bizim küçük oğlan Nazif, lisede Amerikan futbolu oynuyor. Hani şu altta kalanın canı çıksın türünden oynanan oyun var ya, işte Nazif bu vahşi oyunda, meğer bayağı önemli bir oyuncu olmuş.. Olmuş diyorum çünkü Amerikan futbolunu bir türlü öğrenemedim. Öğrenemeyince de ilgi duymuyorum, haliyle..
Gerçi Nazif benim bu durumu ''aşırı anormal'' buluyor, ama ne yapayım?.. Sevemedim bir türlüÖ Zaten benim spor konusunda ne bahtım ne de talihim pek imrenilecek gibi değil. Ne demek istediğimi, ''ailece maalesef Fenerbahçeliyiz!'' dersem anlatmış olurum. Fazla bir izahata gerek yok zannediyorum. Neyse mevzuyu dağıtmayalım. Konuya dönelim. Nazif''e, şu sıralar ABD''de tartışılan konudaki fikrini sordum.
İsterseniz önce konuyu özetleyeyim.
Bir lisede okulun futbol (Amerikan futbolu, bizim futbolumuz değil) takımının koçu, öğrencilere ve takımdaki oyunculara maça çıkmadan önce -''okul ses düzenini''- kullanarak topluca dua ettirir.
Ettirirse ettirir demeyin. Konu önemli ve ilginç. Zira ABD''de neredeyse değil sadece okul maçları öncesinde, hemen her durumda ''duanın'' ve ''dua etmenin'' bir önceliği var. Bu açıdan bakıldığında bir problem yok görünüyor. Ancak okullarda derse topluca dua edilerek başlanması konusu etraflıca tartışılıyor. Tartışma dediysek, kimse kimseyle kavga etmiyor. Ya da ''dediğim dedik, çaldığım düdük'' diye tutturmuyor.
Lehte ve aleyhte olanlar makul gerekçeler ileri sürerek konuyu insan hakları ile din ve vicdan hürriyetlerini ihlal etmeden berraklaştırmaya çalışıyorlar.
JAGUAR NAZİF''İN AYRI DUASI Son yıllardaki okullarda bu dua konusundaki tartışma, iki önemli başlık altında yapılıyor.
Tartışmaların birinci bölümünü, ''ya sınıfta başka dinden öğrenciler varsa..'' oluşturuyor.
Zira böyle durumda başka dinden olanlara Hırıstiyanlığa göre dua ettirmek hem yanlış hem de onların din hürriyetine baskı anlamına geliyor.
Gerçi buna çoğunlukla pratik bir çözüm bulunmuş gibi. Bu çözüm şekline göre, eğer sınıfta başka dinden öğrenci varsa, dua o zaman topluca ve yüksek sesle değil, içten yapılacak. Böylece dua vaktinde herkes kendi dinine göre dua edecek. Mantıki ve uygun bir çözüm olarak görünen bu duruma bazıları ise usul açısından karşı çıkıyorlar. Bunlara göre; ABD madem ki laik bir ülke, resmi okullarda hiç dua edilmesin. Din ve laik eğitim tamamen birbirinden bağımsız olsun. Herkes duasını evinde ederek okula gelsin.. Böyle diyenler azınlıktalar. Ancak konunun Yüksek Mahkeme kararı ile sonuca bağlanması için bastırıyorlar. Bunlara göre sadece okullarda topluca dua etmek değil, dua ederken okulun ses düzeni gibi (resmi) malzeme ve imkanlarını kullanmak da laikliğe aykırı.. Bu tartışmalar nasıl bir kanuni baza oturtulacak? Bunu zaman gösterecek. Ben kendi okullarında durumun nasıl çözüldüğünü bizim Nazif''e sordum. Nazif, Jaguarlar''ın (Northwest Lisesi''nin futbolcularına Jaguar deniliyormuş) bunu nasıl hallettiklerini anlatırken şunları söyledi: "Takımda zaten bir tek başka dinden olan ben varım. Koç ve diğer takım arkadaşlarım el ele tutuşup topluca kendi dinlerine göre dua ederken ben de bir kenara çekiliyor ve ''Ya Rabbi bizim takımın kazanması için yardım et!'' diye yakarıyorum."
Anlaşılan, ''okulda nasıl dua edilsin'' konusunda bazı farklılıklar ortaya çıksa da, kimse duadan vazgeçmiyor.
Acaba neden?.. Bunun da sebebi sakın, ''duanın gücü'' olmasın...

