Kaydet
a- | +A

Bir yanda 21. yüzyılda oynayacağı muhteşem rol hemen herkes tarafından dile getirilen, diğer yanda ise felaketler ve binbir gaile içinde bocalayan bir Türkiye... Şimdilerde bunlara dozajı giderek artan Öcalan ve Kıbrıs baskılarını da ekleyebilirsiniz. İyi haberler ve kötü haberler iç içe... Zihinlerde cevap arayan en önemli soru şu: "Ne olacak şimdi?" Türkiye''yi dev bir uçağa benzetenler var. Aynı çevreler bu uçağın bir kanadına Öcalan''ı, diğer kanadına da Kıbrıs konusunu koyuyorlar.

Uçağın kanatları böylesine ağırlıklarla kaplanmışsa, peki dev gövde nasıl uçacak?

AVRUPA BİRLİĞİ VE ÖCALAN''IN İDAMI Türkiye''nin AB macerasında önemli bir kilometre taşı olacak Helsinki Zirvesi öncesinde, durum gerçekten, hiç de iç açıcı değil.

Türkiye, "Helsinki Zirvesi ayrı, Öcalan''ın yargı süreci ayrı" diyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM''nin "Öcalan''ın idamını erteleyin!" kararı, daha doğrusu buyruk ve dayatması ise, konunun nasıl seyredeceğinin ürkütücü sinyallerini veriyor. Bugüne kadar Türkiye''nin adaylığı konusunda hep binbir dereden su getiren AB''nin, her fırsatı ve bahaneyi kullanarak Türkiye''yi dışlaması, Öcalan''ın idam kararının ertelenmesi isteği ile de süreceğe benziyor.

Bu ise, 2-3 yıl kullanılacak bir yeni yokuşa sürme süreci.

AİHM şimdi bu yeni erteleme döneminde, PKK elebaşının daha önce adil olarak yargılanmadığı sonucuna varırsa, Türkiye bu karara uyarak Öcalan''ı tekrar yargılamaya yanaşacak mı?

AİHM''nin vereceği yeni karar uyarınca, kendi sisteminde gerekli hukuki değişiklikleri yapacak mı? Bunları zaman gösterecek. Ancak konuya sadece ''asılsın-asılmasın'' zaviyesinden bakmak, yanıltıcı olur. Zira bu yüzeysel görünüş.

AB''nin Türkiye gibi bir devi içine almak istememesi, meselenin ana sebebi. Böyle olunca sadece kullanılan argümanlar, zamana ve şartlara bağlı olarak değişiyor.

Türkiye''nin, -insan hakları konusunda dile getirilen eksikliklerini giderse de, her türlü iyileştirmeyi yapsa da ve hatta Öcalan''ı asmasa da,- AB''ye tam üye olabileceği yine de şüpheli. Ayrıca AB maceramızda, ABD''nin de yapacak fazla bir şeyi yok! Dolayısı ile Türkiye''nin AB''ye alınması konusunda tam destek veren ABD''nin çabalarının, bu aşamada işe yarayacak sonuçlar getirmesi mümkün görünmüyor.

Gerçi ABD, Öcalan''ın yargılanmasına da, yargı kararının onanma sürecine de ihtiyatlı yaklaştı ve yaklaşıyor. "Yargılanmanın adil olduğunu, sürecin de usulüne uygun geliştiğini" her fırsatta dile getiriyor. Bunlar Türkiye''yi rahatlatan olumlu gelişmeler.

Ancak ABD''nin, bu konuda yapacakları bunlarla sınırlı! Zira ABD''de ölüm cezasının halen mevcut olması bir yana, her yıl onlarca infaz da yapılıyor. Bu durumda ABD daha fazla ne yapabilir ve ne söyleyebilir ki?..

KIBRIS BASKILARI Öcalan''ın yakalanması ve adalete çıkarılması konusunda Türkiye''ye yardımcı olan ABD, sıra Kıbrıs''a gelince, değişiyor. Baskıcı ve dayatmacı bir konuma bürünüyor. Kıbrıs, Türk-Amerikan ilişkilerinde daima önemli bir pürüz olarak ortada duruyor. Ayrıca ikili ilişkilerde, her fırsatta ortaya çıkan üçüncü ülke Yunan ipoteğinin olumsuz etkileri de var. Clinton yönetimi, bunların giderilmesi konusunda oldukça kararlı görünüyor. Türkiye''ye Kıbrıs konusunda dozajı giderek artan baskılar bu yüzden.

Bunların bugün New York''ta başlayan BM denetimindeki Denktaş-Klerides dolaylı görüşmelerini nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek. Ama bugünden belli olan ürkütücü durum şu: Bir kanadında AB''nin Öcalan''a endeksli ağırlığı, diğerinde ABD''nin Kıbrıs baskılarının safrası olan dev gövdeli Türkiye uçağı nasıl havalanacak? Gerçi maharetli pilotlara sahip olduğumuz konusu da tartışmalı ama, zaten pilotun mahareti de bu noktada bir işe yarayacak görünmüyor. Zira tehlike kanatlarda ve bu kanatlarla uçağın havalanması ihtimal dışı. Ne diyelim?.. Kolay gelsin Türkiyem...