Kaydet
a- | +A

Yeni bir yıla giriyoruz. Bu öyle bir yıl ki aynı zamanda yeni bir milenyuma-üçbine ilk adım olacak. 1999''un bu son gününde değerli okurlarıma ağız tadıyla, sıhhat ve afiyetle nice yıllara diyorum.

Sağlık her şeyin başı. Bunu bugün hastaneden taburcu olacak Ankara Temsilcimiz sevgili Sebahattin Önkibar''ın ameliyatı ve şifaya kavuşması sırasında bir kere daha iyi anladım. Dayanılmaz acı ve ağrılardan kurtulduktan sonra Sebahattin''in ilk sözü, "Ya Rabbi sana çok şükürler olsun. Bu anları da gördüm" oldu.

Hastane odasından bahçede çalışan işçiler görünüyordu. Sebahattin şöyle anlatıyor:

"Bu işçilere bakıp, acaba ben de bir gün onlar gibi elimi kolumu sallaya sallaya yürüyebilecek miyim? O temiz ve soğuk havayı, en kıymetli hediye gibi her zerresinin lezzetini duyarak içime çekebilecek miyim? Hep bunu düşünüyordum. Ağrısız ve acısız bir ana, sahip olduğum her şeyi vermeye hazırdım. Yeter ki bir ancık onlardan kurtulayım.." Koca Kanuni Sultan Süleyman Han, ''Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!'' diye boşuna dememiş. Ne veciz bir ifade.. Her şeyi anlatan ne güzel bir özetleme..

MİLYARLARCA İNSAN VE KAÇ BİN YILLAR GELDİ GEÇTİ Böyle anlamlı bir başka ifadeyi de önceki gün Sebahattin''i görürken Gazi Yaşargil hoca kullandı. Ünlü beyin cerrahımız milenyumla ilgili sohbetimiz sırasında düşüncelerini şöyle ifade etti: "Acı hissi en büyük dostumuzdur. Acı bizi koruyan bir mekanizmadır. Acıyla yaşamayı öğrenmeli, acıya dayanmalıyız. Kendi kendimizin doktoru olmalıyız. Kendi içimizden geldiği gibi severek davranmalı ve yaşayabilmeliyiz. Beyin, insan vücudunun en mükemmel organı. Ama bizim beyin hakkında bildiklerimiz, ''bir incir çekirdeği kadar'' bile değil! Neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz... Bir milenyum tutturuldu, gidiyor. Biz milenyum, milenyum derken gezegenimiz de herhalde bize gülüyordur. Siz bir yeni binyıla bu kadar heyecanlanıyorsunuz. Ama ben ne yapayım..

Üzerimden kaç milyar insan geldi geçti siz değil ben biliyorum.. Yörüngemde dönerken ne binyılları geçirdim. İnsanların kendilerini ve çevrelerini nasıl hoyratça tahrip ettiklerini-ettiğinizi gördüm, görüyorum.. Ha, ha, haaa! Yeni bir milenyum, haa.." Gazi Yaşargil hocanın bu veciz ifadelerine ve böylesine anlamlı sözlerine gel de katılma...

Onun için ilk temenni olarak, ''önce sağlık'' diyorum. Ya sonra?.

BİLENLE BİLMEYEN HİÇ BİR OLUR MU ? İçimden kor gibi yanarak fışkıran bir ses duyuyorum. Bu ses, ''eğitim'' diye haykırıyor.. Eğitim, illa eğitim..

Her konuda, her branşta öğrenmek; son nefese kadar eğitilmek, hedefimiz olmalı! Bunda da çıtayı hep yükseltmeliyiz.. İşe kendimizden, çocuklarımızdan başlamalıyız..

Mesela çocuklarımıza yurtdışında, hele hele ABD''de bir üniversite bitirtmek arzusunu duymaya, hayalini kurmaya, niyetine koyulmaya yönelemez miyiz? İmkanlarımızı ve imkansızlıkları zorlamaya, kafamızı bu konuda yormaya başlayamaz mıyız? Başımızı sokacak bir evimiz, binecek arabamız, arada bir gidecek yazlığımız, çamaşır değiştirir gibi yenilediğimiz mobilyalarımız ve daha bilmem nelerimiz olsun isterken; hayalini kurarken; geleceğimizin teminatı ciğerparelerimize ve yavrularımıza böyle bir imkanı sağlamaya şartlanmaya var mısınız?.. ''Hayalini kurmak arzunun, istemek kavuşmanın, niyetlenmek başarmanın yarısıdır'' diyenlerin bir bildiği olsa gerek... ''Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu'' kutsal hedef ve temennisini hepimiz için istiyor; milenyumda bütün insanlığa ''önce sağlık, sonra eğitim'' diyorum..