Robotların, otomasyonun iş hayatına girmesinden; günlük yaşantının, artık ayrılmaz bir parçası olmaya başlamasından sözetmiyorum. Kastettiğim, insanların giderek robotlaşma eğilimleri.. Biyonikleşmeleri.. Herkesin bir süpermen fantezisine doğru sürüklenişi.. Hatta kopyalanma merakı ve fantezisi.. Biyoteknoloji başdöndürücü hızla ilerliyor. Genetik felaketten veya üstün (!) insanlar döneminden bahsediliyor. İnternet ve daha bilmem ne yeni teknolojilerle her geçen gün insanların bir başka kalıba ve yaşam tarzına doğru sürüklendiği bir çağdayız. Koyunlar, inekler kopyalanıyor.. Madde ve ruhtan ibaret insanoğlu, ruhunun ulvi özelliklerini ikinci plana atıp, her geçen gün daha da maddileşiyor.. Eskilerin tabiriyle, ''soysuzlaşıyor'' sanki...
Peki hiç düşündünüz mü? Makinalaşmak, robotlaşmak; ya da insan vücuduna mikroçiplerin, minnacık elektronik aletlerin yerleştirilmesiyle yeni bir şekle bürünmek, acaba nasıl bir duygu? Ne menem faydalı? Biyonik ya da süpermen olmak, arzu edilecek, hoşlanılacak bir durum mu? Gazeteniz Türkiye de yazdı. Geleceğin bilgisayarlı askerlerini, şövalyelerini okumuşsunuzdur. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, oluşturduğu özel bir birim ile 25 yıl sonrasının askerini tasarlıyor.
Geleceğin (robot+insan) ''robotik askerlerini'', bir yığın elektronik alet ve bilgisayarla donatacağı ''canlı ölüm makinalarını'' geliştirmeyi planlıyor.
Bu projeye göre hazırlanmış askerler, 360 derecelik görüş açısına, hem de her ahval ve şartta kavuşmuş olacaklar. Gece ya da gündüz farketmeyecek. Arkadan, yandan gelen düşmanı bile görebilecekler. Koluna yerleştirilen özel donanımlarla, roket fırlatabilecekler. Bulundukları ortama anında uyum sağlayan, bukalemun gibi renkten renge giren özel elbiseler giyecekler. Bu elbiseler çok hafif ama dayanıklı olacak. Öyle ki bu kıyafet sayesinde 1 metreden atılan makinalı tüfek mermisinden bile etkilenmeyecek. Ateşe dayanıklı bu kıyafetler, eksi 40 derecede dahi askerin vücut ısısını koruyabilecek. Özel klima ve oksijen sistemleri olacak. Asker, kutuplara gitse üşümeyecek; çölde dolaşsa kliması ile serinleyecek. Acil durumlarda üzerindeki özel sistem 4 saat boyunca askere yeterli oksijeni sağlayacak.. Giydiği özel kask ile zoom yapabilecek, düşman hattının gerisine sarkarak en ince ayrıntıyı bile anında yakalayacak. Aldığı, gözlemlediği ve topladığı bilgileri anında merkeze iletecek.. Özetle bu askerler; 360 derece görüp nişan alabilecekler, düşündükleri bile anında merkeze ulaşıp sürekli kontol ve haberleşme içinde olacaklar. Hatta gerekli anlarda vücutlarındaki mekanizmanın verdiği ilaçla acı çekmeden ölecekler.. Geleceğin askerleri tuvalet ihtiyaçlarını da, elbiselerindeki özel sistem sayesinde savaşırken bile giderebilecekler.. Kopyalamanın
fantezisi bile felaket Pentagon''un bu US Army Soldier Center''da geliştirilen askeri projesinden bize ne demeyin.. Bütün askeri buluşlar ve yenilikler, belli bir faz farkıyla da olsa, ama öyle ama böyle, günlük hayatın bir parçası haline geliyorlar.. Bütün bu gelişmeler, genetik mühendisliğin ortaya koyduğu yenilikler ve insanların robotlaşması aslında bir dizi de risk ve felaketi beraberinde getiriyor.. Koyun, inek derken; gelecekte insanların kopyalanmasından sözediliyor.. Bilmem bir insanın kopyalanmasını konu eden gırgır fantezi filmi seyrettiniz mi? Filimde işkolik ama dağınık, ailesini de ihmal eden bir şantiye başmühendisinin başına gelenler, alaylı bir tarzda anlatılıyor. İnşaatta işçileri ve taşeronları ile bunalan adam, bir de bunlara karısının dırdır ve evini ihmal ettiği mızmızları eklenince, soluğu psikiyatristinde alır. Doktordan kendisine bir çare bulmasını ister. Psikiyatristin tavsiyesi basittir. Sana kendini kopyalamayı öğreteyim. Kopyanı şantiyeye gönder; kendin de evde ailenle daha fazla zaman harca! Doktor bu metodu kendinde denediğini ve günlük işlerin en can sıkıcı olanlarını kopyasına devrederek, epey bir rahata kavuştuğunu belirtir. Hatta kopyasını çağırarak, hastası ile tanıştırır.. Gördükleri ve duydukları ile epey şaşıran zavallı mühendis hemen tavsiyeye uyar. Bir kopyasını çıkarır ve şantiyeyi ona devreder. Kendisi de bütün gün evdedir artık.. Bir müddet sonra ev işlerinden sıkılır. Bunun için bir kopya daha çıkararak, kendisi tatile, gezmeye gider.. Ancak kendini kopyalayan mühendisin kopyalarına tek bir talimatı vardır. Herşeyi yapabilirler, ama aile mahremiyetine girmeleri ve eşine durumu çaktırmaları katiyetle yasaktır. Kopyalar, asılları patronlarının bu talimatına uyma sözü verirler. Gözü arkada kalmadan tatile çıkmasını söylerler. Ama bundan sonra işler karışır. Kopyalar, bazı beğenmedikleri işler için kendilerine kopyalar çıkarmaya başlarlar. Ortalığın kopya dolduğu ve asılın da tatilde olduğu evde trafik karışır. Aile mahremiyeti yasağı delinir.. Neyse uzatmayalım. Tatilden geri gelen adam, kopyalarının yaptıklarını öğrenince deliye döner. Ayrıca eşi de duruma muttali olmuş ve kendini terketmiştir. Bizim kopyacı, bir daha kopyalanmaya tövbe eder. Kopyalarını da başından defeder.. İşte böyle.. Kopyalanmak fantezi mi, robotlaşmak aptallık mı, artık siz karar verin...

