Allahü teâlâ namaz kılanı çok seviyor. Allahü teâlânın Âdem aleyhisselâmdan beri her Peygambere mutlak verdiği emir, kendisine inanmak ve namaz kılmak...
Hiçbir Peygamber yoktur ki, ümmetine namazı farz kılmamış olsun. Cenâb-ı Peygamber “aleyhissalâtü vesselâm” buyuruyor ki: “Namaz mü’minin Mi’râcıdır.”
Gazetemizin kurucusu Merhum Enver Ören Ağabey anlatıyor:
“Üniversitede talebeyim. Zooloji laboratuvarında derse bir girdin mi, 7-8 saat sürüyor. Yani bir giriyorsun öğleden sonra, tâa akşama kadar çıkabilirsen! Tabii bu arada ikindi namazı var. Ama ikindi vakti sigara çay molası veriyorlar. Ben o vakitte bayanlara mahsus bir vestiyer var. Mantolarını falan asıyorlar. Başka da yer yok. Orada bir yer ayarlıyorum kendime, seriyorum seccadeyi namazımı kılıyorum. Perihan Hanım diye Karadenizli bir asistanımız vardı. Bir gün yine sigara çay molası dedi. Sigaracılar dışarı çıktı. Tabii ben de çıktım. Kalanlar hocaya demişler ki, 'Efendim, Enver Ören sigara içmez ki, niye çıkıyor? İsterseniz gelince ondan kibrit isteyin bakalım verebilecek mi? O sigara bahanesiyle namaz kılmaya gidiyor!' Namazdan geldim. Hoca, 'Sayın Ören şu çakmağını verir misin?' dedi. Yok dedim. 'Kibrit' dedi. Dedim yok. 'Ne marka sigara içiyorsun?' dedi. Fakat millet başladı fıkır fıkır gülmeye. Hemen meseleyi anladım. Hoca, 'Anlaşıldı otur' dedi. Sonra çantasından bir sürü kâğıtlar çıkardı ve herkese dağıttı. Dedi ki: 'Şimdi sizi imtihan edeceğim ama bunun notlarınıza hiçbir tesiri olmayacak. Ben biraz da kendimi kontrol etmek için yapıyorum, acaba bugüne kadar size ne kadar faydalı oldum diye' dedi. Soruları sordu. Biz yazmaya başladık. Sonra kâğıtları topladı. Oturdu kürsüye, bütün kâğıtlara bakarak not verdi. Hepsi bitince notları okumaya başladı ki; 1, 1, 1, 1, 2, 2, 1, 1, 1... Yani 3 alan yok. Bana sıra geldi, 9,5... Hoca oradakilere dedi ki: 'Bu arkadaşınız namaza gidiyor diye arkasından güldünüz ve ona gerici dediniz. Bu benim kanıma dokundu. Ve şimdi görüyorsunuz ki, hiçbir haberi olmaksızın, ben bir Müslümanın hakikaten gerici mi ilerici mi olduğunu anlamak için imtihan yaptım. Hepiniz bir iki puan alırken o 9,5 aldı. Hepinize ilan ediyorum, bu arkadaşınızı yanıma laborant alıyorum. İşte anahtarım. Benim odamda istediği zaman namazını kılsın!..'
Düşünün o günün şartlarında talebesin ve üniversiteden maaş alıyorsun, sana ait bir de yer veriyorlar, istediğin kadar namaz kılabiliyorsun! Olacak iş değil. Böyle bir yer bulamazsın. Namaz kılmam, ders çalışmam, dinlenmem için hakikaten böyle bir yere çok çok ihtiyacım vardı. Velhasıl Allahü teâlâ o namazın bereketi ile çok rahat bir tahsil hayatı yaşattı. O kadar bereketli oldu ki, üniversite eğitimi normal olarak en az dört senedir. Ben hem laborantlık yaptım, Sabah gazetesinde musahhihlik yaptım, birkaç talebeye ders verdim ve her gün üniversitedeki çalışmalarımı yaptım... Boş zamanım hiç yok. Buna rağmen üniversiteyi üç senede bitirdim... Üniversiteyi üç senede bitirmemin karşılığında bana NATO tercihli burs verildi! Nereye? Napoli’ye. Yani işler öyle rast gitti ki! Sebep, namaz!.."

