Kaydet
a- | +A

"Bir kimse, ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları af olur."

İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.) [Buhârî]

Selmân-ı Fârisî “radıyallahü anh” bildirdi ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Şaban ayının son günü hutbede buyurdu ki: (Ey Müslümânlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece [Kadr gecesi], bin aydan daha faydalıdır. Allahü teâlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvîh namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günâhları af olur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevâbı kadar, ona sevap verilir). Eshâb-ı kirâm, dediler ki: Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Resûl “aleyhisselâm” buyurdu ki: (Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda, emri altında olanların [işçinin, memûrun, askerin ve talebenin vazîfesini hafifletenleri [patronları, âmirleri, kumandanları ve müdürleri], Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelîme-i şehâdet söylemek ve istigfâr etmektir. İkisini de, zâten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden Ona sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyâmet günü susuz kalmayacaktır).

Sahîh-i Buhârî'deki bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Bir kimse, ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları af olur.) Demek ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lâzımdır...

Câbir bin Abdüllahın “radıyallahü teâlâ anh” haber verdiği bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerîfete beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir: 1-Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ müminlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azâb etmez. 2-İftar zamanında, oruçlunun ağzı kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir. 3-Melekler, ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için dua eder. 4-Allahü teâlâ, oruç tutanlara, âhirette vermek için, Ramazan-ı şerîfte Cennette yer tayîn eder. 5-Ramazan-ı şerîfin son günü, oruç tutan müminlerin hepsini af eder.) [Ettergîb vetterhîb, Beykekî]

Hasan Yavaş'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR