İlk yarıda iyi olan taraf Juventus’tu. Locatelli ve Thuram’ın çekip çevirdiği orta saha, Conceiçao ile Kenan’ın sürüklediği kanatlar, gol bölgesinde sürpriz isimler… Çok hızlı geçiş hücumları, kaptırdıkları toplarda hemen faul ve oyunu “dinlendirme.”
Sara’nın golünde kucaklaşmalar bitmemiş, savunma oyuncularımız santradan ceza sahasına gelmemişken, Uğurcan baş başa kaldığı iki Juventusludan Kalulu’nun kafa vuruşunu çıkarıyor, Koopmeiners’a engel olamıyordu. Koopmeiners’in ikinci golüne ise kimsenin yapacağı bir şey yoktu.
Galatasaray’da Yunus ile Sara fark ediliyordu. Cambiaso’nun “dövdüğü” Barış Alper devreyi bekliyordu. Aslında hepimiz… Dur bakalım, bu işin ikinci yarısı var.
Huzurlarınızda gerçek Cimbom
Barış Alper’in asistinde Lang beraberliği, Sara’nın asistinde Sanchez galibiyeti, Osimhen’in pasında Lang farkı getiriyordu.
Barış Alper’in Juventus sol beklerini haşat etmesi, Osimhen’in her zamanki sinsice rakipten top çalma “hırsızlıkları”, bin yıllık Galatasaraylı Noa Lang’ın ve Boey’nin ilk gollerini atması, Sane’nin dönüşü… Hepsi geceye yakıştı.
Bunu da gördük… Okan Buruk maçın bitmesine 20 dakika filan varken, kartlı oyuncularını, yıldız oyuncularını Karagümrük maçında oyundan alır gibiydi.
Artık deplasmanda gol avantajı kalmadığına göre, ilk maçı içeride oynamak çok iyi oldu. Cimbom büyük moralle gidecek Torino’ya…
Maçın adamı: 5 isim buraya sığmaz.

