Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Küçük doktor
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bizim Niyazi amca kırk yıllık dolu dolu çalışmanın sonrasında faal hayattan çekildi.
Uluslararası gemi kaptanıydı ve artık kalan ömrünü biricik kızının biricik kızına, yani torununa adamıştı.

Niyazi amca, yirmi yedi yaşındaki Zeynep’in hayatını taksit taksit izleyebilmişti ama torunu Ayşe’nin büyümesini kaçırmak istemiyordu.

Bazen kızı ve damadı onlara geliyor, bazen hanımıyla birlikte kendisi kızının evine gidiyordu.
Kaptan, her türlü oyuncağı almıştı torununa…
Plastikten mutfak eşyaları, naylondan doktor malzemeleri…
Çeşit çeşit bebek, binbir türlü köpek…
Yarım asır dümen, pusula, role cetveli tutan elleri şimdi oyuncak ayılarla, yünden kedilerle uğraşıyordu.

Dede ile torun neşe içinde legolardan ev yapıyor, “pazıllarla” yaptıkları resimleri şamata ile bozuyorlardı.

Ayşe yeni yeni cümle kurmaya başlamıştı.
Kelimeleri peltekçe söylemesi onu daha da sempatik yapıyordu.
Niyazi Kaptan geçen Berat Gecesi’nin gündüzünde, ikindi namazında camiden çıktıktan sonra kızına -aslında- torununa uğradı.

Kızı memnuniyetle karşıladı babasını:

- Tam zamanında yetiştin babacığım. Ütü yapmaya çalışıyorum ama bu cimcime ayaklarımın altında dolaşıyor.

Dede torununu kucaklayıp tepesine çıkardı:

- O ayaklar altına değil baş üstüne layık, diyerek.
Dede torun, oyun odasına geçtiler.

Ortalık çıfıt çarşısı gibiydi. Bütün oyuncaklar yerlerde…
- Önce bir ortalığı toplayıp sonra şöyle garajlı bir ev yapalım kuzum, dedi Niyazi dede.

Bir süre sonra Niyazi Kaptan sırtüstü uzandı.
Torun Ayşe, her zamanki gibi plastikten çekicini aldı, muayeneye başladı.
Dedesinin sağ dizine çekiçle vurdu, güya nörolojik bir kontrol yapıyor.

Bu hareketi her yaptığında, dede tepki verir gibi yalandan dizini titretiyor, Ayşe de kahkaha atıyordu.
Bu kez sağ dizden o tepkiyi alamayınca, sol dize vurdu. Yine ses yok.
Plastikten stetoskopunu kulaklarına taktı, dedesinin göğsünü “dinledi.” Bu harekette de her seferinde öksüren dede, yine sessiz kaldı.

Torun Ayşe istediğini alamadıkça stetoskopun ucundaki diyaframın yerini değiştiriyordu.

Ağlamaya başladı.
Bir süre sonra, Niyazi Kaptan’ın bütün yakınları bu ağlayamaya eşlik edecekti.
Çünkü ihtiyar adam, ani bir kalp krizine teslim olmuştu, en sevdiğinin yanında…

Sadık Söztutan'ın önceki yazıları...


ÖNE ÇIKANLAR