Kaydet
a- | +A

Prag''da sürmekte olan IMF toplantıları, Fransız Micheal Camdessus''un yerine geçen Alman maliyeci Horst Koehler''in ilk büyük sınavı olacak. Buna karşılık Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn, yılların birikimi ve tecrübesi ile 3 yılda bir yapılan Genel Kurul toplantısına bu hafta yön verecek bir lider konumunu taşıyacaktır. IMF ve Dünya Bankası, bu yıl birkaç temel konuda yeni politikalar belirleyecektir. Bunlardan biri zengin ülkelerin daha doğrusu G7''lerin, fakir ülkelere nasıl, ne düzeyde yardım edeceği, diğerleri ise, ülkelerin yeni gruplara ayrılarak, yeni stratejiler belirlenmesi, petrol fiyatlarının ve Euro''nun geleceği ile ilgilidir. G7 Maliye Bakanları toplantısına başkanlık edecek olan Amerika Maliye Bakanı Lawrence Summer''e göre bundan böyle fakir ülkelere nakit ödemeler yerine yeni teknolojiler götürülmeli, üretim kapasiteleri arttırılmalı, gümrük indirimleri yoluyla ürettikleri mallar da satın alınmalıdır. 7 ülkenin ekonomi sorumluları ayrıca, hızla yükselen petrol fiyatları üzerinde duracaklar, son üç ayda ilave olarak ödedikleri 200 milyar doları geriye alabilmenin yöntemlerini belirleyeceklerdir. Bu nedenle gelecek aylarda Körfez''deki suların yeniden ısınması, silah satışlarındaki artışlar dahil her türlü pazarlama teknikleri, gündeme gelebilir.

Yeni bir sınıflama IMF, yaptığı yeni bir çalışmada ülkeleri 5 ayrı sınıfa ayırarak yeni bir gruplandırma başlatmıştır. Üzülerek belirtmek gerekir ki IMF, düzenlediği yeni klasmanda Türkiye''ye karşı objektif davranmamış, bizi dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Cibuti, Senegal, Bangladeş ve Pakistan gibi ülkelerle 4. Lige yerleştirmiştir. Buna kaşılık milli gelir açısından bizim çok altımızda olan Hindistan, Mısır, Moldovya''yı 3. Lige, Guyana, Tunus, Ürdün, Malavi gibi sosyo-ekonomik açıdan Türkiye''nin yanına yaklaşamayacak devletleri de 2. Lige koymuştur. Bu durum, IMF uzmanlarının Türkiye hakkında yeterince bilgiye sahip olmadığını ya da gerçekleri görmemezlikten gelmeye çalıştığını kanıtlamaktadır. Bir yandan Mr. Cottarelli, Londra''da katıldığı bir konferansta, Sayın Ecevit ve diğer hükümet yetiklileriyle arasını düzeltebilmek için Türk ekonomisine övgüler yağdırırken, öte yandan IMF Genel Merkezi Türkiye''nin potansiyellerini ve konumunu yeterince değerlendirmeyen bir sınıflandırmaya gitmiştir. 200''e yakın ülkenin ekonomi ve maliye bakanlarının finans ve bankacılık çevrelerinin katıldığı Prag Zirvesi''nde, Türkiye''nin hak etmediği sıralamaya konması, özellikle Avrupa Birliği''ne girmemize engel çıkartan ülkelerin ekmeğine yağ sürmüştür. Ayrıca, sözü edilen raporlar Türkiye''de yatırım yapmak isteyen firmalara ve dış kaynak sağlayacak finans kesimlerine Türkiye açısından yeşil ışık yerine sarı hatta kırmızı sinyaller gönderilmek istenmiştir. Bütün bunlara ilaveten Euro''daki değer düşüşünde rol oynayan faktörler arasında Türkiye ve Bulgaristan''ın aday ülkeler arasında gösterilmesinin de rol oynadığının vurgulanması bize karşı olan tutumun açık bir göstergesidir. Sübjektif yargılara karşın bağımsız kaynaklar, Euro''nun 2 yıl içinde % 30''a yakın değer kaybetmesinin en önemli sebeplerinden birinin Avrupa Birliği''ndeki entegrasyon ve işbirliği çalışmalarının başarılı sürdürülmemesine ve ortaya işe sahip çıkacak bir liderin bulunmamasına bağlamaktadırlar.

IMF-Dünya Bankası İstanbul Zirvesi Prag toplantısının geçen yıl Kasım ayında Seattle''da yapılan Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Zirvesi''ndeki kargaşaya dönüşmemesi için Çek hükümeti, ülkede adeta olağanüstü hal ilan etmiş, kente giriş yapan 20 bin göstericiye karşılık 11 bin polisi seferber ederek asayişi sağlamaya çalışmıştır. Yapılan bunca gayrete karşılık ilk göstergeler, İstanbul''da düzenlenen toplantılarda elde edilen başarıların gerçekleştirilemediğini ortaya koymaktadır. Hükümet yetkililerimiz, gelecek IMF-Dünya Bankası zirvesinin İstanbul''da yapılması için gerekli girişimlere şimdiden başlamalı, aleyhimize estirilen rüzgarların önüne geçmek için belirli bir plan doğrultusunda çalışmalıdır. Böylece bizi 4. Lige koyan yetkililer, Türkiye''deki gerçeklerin Bangladeş, Cibuti ve Guyana''daki koşullardan çok daha farklı olduğunu yerinde görmeli, hatalarını anlamalı ve bunu telafi yönüne gitmelidirler.