Kaydet
a- | +A

Prag, dünya ekonomi tarihine, sistemlere başkaldıran gösterilere sahne olmakla tanınmıştır. Avrupa''nın incisi sayılan bu kentin Wenceslaus Meydanı 1989''da komünist rejime başkaldıran 300 bin Çekoslovak''ın sesiyle inlerken son bir haftada globalleşme karşıtı kitlelerin istilasına uğradı. Bir zamanlar sosyalizme karşı yapılan yürüyüşler şimdi yerini IMF-Dünya Bankası gibi kapitalizmin temel organlarına karşı gösterilere bıraktı.

Gösterilerin sebebi Batı''daki refah toplumlarında yaşayıp küreselleşmeye karşı gösteri yapmak için Prag''a giden binlerce gönüllünün üstünde durduğu en önemli noktalardan biri dünyada gittikçe büyüyen gelir dengesizliğidir. Bunun zaten gizlenecek yanı da yok. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere birçok kuruluş bunu açık seçik ortaya koymaktadır. Nitekim, Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü''nün son yayınlarında İnsanoğlunun Sefelatten Kurtarılması (Overcoming Human Poverty) Raporunda dünya nüfusunun neredeyse % 40''ı açlık, sefalet ve cehaletle savaşırken sanayileşmiş ülkelerdeki kuruluşların globalleşme olgusunu ileri sürerek kazançlarını pekiştirmenin, ahlaki kurallara aykırı olduğu açıklanmıştır. Unutmamak gerekir ki, iş ve finans dünyasındaki birçok kuruluş gibi IMF ve Dünya Bankası da aktarmış olduğu kaynakların prodiktif alanlarda kullanılmasını arzu etmekte ve yeni fonlar oluşturabilmek için verdiklerinin hızla dönmesini hedeflemektedir. Her iki kuruluş da kaynak dağılımını gözönüne alırken ilişkide olduğu ülkelerdeki çeşitli kriterleri gözönüne almakta, özellikle siyasi istikrar üzerinde durmaktadır. Geçen toplantılarda olduğu gibi bu yıl da Prag''da gelişmekte olan ülkeler, IMF ve Dünya Bankası''ndan elde edecekleri kredi payını artırmaya uğraşmışlar, bu yönde çeşitli kulis ve lobi faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

Yeni kaynak bulma zorunluluğu Türk heyetinin başkanı Devlet Bakanımız Sayın Recep Önal ve ekibi de çok sayıda önemli şahsiyetle görüşmüş ve Türkiye''nin uygulamaya koyduğu yeni ekonomik paketin özelliklerini Prag''da anlatmaya çalışmışlardır. Türk ekibinin işi gerçekten zor olmuştur. Bir yandan son haftalarda sertleşen IMF-Türkiye ilişkilerini rayına oturtturmak, öte yandan programın aksayan yönlerini ve bunun sebeplerini diplomatik bir lisanla anlatmak kolay bir iş değildir. Son olarak 2.5 milyar dolarlık kredi dilimini alabilmek için Aralık 2000''den önce kamu bankalarının özelleştirilmesini sağlamak, Hazine, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı yetkililerini çok daha zor şartlarda çalışmaya itecektir. Görünen o ki, Çankaya ile Hükümet arasında kararname kriziyle bunalıma sürüklenen yüksek düzeyde karar alma mekanizması, sadece Türkiye''deki iç piyasaları değil, dış piyasaları da olumsuz yönde etkilemektedir. Krizin Türkiye''nin büyük ölçüde dış kaynağa ihtiyaç duyduğu bir sırada ortaya çıkması programda değişikliklerin yapılmasını zorlayabilir, hatta dar ve sabit gelirlileri kemer sıkmaya itecek yeni politikalar üretilmesini gerektirebilir. Bu nedenle reddedilme ihtimali olan kararnameleri köşke göndermeden önce Cumhurbaşkanlığı makamının görüşünün alınması, Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının da ekonomik politikadaki gelişmeleri yakından takip ederek Sayın Cumhurbaşkanı''na objektif bilgi sunmaları ülkemiz yararına olacaktır. Aksi halde enerji problemleriyle zor günler yaşayacak olan Türkiye, Ocak, Şubat, Mart aylarında soğuk ve dondurucu havanın ötesinde siyasi yönden bunalımlarla karşılaşabilecek, sosyal çalkantıları artan bir ülke haline dönüşebilecektir.