Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin, her vesileyle Avrupa’yı, Ukrayna savaşını devam ettirmeye çalışmakla suçluyor… Ukrayna’nın bu hâle gelmesinde Batı’nın “renkli devrimlerinin” payı büyük değil mi?
Ukrayna savaşını 24 Şubat 2022’den itibaren başlatmak büyük yanlışlık olur!.. Zira bu savaşın başlangıç tarihi, 6 Ağustos 2014 tarihinde Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesi ve Donbas bölgesindeki yoğun çatışmaların başlamasıdır. Yani bahse konu savaş dördüncü değil, tam on ikinci yılında… Gerçi Rusya şimdiye kadar "savaş" kelimesini resmen kullanmadı. Sürekli olarak “Özel askerî operasyon” şeklinde tanımlıyor. Bu noktaya gelinceye kadar Batı’nın Ukrayna’yı mayın eşeği gibi alana salması misali çok şeyler yaşandı. Atlantik’in her iki yakasını kapsayan muhtevayla Batı, haddizatında Ukrayna’ya tutamayacağı pek çok vaatte bulundu… Bu ikiyüzlü yaklaşım aslında Kafkasların tamamı için söz konusu idi. Çünkü bu tahrikler neticesinde, Rusya çok sert tepkiler verdi ve mesela Gürcistan’ı üç parçaya böldü… Ukrayna’daki kışkırtmalar o kadar ileri gitti ki, eski devlet başkanı Viktor Yanukoviç Kiev’den kaçarak Rusya’ya sığınmak zorunda kaldı. Yanukoviç’e yapılan suçlama, onun Rusya taraftarı olmasıydı… Nitekim daha sonra vatana ihanetle suçlandı ve gıyabında 13 yıl hapse mahkûm edildi. Bu arada, Gürcistan eski Cumhurbaşkanı Saakaşvili’nin başına gelenler, Yanukoviç’ten çok daha beterdi... Batı’nın Ukrayna’ya, Avrupa Birliğine üyelik kandırmacası ve hatta ileride NATO’ya dâhil etme havasını estirmesi, bu ülkeyi geri dönülmez biçimde, daha çok Rusya’nın tasallutuna maruz bıraktı… Batı, stratejisini sürdürmekte kararlı görünüyor. Ukrayna savaşının uzaması ve Rusya’nın daha çok yıpranıp zayıflaması için, Ukrayna’ya çok yüksek miktarda askerî ve lojistik yardımlar yapıyor. Son zamanlarda, Kiev Yönetimi’nin cephede kullandığı etkili füze sistemleri ve yüksek teknoloji ürünü drone'larla, fazlasıyla dikkat çekici saldırılar gerçekleştiriliyor.
24 Şubat 2022’de Rusya’nın başlattığı “Özel askerî operasyonunun” ilk gününde Rus uçakları Ukrayna semalarında âdeta resmigeçitte bulunur gibi fotoğraflar vermişti. Kiev Yönetimi hazırlıksız yakalanmıştı… Türkiye’deki pek çok askerî uzman ve analist de bu görüntülere bakarak savaşın çok kısa süreceğini ve Ukrayna’nın havlu atmaktan başka çaresi olmadığını konuşup yazmışlardı. Fakat gelişmeler hiç de öyle olmadı. Zaman geçtikçe Ukrayna savaşa daha hazırlıklı ve donanımlı bir duruma geldi. Şüphesiz burada Batı’nın çok geniş destekleri oyun değiştirici etkendi… Batı bir taraftan Ukrayna’ya askerî ve lojistik destek verirken diğer yanda Rusya’ya karşı hemen her alanda çok etkili ambargolarla Moskova Yönetimini zayıflatmaya çalıştı… Bu vadide kısmen başarılı olduğu da bir vâkıâ. Velakin Batı’nın beklediği ölçekte bir Rusya zayıflaması olmadı. Özellikle Rus ekonomisi, ülkenin geniş kaynakları sebebiyle uygulanan yaptırımlara karşı direnmesini sürdürdü. Bu şartlarda Rusya’nın daha epey müddet, savaşı devam ettirme imkân ve kapasitesine sahip olduğunu belirtmeye gerek var mı? Peki, beri tarafta Ukrayna’nın durumu nedir? Daha önce birkaç kere barış müzakereleri için uygun ortam hasıl olmasına rağmen, her seferinde Avrupa ülkeleri Ukrayna’yı çatışmaları sürdürmeye zorladı. Yakılan ve yıkılan Ukrayna ülkesi nasıl olsa! Ukrayna mevcut şartlardan fena hâlde yakınsa da gelen baskılar sebebiyle müzakere masasına uzak duruyor… Avrupa ülkeleri bu noktadan Kiev Yönetimini baskılamaya devam ediyor ve askerî yardımları daha da arttırıyor. Böyle olunca da savaş yayılma istidadına giriyor.
Ukrayna tarafında Rusya’nın Moskova’daki ana rafinerisinin hedef alınması ve isabet alması çok dramatik bir hadise… Bu saldırıdan sonra Rusya’da akaryakıt istasyonlarında sıkıntıların baş gösterdiği ve bu sebeple kısıtlamaların uygulandığı haberleri geliyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky, “Ukrayna yanarsa, Moskova da yanar…” şeklinde bir açıklama yaparak, Kiev’in, savaşı daha fazla Rus topraklarına taşımak istediğinin işaretini verdi. Elbette Rusya bu saldırılara cevap vermekte gecikmedi. Kiev, Sumi ve Zaporijya şehirlerine hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar önemli yıkımlara sebep oldu. Ukrayna da Moskova ve Tula şehirlerine hava saldırıları düzenledi. Bu şekilde karşılıklı olarak yapılan hamlelerde hangi tarafın daha çok kayıp verdiği tam olarak belli olmamakla birlikte, genel kanaat Rusya tarafının ağır basma kapasitesinin büyüklüğü ile şekilleniyor. Geçen dört buçuk yıl zarfında, Ukrayna belirgin olarak iki büyük saldırı gerçekleştirdi. Biri kara saldırısı idi. Ukrayna 6 Ağustos 2024 tarihinde Rusya’nın Kursk Oblast bölgesine geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirdi. Bu Rusya derinliklerindeki ilk ve en büyük saldırı idi. İkinci büyük saldırı da havadan oldu. 18 Haziran 2026 günü, Moskova’ya drone sürüsü ile yapılan ve ana rafinerinin isabet aldığı saldırı.
Velhasıl başlangıçta en fazla bir veya birkaç hafta içinde biteceği düşünülen savaş dört buçuk yılını doldurdu. Ancak yukarıda işaret ettiğimiz üzere, bu savaş aslında on ikinci yılında devam ediyor!.. Sebep ve saikleri de ortada. Avrupa şimdiden Rusya ile bir büyük savaşın hesaplarını yapıyor. Bu minvalde Rusya tarafı da, bahse konu savaşın 2030'da kopmasından dem vuruyor. Hâl böyle olunca işin içine ABD ve NATO’nun girmemesi mümkün mü? Bu çerçevede 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesinde gündeme gelecek değerlendirme ve yorumlar çok büyük önem arz ediyor… Çok çarpıcı sonuçların çıkması da muhtemel. Bakalım dünya sulhu adına Ankara’dan ne gibi işaretler verilecek… Sağduyulu yaklaşımların galebe çalmasını dileriz elbet.

