Kaydet
a- | +A

Bugün güzel İzmirimizin, 77. kurtuluş yıldönümünü kutluyoruz. Yetmiş yedi yıl insan ömrü için çok uzun bir zamandır. Bu şanlı günü görüp de, halen hayatta kalan kimse var mı bilmiyorum.

Bugün İzmir''i kurtaranlar da, İzmir''i işgal edenler de artık hayatta değiller. Hepsi toprak altındadır. Kurtarıcıların şanı, zalimlerin ise nefreti miras kaldı.

Güzel İzmirimizin kurtuluşundan önce, üç sene evvelki işgal yıllarını gözümün önüne getirdim:

14 Mayıs 1915 sabahı İngiliz Akdeniz Filosu komutanı Amiral Galtorphe, 17. Kor. K. ve İzmir Valisi Ali Nadir Paşa''ya bir nota vererek; (İzmir istihkamları ile askeri tesisler olan arazinin, Mondros mucibince, bugün öğle üzeri, itilaf devletlerince işgal edileceğini) bildirdi. Aslında Yunanistan itilaf devletlerine dahil değildi. Onu İngiliz kışkırttı. Bu zulmün suçlusu İngilizlerdir.

Böyle bir işgali, bir gün önce kulaktan öğrenen bazı vatanseverler, gece Yahudi Maşatlığında (bugünkü Bahri Baba parkı) bir toplantı tertip ettiler. Sabaha kadar devam eden toplantıda, tam bir karar alınamamış ise de el yazısı ile bir beyanname kaleme alınmış ve sabah bütün vatansever ileri gelenlere dağıtılmıştır. Bunun üzerine birçok İzmirli kendilerine, silah verilmesi için kumandan Ali Nadir Paşa''ya müracaat etmiş, ancak red cevabı almışlardı.

15 Mayıs sabahı Ortodoks kilisesi çanları zamansız ve çılgınca çalmaya başladı. Bir Yunan Efzun taburu karaya ayak basarken, İzmir metropoliti Hristomos sahile koşup gelen Yunan askerlerini gösterişli bir şekilde takdis ediyordu.

Yerli Rumlar kudurmuş gibi idi. Yol üstünde rastladıkları Türklere dayak atıyorlar, tekmeleyip yerlerde süründürüyorlardı.

Yunan birlikleri askeri kışlaya doğru yöneldi. Bu durumu gören Kumandan Nadir Paşa, subayları ile kısa bir toplantıdan sonra, teslim olmak maksadıyla Beyaz bir bayrak ile Yunan kıtalarına karşı giderlerken; Efzun askerleri Paşa''yı tekmelemeye başladılar.

Rütbeleri yırtıldı, kalpağı yerlere çarpıldı. Bütün Türk subaylarına hücum başlamıştı. Sokak ortasında sopalarla kıyasıya dövülüp, yerlerde süründürüyorlardı.

Diğer Yunan birlikleri şehre muhtelif kollardan dağılmaya başladı. İşte bu sırada kışlasından gizlice sıvışan bir Türk askeri, bir sokağın köşebaşında mevzi alıp gelenleri öyle bir ateş altına aldı ki, hiç bir mermisi boşa gitmiyordu. Yirmi kadar Yunanı devirdikten sonra, mermisi bitti. Kalan Yunan palikaryaları, hızla bu kahramana hücum ettiler. Kurtuluş ümidi kalmayan bu aslan arkasına döndüğünde pencereden kendisini seyreden yaşlı Türk hanımına dönerek "Anne, ölürsem ahirette bana şahitlik et ki, bu zalimlerin önünden mermim bittiği için kaçıyorum" dediyse de daha davranamadan kahpe Yunanlılar bu aslanı şehit ettiler.

Kordon boyundaki birlikler ise, dövdükleri Türk subaylarına zorla "Zito Venizelos" (yaşa Venizelos) diye bağırtmaya çalışıyorlardı. Bu subaylardan askerlik dairesi başkanı Miralay Süleyman bu zorlamaya karşılık "Kato Venizelos" (kahrol Venizelos) diye bağırınca, hemen oracıkta ezilerek şehid edildi. Aynı şekilde on kadar subay daha bağırmadıkları için öldürüldüler.

O günleri anlatan E. Tümgeneral Seyfettin Çalışlar''ı dinleyelim şimdi:

"Ben İzmire giren Süvari Kolordusunun 1. Süvari Tümeni emir subayı idim. 8 Eylül saat 12.00''de Manisa''ya girdiğimizde, şehir alevler içinde idi.

Halk yunan zulmünden dağlara kaçmıştı. Yangınları söndürürken bir yandan da mahalli bir hükümet kurarak; halkın şehre dönmesini başlattık. İzmir''e ulaşabilmenin sevincinden bir haftadır uyku nedir bilmiyorduk. Ertesi gün saat sekizbuçukta, Bornova''ya ulaştık. Küçük bir direnmeden sonra Yunan İzmir''e kaçmaya başladı. Kokluca''ya yaklaşan öncülerimize, yerli Rumlar pusu kurarak, yaylım ateşi açtılar. Derhal İzmir hükümet konağına bayrak çekildi. Diğer bir birliğimiz ise Kadifekale''ye bayrak çekmişti.

Yunan bozgun halinde idi. Yunan kıtaları, bizim askerlerle karmakarışık ve içiçe idi.

Hiçbir askerimiz, tenezzül edip de bu zalimlere süngü saplamadı. Limandaki yabancı gemilere binmek için birbirlerini eziyorlardı."

Şimdi şöyle bir gerimize dayanıp düşünelim. Yabancı bir ülkeyi işgal ederken, kin ve nefretle her türlü zulmü yapan palikaryalar ve onları üstümüze sevkeden İngilizler. Diğer taraftan topraklarını zalimlerden kurtarmak için haftalardır, yemeden, içmeden, uyumadan savaşan insanların düşmanlarına insanca davranışları... Zalimin zulmünü mazlumun ahı yakıp bitirmiştir.

77 sene önce bütün Batı Anadolu''yu yakıp yıkanların bugün, zelzeleden harap olan İzmit-Adapazarı''nı kurtarmaya koşmaları ilahi bir tecellidir.