"Minderde büyük operasyonlar başladı", "Güreş Milli Takımı''ndaki teknik kadrolar dağıtılıyor", "Rus antrenörler getiriliyor" "4 yabancı güreşçinin gelmesine izin verildi" gibi manşet haber başlıklarını gazetelerden okuyoruz. Grekoromen ve serbest milli takımlarımızın antrenörleri Salih Bora ve Fevzi Şeker hocalar da; "Biz bu işin hamallığını yapıyoruz. Yabancı hocaların yanında ikinci durumda çalışmak bizim için züldür, ayrılacağız" diyorlar. Antrenörlük meselesi Türk güreşinin pis bir yarasıdır. Güreş camiamızın yetersizliği, görgüsüzlüğü. Helva yapmasını bilmememizden 30 - 35 yıldır bu yara kanayıp durmaktadır. Dünyada güreşin alemdarlığını yapan bir ülkede çeyrek asırdan fazla bir zamandır birkaç antrenör yetişmiyorsa, öteden beri Spor Bakanlığı, Federasyon Başkanlığı gibi kuruluşların birer politik yer olduğundandır. Güreşte ilk şart; antrenörün güreşçisinden daha az olmayan bir minder başarısı kariyerine sahip olması ve genç güreşçilerden farklı vasıflara sahip olmalıdır... Bizim greko ve serbest milli takımlarımızda Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonları var. Baş antrenörlerimiz ise Salih Bora 48 kg''da Dünya ikincisi. Fevzi Şeker hoca ise 73 kg''da ancak Avrupa şampiyonudur. Ve 40 yıla yakın zamandan beri Türk güreşini hemen her zaman vasıfsız hocalar yönettiler. Derecesiz hocalar şampiyon elemanların karşısında hafif kaldılar evet 40 yıldan bu yana da Türk güreşi istenilen dereceleri hiçbir zaman alamadı kör topal bugünlere gelebildik geçmişten birkaç misal verelim: Cumhuriyet yıllarımızın ilk antrenörleri Finlandiyalı Pellinen, Macar Peter hocalardı. Bu iki şampiyon hoca minderde köprü kurmasını değil, yürümesini bilmeyen çayırdan gelen Türk güreşçilerinin gözlerinde birer dev idiler. Hocalarına inanmamış olan dönemin güreşçileri, katıldıkları bütün Balkan Şampiyonaları''nda kazanıyorlardı. 1948 Londra Olimpiyatları''na hazırlanan güreşçilerimizin hocalığını ise altı mı, yedi mi defa Balkan Şampiyonluğu kazanmış güreş sihirbazı Nuri Boytorun yapıyordu ve hocalarına inanmış elemanlar 6 olimpiyat şampiyonluğu kazanmışlardı. 1950 ''lerden sonra ise Türk güreşçilerini Yaşar Doğu, Celal Atik gibi Dünya ve Olimpiyat şampiyonu hocalar çalıştırmışlar, 1960 Roma Olimpiyatları''nda 7 altın alınmıştı. Daha sonraki yıllarda milli güreş takımlarımızın başında bir olimpiyat ya da dünya şampiyonu gören varsa, söylesin.
Yetiştirdiğimiz 16 olimpiyat şampiyonumuzun kimisi zengin, kimi fakir oldular bazıları yadellerde işçilik amelelik yaptılar ama bir teki dahi milli takımımızın başına getirilemedi dert ve hastalığımız burada... Bizde milli takım antrenörlüğünü ancak heveskârlar yapmaktalar. Çünkü maaş verilmiyor. Kanun öyle emrediyor gelecek olan yabancı antrenöre istenilen ücret ödenmektedir. Dünyanın en üstün antrenörlerini getirsek, faydası devede kulak olacaktır. Çünkü eldeki malzeme bu. Diyelim ki, üç-beş şampiyon kazansak Sidney''de bu da taşıma suyla değirmen döndürmüş olmaz mıyız? Dağıstanlı''lar, Bayrak''lar, Ayık''lar, Demir''ler gibi nice olimpiyat şampiyonlarına bu imkan verilmedi. Hiç olmazsa bundan sonra Hamza Yerlikaya, Hakkı Başar, Mehmet Akif Pirim, Şeref Eroğlu gibi gençlere güreşi bıraktıktan sonra hocalık verilmeli. Türk güreşinde bir istikrar ciddiyet, ağırlık ve başarı olsun...

