22.''si düzenlenen Kahramanmaraş Kısa Şalvar ve Karakucak Güreşleri''ne Bakan Fikret Ünlü, Güreş Federasyonu Başkanı Ahmet Ayık, asbaşkan Tevfik Kış Pazar günü uçakla Gaziantep üzerinden erken erken geldiler.
Stad yavrusunu andıran dört köşe trübünlerle çevrili çayır güreş meydanında Kırkpınarlar''dan daha kalabalık güreş seyircisi vardı.
Yöre milletvekilleri, siyasiler, sanayiciler protokol tribününde bir gün önceden yerlerini alıyorlardı. Bana göre küçük bir grup aynı gün Harun Doğan''ın affedilmesi için harekete geçmişlerdi. Bana da geldiler... "İsmet hocam, siz de Bakan Fikret Ünlü ve başkan Ahmet Ayık beylere söyleyin de Harun Doğan''ın cezası affedilsin" dediler.
Bendeniz de "Harun''un bahane ne olursa olsun ay-yıldızlı mayoyu giymemesi yanlıştır. Yanlışlığı kabul etsin, özür dilesin" dedim. İkinci gün birlikte oturduğumuz başkan Ayık sanki öğütlenmiş gibi benimle aynı sözü söylüyordu, "Harun Türk milletinden özür dilesin, bizler de affına yardımcı olmaya çalışalım" diyordu.
Vali sayın Ali Bilir beyin sağ yanında oturan Bakan Ünlü''ye de şefaatçiler aynı istekte bulunuyorlardı. Samimiyetimle söylüyorum, Bakan Fikret Ünlü, yakın, sevimli ve de şevkatli davranıyordu. "Yüce Türk milletinden özür dilesin" dediğini duyuyordum.
Biraz sonra seyircilere yaptığı uzun konuşmada, "Ben sizlerle hısımım, enişteniz olurum, hanımım Kahramanmaraşlı" diyordu. Ama ricacılar, üzüm yemekten çok, bağcı dövmeyi hedeflemişler gibi "Şampiyonu güreş meydanına getirelim, siz de halkın önünde affettim deyin, iş bitsin" istiyorlardı.
Bakan Fikret Ünlü randevuyu DSİ yemek salonunda verdi. Başkan Ayık ısrar etti, dönüşte de sayın Bakan gelmedim diye serzenişte bulundu. Görünen köy kılavuz istemiyordu. Ata sporumuza siyaset bulaşmış ve de çok yazık olmuştu, ama çare de tükenmemişti...

