İkinci Cihan Savaşı''ndan sonra olimpiyatların ikincisi 1952''de Helsinki''de düzenlenmişti. Tarih öncesinde, Antakya Ovası, Olimpos Dağı, Atina ve Roma gibi yerlerde, yine 4 yıl ara ile yapıldığı rivayet edilen olimpiyatlar, 100 yıldan bu yana aynı kurallarla, spor çeşitleri çoğaltılarak, mesafeler, kronometreler, sıkletler, setler, etaplar ayarlanarak tabii ki daha da modernleştirilerek sürdürülüyor.
Ancak bir zamanların Sovyet Rusya''sı ve peyk devletleri olimpiyatları sömürgeci ülkelerin bir lüksü olarak görüyor ve katılmıyorlardı. Sovyet yöneticileri, neden sonra dünyanın bu en büyük spor organizasyonunun rejimleri açısından önemli bir propaganda sahası olduğunu anladı.
1952 Helsinki''ye katılacaklardı ama Sovyet sporcuların ayrı bir olimpiyat köyünde kalması şartını koşmuşlardı. Yani dünyanın spor ve kardeşlik bahçesinde "demirperde"yi sürdürmek istiyorlardı. Türkçe konuştuğuna kulak misafiri olduğum Bir Rus güreşçisine "Türk müsün, müslüman mısın?" diye sorduğumda karşımdakinin belki de istemeyerek "Nyet, nyet (yok, yok) ateistim" diyerek tepki gösterdiğini hatırlarım. Halbuki 1953 Napoli ve 1954 Tokyo''da karşılaştığımız Türk asıllı Rus güreşçilerle azar azar da olsa selamlaşmaya, konuşmaya başlamıştık. Çünkü diktatör Stalin öbür dünyaya yolcu olmuştu. O Stalin Rusya''sı ki; etrafındaki küçük devletleri tek tek yutuyordu.
Çocukluk yıllarımızdı... Rusya, Kars''ı, Ardahan''ı ve Boğazlar''ın müdafaasını istemişti. Biz küçükler sanki ateşte yanmıştık.
1940''lı yıllardan biraz önceydi. O koca canavar Rusya, 3.5 milyonluk Finlandiya''ya saldırmış ama kayakçı Finli askerler, Ruslar''ı bugünkü Çeçenler gibi perişan etmişlerdi. Çocukluğumuzun Kozan köyleri ve bütün dünya Finlandiya''ya takdir, sevgi ve saygı duyuyorlardı. Bu milletin bu yiğitliği sebebi ile de harpten sonra ikinci olimpiyat Helsinki''ye verilmişti. Helsinki Olimpiyatları için Emirgan''da kamptayız... 20 yaşlarındayım... Kampta bulunan 20 kadar güreşçinin yarıya yakını dünya, Avrupa ve Olimpiyat Şampiyonu. Sovyetler ve peykleri ile güreşte ancak Türkler''in başedebileceği yazılıp konuşuluyor... Bir sabah, gazetelerdeki manşetler, "Y.Doğu, C.Atik, N.Akar, M.Tayfur, M.Oktav, H.Balamir, M.Ahmet gibi şampiyonlar profesyonel ilân edilmişler" şeklinde... Helsinki''ye katılamayacaklar... 1948 Londra Olimpiyatları''nda şampiyonluk alanlara halktan toplanan para paylaştırılmış, birincilere 15 bin lira verilmişti. Olimpiyat Komitesi Başkanı Burhan Felek "Bizimkiler para aldı, profesyonel oldu. Ben olimpiyat yemini etmiş bir yöneticiyim. Yalan söyleyemem" demiş, şampiyonların hepsi de kadrodan çıkarılmıştı.
Ve bu olimpiyatlarda ancak 52 kiloda Hasan Gemici, 62 kiloda Bayram Şit''le iki altın madalya alabilmiştik.
Hey gidi günler hey... Türk güreşçilerinin bir-iki gümüş madalya ile de, 7 altınla da acılı - tatlılı olimpiyat dönüşleri vardır. Yeri geldikçe yazacağız.

