Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, üçüncü oylamada 330 oy ile Türkiye Cumhuriyeti''nin 10. Cumhurbaşkanı oldu. 13 Eylül 1941''de doğduğuna göre, 59 yaşında olan yeni Cumhurbaşkanımız, bu makama 42 yaşında seçilen Mustafa Kemal''den ve 54 yaşında 1938''de Cumhurbaşkanı olan İnönü''den sonra en genç Cumhurbaşkanıdır.
16 Mayıs''ta 7 yıllık görev süresi dolacak olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''den Cumhurbaşkanlığı görevini devralacak olan Sezer, Cumhurbaşkanlığı görevine başlarken, TBMM önünde, Anayasa''nın 103. maddesine göre and içecek ve Cumhurbaşkanı sıfatı ile Devletin varlık ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağına, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına, Türkiye Cumhuriyeti''nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerine aldığı görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücü ile çalışacağına" yemin edecektir.
Doğrusu istenirse Sezer, 5 Mayıs 2000 günü, 10. Cumhurbaşkanı seçilip mazbatasını aldıktan sonra yaptığı ilk konuşmasında, "and içme metni" içinde bulunan bütün hususlar konusunda, tereddüde mahal bırakmayan bir açıklık ve kesinlikle, güvence vermiş bulunuyor. Gerçekten Sezer''in bu ilk demecinde; "Cumhurbaşkanı olarak, ülkesi ve ulusu ile bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti''nin bu bütünlüğünü korumak ve pekiştirmek, Atatürk Milliyetçiliği, ilke ve inkılıpları ile, Laiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmamasını sağlamak en temel görevim olacaktır. Cumhuriyetle özdeşleşmiş olan Demokrasi''nin "olmazsa olmaz" koşulu olan Laiklik ilkesinin korunması ile birlikte, kamu harcamalarında gerekli özenin gösterilmesi, enflasyonun düşürülerek, gelir dağılımındaki bozuklukların giderilmesi ve böylece Sosyal Hukuk Devleti''nin hayata geçirilmesi zorunludur. Anayasa ve yasalarda öngörülen görevlerimi tam bir tarafsızlıkla yerine getirmeye çalışacağımdan kimsenin kuşku duymamasını dilerim" dediğini medyada çıkan haber ve metinlerden hepimiz hatırlıyoruz.
Seçkin bir hukukçu, kendi gayret ve çalışmalarının eseri olan, Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde bile, pazara gidip alışverişini yapan ve halka karışan, başak burcunun özelliklerine uygun olarak gösterişten şamatadan, çok konuşmaktan hoşlanmayan, dürüst ve ciddi bir kişiliği olan Sezer, bu niteliklerinden başlayarak, gazetelerde yayınlanan "Aile fotoğrafı"na kadar herşeyi ile aralarında bu satırların yazarı da olmak üzere Türk Milleti''nin çok büyük bir kesiminin sempati, sevgi, saygı ve güvenini şimdiden kazanmıştır.
Sayın Sezer''in, Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak geçmişte yaptığı bazı beyanlardan dolayı, dile getirilen kaygıları ise paylaşmıyorum. Zira AB''ye tam üye olmak için aranan "Kopenhag Kriterleri" bazılarının zannettiği gibi sınırsız düşünceyi ifade özgürlüğüne dayanmamakta ve Avrupa İnsan Hakları Sözlemesi''nden kaynağını almaktadır. Oysa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinde bu özgürlüğün, ulusal ve kamu güvenliği, ülke bütünlüğü, suçun önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması gibi amaçlarla yasaklanabileceğini ve cezalandırılabileceğini ortaya koymakta, diğer taraftan aynı sözleşme, 15. maddesinde olağanüstü hallerde özgürlüklerin sınırlanabileceğini ifade ederken, 17. maddesinde hakların kötüye kullanılmasını yasaklayarak "özgürlükleri yok etme özgürlüğü"nü hiç kimseye tanımamaktadır. İşte bu nedenlerle, Sezer''in reformcu beyanlarından ümide kapılan ve Laik-Demokratik ve Üniter bir Devlet olan Türkiye Cumhuriyeti''nin altını oymak isteyen Totaliter "Köktenci", "Aşırı solcu" ve "Bölücü" kişi ve çevreler fazla ümitlenmesinler. Yeni Cumhurbaşkanımızı kutluyor, kendilerine başarılar ve sağlıklar diliyorum.

