NATO''nun aylar süren uyarılarından sonra Sırp Kasabı Miloşeviç yönetimine karşı 24 Mart 1999 günü başlattığı hava saldırılarını "Soğuk Savaş" olarak adlandıran Rusya''nın Ankara Büyükelçisi Lebedev''in bir Türk gazetesinde yayınlanan "Mülakat"ından sadece bir gün sonra, Rus Birliklerinin, bir "Oldu-Bitti" yaparak, Kosova ve Başkent Priştine''ye, NATO birliklerinden önce girmesi "Soğuk Savaş"ı kimin yeniden başlattığının en çarpıcı örneğidir.
Bilindiği üzere "Soğuk Savaş-Cold War" deyimi, İkinci Dünya Savaşı''ndan sonra Batılı devletlerle Stalin liderliğindeki Sovyetler Birliği arasında başlayan ve bir tarafı "Politik" bakımdan kuvvetlendirirken, diğer tarafı zayıflatmayı amaçlayan ve fakat "Sıcak Savaş" aşamasına ulaşmayan taktik ve oyunlara verilen isimdir.
Fanatik ve şovenist Slobodan Miloşeviç''in Bosna''dan sonra Kosova''da yaptığı zulüm ve katliamların, bundan çok yakın zaman önce, 27 Mayıs 1999 günü, "Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi" tarafından hazırlanan iddianamede de yer aldığını ve NATO''nun bu eylemlerin durmaması üzerine Miloşeviç''in kanlı yönetimine karşı hava saldırıları başlatmak mecburiyetinde kaldığını biliyoruz.
Ne var ki, NATO''nun, Rusya''nın geleneksel dostu Slav-Ortodoks Sırbistan''a karşı başlattığı saldırı karşısında "Seyirci" durumuna ve adeta "İkinci Sınıf Devlet" statüsüne düşmesi, Rusya''nın, hem ülkesinde ve hem de Sırplar nezdinde sarsılan prestijini kurtarmak ve Slobodan Miloşeviç''in iktidardan düşmesini önlemek için Kosova''da, NATO''yu atlatarak "Çalım" atması Rusya''da Komünizm''in yıkılmasına rağmen, bu ülkenin, "Geleneksel Taktik"lerini devam ettirdiğini ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte Rusların gözden kaçırdığı önemli gerçek şudur: Miloşeviç''in izlediği kanlı şiddet politikası yalnız aralarında Sırbistan''ın eski dostu Fransa da bulunmak üzere -Batı''nın bütün demokrasileri tarafından değil- dünyadaki devletlerin büyük çoğunluğuna da mahkum edilmekte ve sadece Rusya, Kuzey Kore ve Çin tarafından destek görmektedir. Oysa bugüne kadarki davranışlarıyla dünyanın diğer büyük demokrasileriyle birlikte itibar görmek isteyen Rusya''nın "İmaj"ını düzeltmek ve "Prestiji"ni arttırmasının en güzel yolu, kendisini Miloşeviç ve Saddam gibi bugünkü dünyanın kanlı despotlarından uzak tutması olurdu. Ne var ki sözde prestijini yükseltmek isteyen Rusya''nın, dünyanın günümüzdeki en kanlı ve iğrenç katili olan Miloşeviç''i kurtarmaya ve NATO''yu atlatmaya kalkışması çok büyük bir "Çelişki" ve bırakınız "Süper Güç" Büyük Devlet statüsüne bile yakışmayan "Hafiflik" örneği olmuştur.

