Bu yazımın başlığı, 24 Haziran 2000 Tarihli "The Economist" dergisinin Başyazısı''nın başlığıdır. Dergide de vurgulandığı üzere, 1990''lar dünya''daki demokrasıler yönünden başarılı bir on yıl olmuş bu dönemde Sovyetler birliğinden başlayarak, birçok komunist ve Askeri Diktatörlük yıkılmıştır. Gerçekten, bu dönem zarfında "Geniş Anlamda" yani "Seçime dayalı" Demokratik Rejimlerin sayısı %50''yi aşmış ve bu suretle sayısı 190''a ulaşan Dünya Ülkelerinin takriben 120''sinde "Seçime Dayalı Demokrasi"lerin varlığından söz edilmeye başlanmıştır.
Churchill''in "Demokrasi Kötü bir rejimdir. Ne var ki mevcut bütün rejimlerin en az kötüsüdür. "Sözlerindeki büyük gerçek hatırlanırsa, dünyanın Demokratik Rejim yönünden kaydettiği gelişmeye sevinilmelidir. Nitekim Temmuz ayının başında Polonya''da toplanan Freedom House "Dünya Demokrasi Forumu"nda Birleşmiş milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile birlikte yüzden fazla ülkenin dışişleri bakanı''nın Demokrasiyi kuvvetlendirme yollarını tartıştığını görüyoruz. Bu toplantı''nın düzenleyicilerinden biri olan ABD''nin Demokrasi taraftarı "Think-tank-Beyin Takımı, uzman kuruluş"u Freedon House Polonya''daki Dünya Demokrasi Forumuna katılan 120''ye yakın seçime dayalı ülkeden bir çoğunda seçimlerin "Serbest" yapılmadığı ve bu nedenle listesi yapılmış 86 ülke dışında, Forum''a katılan birçok ülkenin "Sahte Demokrasi"ler olarak adlandırılabileceği fikrindedir.
Bununla birlikte Foruma katılan bütün ülke temsilcilerine "Seçim sandığı''nın Demokrasi için zorunlu ve fakat yeterli olmadığı, bir ülkede Demokrasiden bahsedebilmek için basın ve bağımsız yargıdan başlayarak diğer kurumların da var olması gerektiği gerçeği anlatılabilmişse, bu, tam Demokrasiye geçiş yolunda bulunan ülkelere yardımcı olabilir.
İletişim teknolojisindeki ilerlemeler, özellikle bilgisayar ve internet''in giderek daha büyük boyutlarda kullanımı, vatandaşa Devlet''in vermekle yükümlü olduğu hizmetlerdeki sür''at ve kaliteyi arttımıdır. Zamanımızdaki Demokrasilerde seçmenlere, artık sadece seçimler yaklaştığı zaman beslenen yaratıklar olarak değil, sürekli memnun edilmesi gereken birer "Müşteri" olarak bakılmakta, kısaca Demokratik sorumluluğun sürekli olması gerekmektedir. Stalin ve benzerlerinin %99.5 çoğunluğu ile seçim kazanan sahte Demokrasilerin sayısı bugün azalmış olsa bile yine de, hem dünya kamuoyunu hem de İMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşları aldatarak, yabancı yatırımcıları cezbeden ve milyarlarca dolar kredi koparan "Demokrasi Karikatürü" birçok devlet vardır. Ne var ki, çağdaş ile iletişim teknolojisi ve araçları sayesinde, bu gibi ülkelerin faydaları ve çarpıklıkları çabuk ortaya çıkmaktadır.

