23 Nisan 1920''de, Ankara''da toplanan TBMM''nin 80. kuruluş yıldönümünü "Milli Egemenlik Haftası"nda kutlarken, Birinci TBMM''ye yolaçan olaylar ve bu tarihî meclis üzerinde kısaca durmak istiyorum.
Mütareke döneminde Meclis-i Mebusan, 21 Aralık 1918''de, Vahdettin tarafından feshedildiği ve özellikle Damat Ferit teslimiyetçi ve Milli Mücadele karşıtı bir davranış sergilediği için, ülkemizde bir İktidar Boşluğu oluşmuş ve bu boşluğu dolduran güç ''yerel kongreler ve bunları Eylül 1919''da birleştiren Sivas''taki "Ulusal Kongre İktidarı" olmuştur. Damat Ferit''in yerine kurulan Ali Rıza Paşa kabinesi de bunun farkında olduğu için, Bahriye Nazırı Salih Paşa''yı Mustafa Kemal ile görüşmek için, Ekim 1919''da Amasya''ya yollamış ve "Amasya Mülâkatı" son Osmanlı Mebusan Meclisi''ne seçim kapısını açmış, Aralık 1919''da yapılan genel seçimlerde oluşan son Osmanlı Mebusan Meclisi, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarını benimseyen "Misak-ı Millî"yi kabul edince, İngilizler buna tepki olarak, 16 Mart 1920''de İstanbul''u işgal etmiş, süresiz erteleme kararı alan meclisi Damat Ferit Hükümeti feshetmiştir.
İstanbul''un işgali üzerine Mustafa Kemal, 19 Mart 1920''de yayınlanan "Seçim Tebliği" ile, Ankara''da olağanüstü yetkileri haiz bir meclisin toplanması için genel seçim çağrısında bulunmuş ve bu meclis, yapılan seçimler sonunda ilk toplantısını 23 Nisan 1920''de Ankara''da yapmıştır.
Mustafa Kemal''in Heyet-i Temsiliye adına asker ve sivil yöneticilere gönderdiği 22 Nisan tarihli genelgede "Büyük Millet Meclisi" adı kullanılıyor, en yaşlı üye sıfatı ile Geçici Başkan olan Şerif Bey "Büyük Millet Meclisi"ni açtığını belirtiyor ve ilk günkü 1 no''lu Karar, "TBMM''nin Sureti Teşekkülü Hakkında Karar" başlığını taşıdığı için, Meclis''in adı 23 Nisan 1920''den itibaren resmileşmiş oluyordu.
TBMM, varlık ve meşruluğunu, 29 Nisan 1920 tarihli ve 2 sayılı "Hiyanet-i Vataniye Kanunu" ile ortaya koyuyor. TBMM meşruluğuna sözlü, yazılı veya fiilî muhalefet yapanları "Vatan Haini" ilân ederek, idam cezası ile cezalandırıyordu.
TBMM''nin açılmasından sonra önemli gündem maddesi ise ana-kuruluş esaslarını saptamak olmuş, bu oluşuma yön veren Mustafa Kemal, 24 Nisan konuşması ve önergesi ile, aslında TBMM''nin 20 Ocak 1921''de kabul edeceği Teşkilat-ı Esasiye Kanunu''na kadarki dönem için bir nevi "Geçici Anayasa" meydana getirmiştir. Yürütme ile ilgili önemli adım, 2 Mayıs 1920 tarih ve 3 sayılı "TBMM İcra Vekillerinin Seçimine Dair" 4 maddelik kanun ile atılmış, bu yasa ile Meclis Hükümeti ve Kuvvetler Birliği İlkeleri benimsenerek, 11 kişiden oluşan ve aralarında Genelkurmay Başkanı''nın da yer aldığı Bakanlar Kurulu oluşturulmuştu. TBMM''nin niteliğinin ve çalışma biçiminin ne olacağı konusunda hazırlanan ve TBMM''nin şekil ve mahiyetine dair Mevadd-ı Kanuniye" başlıklı tasarı Meclis tarafından 22 Ağustos günü reddedilmekle birlikte, bu tasarının getirdiği Kuvvetler Birliği ve Meclis Hükümeti sistemi ile "İstimrar-Aralıksız Çalışma" ve "Müstemirren İnikad - Sürekli Toplantı" ilkeleri, daha sonraki yasa ve Anayasa çalışmalarında benimsenmiştir.
Nitekim Meclis''in 5 Eylül 1920''de kabul ettiği Nisab-ı Müzakere Kanunu''nun 1. Maddesi ile Meclis''in sürekli toplanma esasını kabul ettiğini ve bunun da Meclis''in olağanüstü yetkiler kuşanmış, yasama ve yürütme yetkilerini kendinde toplamış ve ülkenin kurtarılmasını amaçlamış biricik organ olmasından kaynaklandığını biliyoruz. 11 Eylül 1920 tarihli ve 21 sayılı kanun ile İstiklâl Mahkemelerini kuran ve yedi mahkemeye Meclis içinden ve tarafınadn 21 üye seçen TBMM, yargı yetkisini de bünyesinde toplamış, 23 Nisan 1920 ile, 20 Ocak 1921 Anayasası arasındaki dönemde 1. TBMM''nin padişah değil, Heyet-i Temsiliye Reisinin davetiyle İstanbul''da değil, Ankara''da toplandığı Milli Egemenlik, Kuvvetler Birliği ve Meclis Hükümeti gibi ilkeleri benimsediği gözönünde tutulursa, Osmanlı Meclisinden apayrı bir karakter taşıdığı teslim edilir. Bu Meclisin aldığı kararlar ve çıkardığı yasalar bakımından da bir "İhtilâl Meclisi" olduğu ortadadır. Milli Mücadeleyi kazanan, Saltanat ve Halifeliği kaldırarak Millî Egemenliğe dayalı Demokratik Laik Cumhuriyet yolunu açan bu Meclis''in başta Başkanı Mustafa Kemal olmak üzere bütün üyelerini minnet ve rahmetle anıyorum.

