(Ar dünyası değil, kâr dünyası, ar eden kâr etmez) atasözünü de beğenmiyenler çıkıyor. Bu söz, utanıp çalışmayı kendisine yediremeyenler için söylenmiştir. Başkasının eline bakacağın yere, çöpçülük yap, inşaatta çalış, ayakkabı boyacılığı yap, utanılacak zaman değil anlamında söylenmiştir. Birçok İslam büyüğü de talebeliğe kabul ettiği kimselere böyle işler vermişler, mesela ciğer sattırmışlar, elma sattırmışlar. Ele muhtaç olmak, ona buna el açmamak için çalışmanın önemini bildiren böyle sözlere saldırmak cahillikten kaynaklanmaktadır. (Yağmur yağarken, küpünü doldurmaya bak) sözünü de beğenmeyenler çıkıyor. Yağmur, rahmeti, bir nimeti temsil ediyor. Ortada bir nimet varsa, fırsatı ganimet bilip o nimeti kaçırmamak gerektiği bildiriliyor. Ucuz arsalar satıldığı zaman alıp da, şimdi köşeyi dönenler çok olmuştur. Diyelim ki Fizan''da bir zat varmış, kendisini ziyaret edene dua ediyormuş. Duaya kavuşan da hidayete eriyormuş. Durulur mu, hemen gitmek gerekmez mi? Madem rahmet yağıyor, küpü doldurmak gerekir. Ceddimizin söylediği böyle sözlerde kötü maksat aramamalıdır.
Şimdi cahil misyonerler de, atasözlerimizi beğenmeyenler gibi, Kur''ân-ı kerimdeki sözleri kasıtlı olarak yorumluyorlar. Mesela, Kur''an-ı kerimde, (Mekke''nin Rabbi) ifadesi geçiyor. Misyoner, (Her şehrin bir rabbi mi olur, Müslümanlar tek tanrıya değil, çok tanrıya inanıyorlar) diyerek cahilliğini sergiliyor. Allah''ın evi mi olur da, Kâbe''ye Beytullah denir diye de itiraz ediyorlar. Halbuki Kâbe''ye değer vermek için öyle denmiştir. Camilere de Allah''ın evi denir. O söz, Mekke''ye, camiye verilen kıymeti göstermektedir. İnsan sevdiği yardımcısına bu benim sağ kolum der. Güvenilen baş yardımcı demektir. Niçin söylendiğini bilmeden sırf tenkit olsun diye âyetlere, hadislere ve atasözlerini beğenmemek, en azından o kişinin cahilliğini gösterir. (Minareyi çalan kılıfını hazırlar) sözü de hışma uğrayanlardan. Piyasada öyle sahtekarlar var ki, yaptığı yolsuzluklara meşru görünen bir kılıf hazırlar demektir. Mesela adamı öldürüyor, intihar süsü veriyor. Kötüler işini biliyor deniyor. Hırsızlık meşru iş gibi gösteriliyor deniyor, burada hırsızlık müdafaa edilmiyor ki bu söze kızılsın.
(İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara) sözünü de eleştiriyorlar. İstemek kötü ise de, vermemek daha kötü deniyor. Bu doğru sözün neresi tenkit edilir ki? İstemek tavsiye edilmiyor, isteyeni boş çevirmenin kötülüğü bildiriliyor.
Kıyamette günahı çok bir Müslümanı hesaba çekerler. O kimse de, (Benim iyiliğim yoktur. Sadece çırağıma, "Fakir olan borçluları sıkıştırma, ne zaman ellerine geçerse, o zaman vermelerini söyle, bir şey isterlerse yine ver, boş çevirme" diye söylerdim) der. Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki: (Ey kulum, bugün sen fakir, muhtaçsın. Sen dünyada benim kullarıma acıdığın gibi, bugün biz de sana acırız.) [Buharî] Bir hadis-i şerifte, (Rabbiniz elbette kerimdir. Kendine açılan elleri boş çevirmekten hayâ eder.) buyuruldu. (Tirmizî)
Veren el, alan elden üstündür. Vermekten korkmamak gerekir. (Para isteme benden buz gibi soğurum senden) sözü de kötülenmiş. Burada paraya böyle fazla değer verilmemesi isteniyor. Hatta, (Canımı iste, para isteme) sözü de aynı anlamdadır. Bu sözler paraya böyle değer verenleri kötülemektedir. Ne günlere kaldık anlamındadır. Adam canını veriyor da, parasını vermiyor deniyor.

