Kaydet
a- | +A

Dün iyi kötü alışkanlıklardan bahsetmiştik. Bugün de borsa oynama alışkanlığından bahsedeceğiz. Bu konuda Çorum''dan Adnan İlhan şunları yazmış: Borsalar, hisse senetlerinin alım satımlarının yapıldığı yerlerdir. Bu yolla, şirketler hisselerinin bir kısmını satarak karşılıksız yeni finansman ihtiyacı sağlamakta, hisse senedi satın alanlar da atıl fonlarını bir şirkete ortak olarak değerlendirme imkanı bulmaktadırlar. Teorik olarak borsanın, ülke ekonomisi için faydası mevcuttur. Bir şirketin hisse senedini satın almak, o şirkete ortak olmak anlamına gelmektedir. Şirketin kârlılık, verimlilik gibi mali yapısındaki müspet veya menfi değişiklikler, hisse senetlerinin itibari/cari (alım-satım) değerlerinde de artış veya azalış şeklinde değişikliklere sebep olduğu gibi, gelecekteki beklentiler de hisse senetlerinin itibari değerinin artmasına veya azalmasına sebep olmaktadır.

Pratikteki borsaya bakarsak; tamamen farklı bir durum ortaya çıkmaktadır. Mevcut borsa ile hisse senedi sahiplerinin ilişkisi, şirket ile şirket ortağı arasındaki ilişkiye değil, kumara, daha ziyade de "at yarışı oynama"ya benzemektedir. O kadar benzemektedir ki literatürleri de benzerdir. "Oynamak" "tiyo almak" gibi tabirler ortaktır. Mevcut haliyle borsadaki amaç, "hissedar" olmak değil, "kağıt" almaktır. Alınan kağıdın bir an önce değerinin artması beklenmekte, gözlenmekte ve izlenmektedir. Borsada yoğun şekilde spekülasyonlar mevcuttur. Hisse senetlerinin değerini ekonomik kriterlerden ziyade, spekülatif davranışlar belirlemektedir. At yarışlarında da durum aynı şekildedir. Her ne kadar çeşitli mali kriterler ile değerlendirmeler yapılsa da nihai olarak hisse senetlerinin ne zaman ne kadar yükseleceğini veya düşeceğini tahmin etmek mümkün olmamaktadır. At yarışlarında da birinci olacak at, çeşitli kriterlerle (jokeyi, atın geçmişi, hangi yarışlarda ne dereceler aldığı, hangi pistte iyi koştuğu gibi) değerlendirilerek tahmin edilmeye çalışılsa da, nihai olarak birinciyi tahmin etmek mümkün olmamaktadır.

Borsada "oynayan"ların hisse senetlerinin yükselişe veya düşüşe geçtiğindeki tavrı aynen kumardaki tavırdır. Yükselmeye başladığında "daha da" yükselmesi, düşmeye başladığında da "her an" yükseleceği beklenmektedir. Kağıtların değerleri "her an" değişebileceği için "yakın takip" gerekmekte, bu sebeple asli işlerden feragat edilmekte ve borsaya büyük vakit ayrılmaktadır.

Kağıtların "her an" ve "büyük" artış veya azalışı mümkün olduğu için her iki halde (aşırı sevinç veya aşırı üzüntü) borsada oynayanların ruh sağlıklarına zarar vermekte, çeşitli dengesizliklere sebep olmaktadır. Geçen gün gazeteler yazdı. Ankara''da bir borsacı, yatmış, kalp krizi geçirerek ölmüş. Ya borsa hayali kurarken krize girmiş veya rüyada borsa oynamış, kaybedince kalbi dayanamamış zavallının. Borsada oynamak, aynen kumarda olduğu gibi büyük bir bağımlılık oluşturmuştur. Elinde kağıdı olmayan "oyuncular" da "kağıt"ları yakından takip etmekte ve yükselen kağıtlardan alamadığına hayıflanmaktadır.

Borsada oynayanlarda da, yine aynı kumar oynayanlarda olduğu gibi, kazanma hırsı aklı devreden çıkartmakta, kredi alanlar veya kredi kartı ile nakit çekerek kağıt alanlar çıkabiliyor.

ÖNE ÇIKANLAR