Kaydet
a- | +A

Dün yalan ve yalancılığın kötülüğünden bahsetmiştik. Bugün de doğruluğun önemini bildiriyoruz. Yalancılık ne kadar kötüyse, doğruluk da o kadar iyi, güzel ve faziletlidir. Peygamber efendimize olgunluğun alameti sorulduğunda (Doğru konuşmak ve doğrulukla iş yapmaktır) buyurdu. (İ. Gazali) Sadakat [doğruluk] hakkında İslâm âlimleri buyuruyorlar ki: (En güzel amel doğruluk, en çirkini de yalancılıktır.)

(Dünyada doğru insan görmedim diyen; eğer kendisi doğru olsaydı, doğru olanları bulurdu.) (İslâm dini, üç temel üzerindedir. Bunlar; hak, sadakat ve adalettir.) (Günahların içinde bocalayan kimsenin, doğruluğu bulması çok zordur.) Her şeyin başı doğruluktur. Her işin nizam ve intizamı doğruluk iledir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Şüphelilerden uzaklaş! Şüphe vermeyene sarıl! Doğruluk, sükun ve huzurdur.) [Tirmizî] (Tehlikenin doğruluk içinde olduğunu görseniz de, doğruyu arayınız! Çünkü doğrulukta kurtuluş ve selamet vardır.) [İbni Ebiddünya] (Doğru olunuz, doğruluk gerçeği, gerçek de Cennet yolunu gösterir. Bir kimse doğruluktan ayrılmaz, doğruluğu düstur edinirse, Allah indinde o kimse sıddîklardan olur.) [Buharî]

Tam doğru, yani sıddîk olabilmek için: 1- Doğru sözlü olmalıdır. Zaruret olmadıkça tarizli ve imalı konuşmamalıdır. Hasan-ı Basri hazretleri, zâlimlerden kaçıp, Habib-i Acemi''nin bir odasına girip saklandı. Zâlimin zulmünden kurtulmak için yalan söylemek caiz olduğundan, (Soran olursa yok dersin) dedi. Biraz sonra zâlimler gelip sordular: (İçerde...) diye cevap verdi. İçeriyi iyice aradılar. Bulamayıp oradan ayrıldılar. Hasan-ı Basri hazretleri, (Senin yaptığın uygun muydu?) diye sordu. Habib-i Acemi, (Yalan söyleseydim, ikimiz de helak olmuştuk. Doğru söylemenin bereketiyle ikimiz de kurtulduk) diye cevap verdi. 2- Doğruluk için niyette ihlas şarttır. Şayet davranışlarda nefsin arzuları karışırsa, bu niyetten ihlas kalkar. Bu kimse yalancı olur.

3- Azminde doğru olmalıdır. Mesela, (Allah bana şu malı verirse veya şu makama geçersem, şu hizmeti yaparım) diyen kimse, o mala veya o makama sahip olunca, zaruretsiz sözünde durmazsa, azminde doğru değildir. 4- Verdiği sözde durmalıdır. Hz. Enes bin Malik anlatır: Amcam Nadr''ın oğlu Enes, Bedir Savaşında Resul-i Ekremin yanında savaşa katılamadığına çok üzüldü. (Eğer Allahü teâlâ, beni bir savaşa kavuşturursa, bütün gücümle savaşacağım) diye karar verdi. Ertesi yıl Uhud Savaşına katıldı. Sad bin Muaz bunu görünce, (Ne o, nereye gidiyorsun?) diye sorduğunda, (Uhud Dağının ardında Cennetin kokusunu aldım. Cennete gidiyorum) dedi. Öyle savaştı ki, şehit olduğunda vücudunda seksenden fazla yara vardı. Hemşiresi, (Tanınacak hâli kalmamıştı. Ancak elbisesinden onu tanıyabildim) dedi.

5- Doğru iş yapmalıdır. İçi ile dışının bir olması adalettir. İçinin dışından iyi olması fazilettir. İçi dışına uymayan insana doğru denmez.

6- Bütün işlerde doğru olmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kalbi doğru olmayanın imanı doğru olmaz. Dili doğru olmayanın da kalbi doğru olmaz.) buyuruldu.

ÖNE ÇIKANLAR