Kaydet
a- | +A

(Güvenme dostuna, ot doldurur postuna) sözü de yanlış yorumlanıyor. Halbuki bu söz tedbirli olmayı gösterir. Nitekim Peygamber efendimiz, (Dostunu günün birinde, aranızın açılabileceğini hesaba katarak, düşmanına da bir gün dost olabileceğini düşünerek itidalli ol.) buyuruyor. Dostumuza bazı sırlar verirsek, ileride düşman olduğunda, bunları koz olarak kullanır ve bizi mahcup eder. Düşmanımıza da düşmanlıkta ileri giderek, ileride dost olduğumuzda, söylediğimiz kötü sözler ve işlerden dolayı mahcup oluruz. Onun için, dinimizin emrine uyup, dostumuza sır vermekten sakınmalıyız. Sır, gizli kalması ve hiç kimseye söylenmemesi gereken şeydir. Başkaları duyunca, ya mahcup oluruz veya o işi başaramayız. Bunun için sır saklamak, başarının önemli sebeplerinden biridir. Bir çok devlet adamı, başarılarının en mühim sebebinin sır saklamak olduğunu bildirmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet Han, "Yapacağım işleri, sakalımın bir kılı bilse, onu kopartırım" demiştir. Sırrını söyleyen ekseriya pişman olur. Hikmet ehli diyor ki:

(İnsan, söylemediği sözün hakimi, söylediği sözün mahkûmudur.) (Sır, insanın esiridir. Açıklayınca, insan ona esir olur.) (Sırrını akıllıya söylersen, seni zelil görür. Ahmağa söylersen, başkalarına söyler, sana hıyanet eder.) (Akıllı kimse, sır küpüdür.) (Sırrını anlatmanı isteyene, sırrını söyleme, sırrını ifşa eder.) (Ahmağın kalbi ağzında, akıllının dili kalbindedir.) Yani ahmak sır saklayamaz, akıllı sırrı ifşa etmez. (Bir kişiye söylenen sır, sırlıktan çıkar.) Kerem sahibi ile, aran açılsa bile, İyiliğini söyler, kötülüğünü gizler. Kötülere gelince, dostluk sona erince, İyiliğini gizler, kötülüğünü söyler. Sırrı gizleyebilen insan, çok az olduğu için, sırrımızı başkalarına söylememiz uygun olmaz. Başkalarının bize söylediği gizli şeylerini de, adeta unutmalıyız, hiç kimseye söylememeliyiz! Cenab-ı Hakkın bir ismi de Settardır. Ayıpları, çirkin işleri gizler. İnsanların ayıplarını gizleyen kulunu da sever. Hadis-i şerifte, (Arkadaşının ayıbını gizleyen, bir ölüyü diriltmiş gibi sevap kazanır.) buyuruldu. Bir sözünün duyulması, o kimseye zarar verecekse, o kimse "Bunu kimseye söyleme" demese bile, o sözü gizlemelidir! Hadis-i şerifte, (Bir kimse, etrafına bakınarak bir söz söylerse, o söz dinleyene emanettir.) buyuruldu. (Tirmizî) (Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür) sözü de tenkit ediliyor. Halbuki aynı anlamda, (Davulun sesi uzaktan hoş gelir), (Uzak yerin somunu büyük olur), (Dışı eli yakar, içi beni), (Dışı kalaylı, içi alaylı), (Görünüşe aldanmamalı) gibi sözler de kullanılmaktadır. İşin mahiyeti bilinince, görünüşe aldandığımız meydana çıkar. Bir erkek dışarıda çok halim selimdir, eve gelince aslan kesilir, dünyayı zavallı hanımına dar eder. Onun için görünüşe göre karar vermemeli, mahiyetini iyi öğrenmeli demek istiyor atalarımız.

ÖNE ÇIKANLAR