Kaydet
a- | +A

Büyük velîlerden. İnsanların iman, amel ve ahlâk hususunda doğruyu öğrenip yapmaları ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmaları için onlara rehberlik edip, buna kavuşturan ve kendilerine tasavvuf yolunda "Silsile-i aliyye" denilen meşhur âlimlerin yedincisidir. Horasan''da yaşadı. Kabri, Tûs yâni Meşhed şehrindedir. Yaşadığı devrin âlimleri arasında bir tâne idi. Sözü, nasihatleri pek tesirli idi. Selçuklu Devletinin meşhur veziri Nizam-ül-mülk ve zamanın devlet erkânı kendisine çok hürmet ederdi. Tasavvuf, rûh ilimlerinin mütehassısı idi Hem İmam-ı Gazali, hem de Yusuf-i Hemedani hazretlerinin hocası idi. Her ikisi de ondan istifâde ederek kemale gelmiş, yüksek derecelere kavuşmuştur. Zamanında evliyanın önderi ve hidayet güneşiydi. Nizam-ül-Mülk''ün makamına gelince, büyük vezir derin bir hürmetle ayağa kalkar, onu kendi makamına oturturdu. Halbuki, başkaları geldiği zaman, sadece ayağa kalkar, yerini terk etmezdi. "Neden böyle yapıyorsun?" diye sorduklarında; benim yüzüme karşı kusurlarımı söylüyor, yaptığım yanlış işleri, haksızlıkları açıklayıp beni ikaz ediyor. Diğerleri ise, beni yüzüme karşı övüyorlar. Bu yüzden nefsim gururlanıyor. Yermesi, benim için daha hayırlı olduğundan, ona daha çok hürmet ediyorum." derdi. Kendisi şöyle anlatmıştır: "Bir yolculuğumuz sırasında bir dağa yaklaşmıştık. Bu sırada önümüze çok büyük bir yılan çıktı. Hepimiz korktuk ve kaçıştık. Şeyh Ebu Said de orada idi. Atından inip o koca yılana yaklaştı. Ben Şeyh hazretlerinin yanında idim. Yılan onun önünde başını yerlere sürterek saygı gösterir gibi hareketler yaptı. Şeyh yılana hitap ederek; "Zahmet etmişsin" dedi. Sonra yılan dağa doğru uzaklaşıp gitti. Bu olay üzerine şeyhe bu ne haldir, diye sorduk. Dedi ki: "Bu dağda bulunduğum sırada birkaç yıl bu yılanla aynı yerde bulunduk. Bizim buradan geçmekte olduğumuzu anlayınca gelip dostluğunu tazeledi. Ahdin güzelliği imandandır. Güzel huylu olana karşı her şey güzel huylu olur. Hz. İbrahim güzel huylu idi. Ateş de ona güzel huylu oldu. Onu yakmadı."

Mahmud İncirfagnevi "Silsile-i aliyye" denilen büyük âlimlerin on birincisidir. Hace Arif-i Rivegeri hazretlerinin derslerinde ve sohbetlerinde yetişip, kemale geldi. Maddi ve manevi ilimlerde zamanının büyük âlimlerinden oldu. İnsanları irşad etmek ve onlara saadet yolunu göstermek için icazet aldı. Birçok âlim yetiştirdi. Binlerce kimsenin, dalaletten hidayete, doğru yola ve saadete kavuşmasına vesile oldu. Yetiştirdiği âlimlerin en büyüğü ve kendisinden sonra halifesi Hace Ali Ramiteni hazretleridir. Buyurdu ki: "Sesli zikri ancak, dili yalandan ve gıybetten, boğazı, midesi haram ve şüpheliden temiz, kalbi riyadan ve gösterişten uzak, sırrı Rabbinden başka her şeye teveccühten münezzeh olan yapabilir." buyurdu. Talebesi Ali Ramiteni anlatır: "Hocamızın zamanında, dervişlerden biri Hızır aleyhisselamı gördü ve ona; "Bu zamanda kendisine uyulacak şeyh kimdir?" diye sordu. Hızır aleyhisselam; "Şimdiki halde, bu dediğiniz sıfatları taşıyan Hace Mahmud-i İncirfagnevidir." dedi.

Bir gün Hace Ali Ramiteni, talebe arkadaşları ile Ramiten sahrasında iken, havada uçan büyük beyaz bir kuş gördüler. Onların başlarının üzerine gelince, açık bir dille; "Ey Ali, kâmil er ol! Sözüne bağlı kal, yapıştığın eteğe sımsıkı sarıl, ahdini bozma!" sözlerini söyledi. Bu kuşu görmek, söylediklerini duymakla, arkadaşlarını bir hâl kapladı, kendilerinden geçtiler. Kendilerine geldiklerinde, kuştan ve konuşmasından sordular. Ali Ramiteni; "O, hocamızdı. Allahü teâlâ ona bu kerameti ihsan eyledi. Velilik yolundaki çok yüksek makamında, binlerce söz ve kelam ile daima uçmaktadır. Şimdi bir tanıdığı hastadır, son anlarını yaşamaktadır. Onu ziyarete gidiyor. Çünkü o, Allahü teâlâdan son nefeste, kendisine yardımcı olması için evliyasından birini göndermesini istemişti." buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR