Emanete riayet çok önemlidir. Mü''minun suresinin başında, kurtuluşa eren mü''minlerin vasıfları bildiriliyor. 8. ayette de bunların emanete ve ahitlerine riayet ettikleri açıklanıyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Emanete riayet edilmezse, çeşitli belâya maruz kalınır.)
(Mü''min her kabahati yapabilir. Fakat, hıyanet etmez ve yalan söylemez.)
(Emanete hıyanet etmek münafıklık alametidir.)
(Hile ve hıyanet sahibi ateştedir.)
(Hayâsız olan, emanete hıyanet eder, hain olur, merhamet duygusu kalmaz, dinden uzaklaşır, lânete uğrar, şeytan gibi olur.)
(Emanete riayet etmeyenin dini yoktur. Onun namazı da, zekâtı da kabul olmaz.)
Gayr-i müslimleri incitmek, kalplerini kırmak, gıybet etmek, incitmek, mallarına zarar vermek günahtır. Zimmiye [gayr-i müslim vatandaşa] zulmetmek, müslümana zulmetmekten daha kötüdür. Hayvanlara işkence, zimmiye işkenceden daha kötüdür. Zimmiyi üzmemek için selamlaşmak da caiz olur.
Üzerinde kul hakkı bulunanların ibâdetleri kabul olmaz, cennete giremez. Kâfirin hakkı için de, onunla helallaşmak gerekir. Gönlü alınmazsa ahirette affı çok güçtür. Kâfirin hakkından kurtulmak, Müslümanın hakkından kurtulmaktan daha zordur. Gayrı müslimlerin mal ve canlarına saldırmak caiz olmadığı gibi kadın ve kızlarına saldırmak da caiz değil, haramdır. Savaş hariç, kâfirleri öldürmek de haramdır. Hadis-i şerifte, (Zimmiyi öldürene, cennet haramdır.) buyuruldu. İslâm âlimleri de buyuruyor ki: Üzerinde kul hakkı olan buna tövbe için, kul hakkını ödemek, onunla helalleşmek, ona iyilik ve duâ etmek de gerekir. Mal sahibi, hakkı olan ölmüş ise, ona duâ, istiğfar edip vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalıdır. Çocukları, vârisleri bilinmiyorsa, o miktar parayı fakirlere sadaka verip, sevabını hak sahibine bağışlamalıdır.
Bir kimseden haksız olarak alınan bir kuruşu, sahibine geri vermek, yüzlerle lira sadakadan kat kat daha sevaptır. Bir kimse, peygamberlerin yaptığı ibâdetleri yapsa, fakat, üzerinde başkasının bir kuruş hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe, cennete giremez.
Kıyamet günü, hak sahibi, hakkından vazgeçmezse, bir dank [yarım gr gümüş] hak için, cemaat ile kılınmış ve kabul olmuş 700 namazı alınıp, hak sahibine verilir.
Kul hakkını, Allahü teâlânın hakkından önce ödemek gerekir. Kul hakkı olan günahların affı güç ve azapları daha şiddetlidir. Başkasının hakkını yiyen, hak sahipleri ile helalleşmedikçe affa uğramaz. Yani Allahü teâlâ affetmez ve bunlar cehenneme girip, cezalarını çekerler, ruhları ise cennete girmez. Salihlerin ruhları kabirlerine gelerek, cesetlerini ziyaret ederler. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Üzerinde kul hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helalleşsin! Çünkü ahirette paranın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınır, sevapları olmazsa, hak sahibinin günahları buna yüklenir.) (Müflis, şuna denir: Pek çok namaz, oruç ve zekât sevabı bulunur. Fakat, kimine çeşitli yönden zararı dokunduğu için, sevapları, bu hak sahiplerine verilir. Sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip cehenneme atılır.)
(Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mü''min, cennete girer.)
(Kul hakkı, mü''minin ayıbıdır.)

