Kaydet
a- | +A

Bazı kimseler, ceddimize suizan ederek, (Akçenin gittiğine bakma, işin bittiğine bak) sözüne rüşvet teşvik ediliyor diyorlar. Halbuki bu, ne kadar güzel sözdür, rüşvetle hiç bir ilgisi yoktur.

Yağmur yağıyor, elimizde yükümüz de var. Bir taksi tutup evimize gidersek, artık elbette paranın gittiğine bakmaz, işimizin olduğuna sevinmemiz gerekmez mi? Eve gelin getirirken, arabanın önünü kesiyorlar. Para vermezsen, vasıtanın önüne yatıyor, üç beş kuruş verip kurtuluyoruz. Birkaç liramız gitmişse de, eve sağ salim gelini getirdiğimiz için sevinmez miyiz? Elbette paramızın gittiğine değil, işimizin bittiğine bakarız. Birçok ülkede pasaport almayınca geçmeye izin verilmiyor. Pasaport almak için belli bir ücret vereceğiz elbette. Hatta zorluk çıkartıyorlarsa, günlerce oralarda bekletilecekse, oradakilere çay kahve ısmarlayıp işinin bittiğine bakacaksın. Bakmamak ahmaklık olur. Çünkü İslam alimleri, (Malını, canını, ırzını ve hakkını kurtarmak için rüşvet vermek her zaman câizdir) buyuruyorlar. Eli silahlı birkaç şehir eşkıyası, önümüzü kesse, yanımızda da hanımımız, kızımız olsa, (Ya üstünüzdeki paraları verin, yoksa ırzınıza geçeriz) dese, elimizdeki parayı verip, bu beladan kurtulmaya çalışırız. Paramızın gittiğine değil, işimizin bittiğine bakarız. Hac için de öyledir. Hacda ayak bastı parası adı altında rüşvet alınıyor. Vermezsen hac yaptırmazlar. Alimlerimizin sözünü dinleyip, hac etme hakkını elde edebilmek için istedikleri rüşveti veririz. Günahı isteyene olur, verene olmaz. Rüşvet büyük günahtır. Fakat malını, canını, hakkını ve namusunu kurtarmak için rüşvet vermek caizdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Dinini ve namusunu malı ile koruyabilen bunu yapsın.) [Hakim]

(Kişi, şerefini ne ile korursa, o sadaka olur.) [Ebu Ya''lâ]

(Ahir zamanda insanların paraya ihtiyacı daha çok olur. Çünkü insan o zaman din ve dünyasını ancak para ile korur.) [Taberânî] Resulullahın ve onun varisi olan âlimlerin sözüne uyarak, dünyamı (malımı, mülkümü) ve dinimi (şerefimi, namusumu) para ile koruyorsak, bunu ayıplamak çok yanlış olur. (Para kılıç gibidir. Kullanmasını bileni güldürür, kullanamayanı öldürür) demişlerdir.

(Şimdi rağbet güzel ile zengine) sözünü de beğenmiyorlar. Eğer zengine, sırf zenginliğinden dolayı rağbet ediliyorsa, Allah rızası gözetilmiyorsa, zamanın bozulduğunu gösterir. Ama bu devir, ne zamandan beni bozulmuşsa, atalarımızın sözü, eskimez bir kanun gibi geçerliliğini hep korumaktadır. Atalarımız, haklıya değil de zengine rağbet edildiği için böyle kıymetli bir söz sarf etmişler. Her devirde güçlü olanın kendini haklı gösterdiğini vurgulamışlardır. Gerçek bu iken niye bu doğru söze itiraz edilir ki? Atalarımız, haksız olan güzele de, güzelliğinden dolayı haklı muamelesi yapılmasını da uygun görmüyor. Atalarımız ne güzel söylemişler. (Herkesin nabzına göre şerbet vermeli) atasözü de, kâfir uydurması değildir. Herkese seviyesine göre ilim öğretmeli, konuşmalı, anlaşmalı demektir. İlkokul talebesine üniversite seviyesinde konuşursanız elbette fayda sağlanmaz. Sakala göre tarak tabiri de böyledir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (İnsanlara, akıllarının seviyesine, anlayışlarına göre konuşun!) [Buharî] (Biz peygamberler, herkese seviyesine göre muamele yapmak ve anlayacağı şekilde konuşmakla emrolunduk.) [İ. Gazali]

ÖNE ÇIKANLAR