Kaydet
a- | +A

Bir kimse, ilim tahsil etmeden marifet ve keramet sahibi olabilir. Kur''an-ı kerimde, Kehf suresinin 60. ayet-i kerimesinden 82. ayetinin sonuna kadar anlatılan olayda, ilm-i ledünniden, bâtın ilminden bahsedilmektedir. Musa aleyhisselam, büyük bir peygamberdi. Leddünni ilmini öğrenmek istiyordu. İki denizin birleştiği bir yerde bu ilmi bilen bir zatla buluşacaklardı. Hz. Musa, henüz genç olan Hz.Yuşa ile iki denizin birleştiği yere gitmek üzere yola çıktı. Yemek sepetinde tuzlanmış kuru balık da vardı. Balık nerede canlanır, denize giderse, ledün ilmine sahip zatla orada buluşacaklardı. Bir müddet gittikten sonra acıktılar. Hz. Musa, Yuşa aleyhisselama, sepetteki azıklarını çıkarmasını söyledi. Sepette azıkların arasında balığın olmadığını gören Hz. Musa, balığın nerede olduğunu sordu. Arkadaşı da (Balık canlanıp denize gitti. Fakat sana söylemeyi şeytan bana unutturdu.) dedi. Tekrar balığın canlandığı yere geldiler. Orada ledünni ilme sahip zatı gördüler. Hz. Musa o zata, (Rabbimizin sana öğrettiği gayblara vakıf olma ilminden bana da öğretmen için, sana tabi olmak istiyorum.) dedi. O zat da, (Sen bana tabi olursan, yaptıklarıma sabretmen mümkün müdür? İç yüzünü bilemediğin olaylara sabredebilir misin?) dedi. Hz. Musa da (İnşaallah beni sabredenlerden bulursun.) diye cevap verdi.

Gemiye bindiler. O zat, geminin bir tahtasını söktü. Gemi su ile dolmaya başlayınca, Hz. Musa sabredemeyip (Sen ne yaptın, insanları suya mı boğacaksın?) dedi. Daha sonra rastladıkları masum bir çocuğu da öldürdü. Hz. Musa yine sabredemeyip, (Günahsız yavruyu öldürmekle çok kötü bir iş yaptın) dedi. Musa aleyhisselam, üçüncü bir olaya da itiraz edince, anlaşma gereğince ayrıldılar. Ayrılırken de o zat, kötü gibi görülen şeylerin hikmetlerini açıklayıp, bunları kendi arzusu ile değil, Allahın emri ile yaptığını bildirdi. Âlimler, bu zatın Hızır aleyhisselam olduğunu bildiriyorlar. Kur''an-ı kerimdeki bu olay, keşf, keramet sahibi kimselerin bulunduğunu açıkça bildirmektedir. Cenab-ı Hakkın, lütfu, ihsanı boldur. Dilediğine bu ilmi verir, onu marifet sahibi yapar.

Hz. Musa, (Ledün ilmine nasıl kavuştun?) diye sorunca Hz. Hızır, (Günah işlememeye sabretmek sayesinde) diye cevap verdi.

Abdülgani Nablüsi hazretleri, (İlâhî marifetler, keşf ve ilham ile hasıl olur, hocadan öğrenilmez. Diğer din bilgileri ise hocadan öğrenilir.) buyuruyor. Muhammed Hadimi hazretleri, (Hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. Marifet ise, keşf ve ilham ile hasıl olur) buyuruyor. İmam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki: Bildiği ile amel eden ihlas sahiplerinin keşf ve keramet sahibi, marifet ehli olduklarını Cenab-ı Hak bildirmektedir: (Hikmeti dilediğine verir.) [Bekara 229]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(Bildiği ile amel edene Allahü teâlâ bilmediğini öğretir. Amelinde onu muvaffak kılar. Böylece o Cenneti kazanır.) [İ. Gazalî]

(Ümmetimden marifet ve keramet sahipleri vardır. Ömer onlardan biridir.) [Buharî]

(Müminin firasetinden sakının; çünkü o, Allahın nuru ile bakar.) [Buharî]

Bu hususta daha birçok delil vardır. Allahü teâlâ dilediğine bu nimeti ihsan etmektedir.

ÖNE ÇIKANLAR