Hz. Süleyman''ın, cin ve hayvanlardan meydana gelen ordusu, kuşların dilinden anlaması, Hüthüt''le konuşması, Belkıs''ın tahtının bir anda getirilmesi gibi şeyler birer efsane ve akla, mantığa ve tarihe aykırı diyenler çıkıyor. Halbuki bunlar ayet-i kerime ile bildirilmiştir. Mucizeler, kerametler akılla, mantıkla izah edilemez. Edilse, zaten mucize ve keramet denmez. Hz. Musa''nın bastonunun yılan olması, Hz. Hızır''ın elinde pişmiş balığın canlanması, Hz. İsa''nın beşikte konuşması, çamurdan yaptığı şekle üfürünce kuş olup uçması, Hz. Yunus''un kırk gün balığın karnında ölmeden kalması, Eshab-ı kehfin 300 yıl ölmeden uyumaları, hayvanların konuşması, Peygamber efendimizin bir anda Cennete, Cehenneme ve daha başka yerlere gidip gelmesi, mübarek parmakları arasından bir orduya yetecek temiz su akması, Hz. Ömer, Medine''den seslenince İran''daki ordu komutanın duyması, Hz. Habib-i Acemi''nin deniz üzerinde yürümesi, öldükten sonra herkesin dirilmesi gibi olaylar akılla mantıkla izah edilemez. Bunlara sadece inanılır. İnanmayıp masal, efsane diyenler ise kâfir olur. Kur''an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Onlardan seni [okuduğun Kur''anı] dinleyenler vardır. Onu anlamalarına engel olmak için kalblerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucize görseler de, yine inanmazlar, nihayet gelip seninle çekişirler. İnkâr edenler "Bu, öncekilerin masallarından [efsanelerinden] başka bir şey değildir" derler.) [Enam 25] Hz. Süleyman ile ilgili Neml suresinin 16-44. ayet-i kerimelerinde özetle şöyle bildiriliyor: Hz. Süleyman, (Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi.) dedi. Hz. Süleyman''ın cin, insan ve kuşlardan meydana gelen ordusu, hizmet için toplandı. Hepsi toplu, düzenli olarak giderken, bir vadiye gelince bir karınca, (Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, Hz. Süleyman''ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin.) dedi. Hz. Süleyman, onun sözüne tebessüm etti. Hz. Süleyman, (Hüthütü [İbibik kuşunu] niçin göremiyorum?) dedi. Az sonra Hüthüt gelip Hz. Süleyman''a (Senin bilmediğin [önemli] bir şeyi öğrendim. Sebe''den bir haber getirdim. Hükümdarları, her türlü imkana [askeri donanıma] sahip ve büyük bir tahtı olan [Belkıs adında] bir kadındır. Onlar Allahı bırakıp güneşe tapıyorlar.) dedi. Hz. Süleyman (Doğru mu söylüyorsun bakacağız.) dedi. [Sonra Hüthüte] (Şu mektubu götür, onlara ver, ne yapacaklarına bak.) buyurdu. (Neml 16-28)
Sebe melikesi, (Ey ileri gelenler! Bana, Süleyman''dan "Sakın bana karşı gelmeyin ve teslim olun!" diyen önemli bir mektup geldi.) dedi. Onlar, (Biz güçlü savaşçıyız, yeter ki sen emret.) dediler. Melike (Hükümdarlar bir şehre girince, orayı perişan, ederler. Onlar da böyle yaparlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, sonucuna bakayım.) dedi. [Elçiler hediyelerle] gelince Hz. Süleyman onlara (Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Büyük bir ordu ile gelir orayı perişan ederiz.) dedi.
Hz. Süleyman [müşavirlerine] (Bana teslim olmalarından önce, onun tahtını kim getirebilir?) dedi. Bir ifrit, (Sen yerinden kalkmadan getiririm.) dedi. İlim sahibi biri ise, (Gözünü açıp kapamadan getiririm.) dedi ve bir anda tahtı yanına getirdi. Melike de tahtından önce gelmişti. Ona "Köşke gir." dendi. O da girdikten sonra, (Rabbim, [güneşe tapmakla] kendime yazık etmişim. Hz. Süleyman''la beraber, âlemlerin Rabbi olan Allaha teslim oldum.) dedi. (Neml 16-44)

