Diyanet işleri başkanlığı, bütün camilerde okunmak üzere bir Cuma hutbesi hazırlamıştır. Camiye gelememiş olanların da duyması için o hutbeyi yayınlıyorum:
Kur''an-ı kerim, insanlara hidayet yollarını göstererek onları dünyada ve ahirette mutluluğa erdirmek için Allahü teâlâ tarafından gönderilen ilâhi kitaplar zincirinin Hatem-ül Enbiya efendimize 23 senede âyet âyet, sure sure inzal olunan son halkasıdır. Bu kitap, her türlü tahrif ve tağyirden korunmuş, beşeriyetin gerçek saadetini temin edecek hükümleri, meseleleri, kaide ve kuralları ihtiva eden, kutsal kitapların da en efdalı ve sonuncusu olan bir kitaptır.
Kur''an-ı kerim, hem lafız ve hem de mana itibarı ile muazzam ve ebedi bir mucizedir. O Allah''a ait olan bir vahiy olup, onun edebî inceliklerine, güzel ifadesine ve taşıdığı manalara nihayet yoktur. Bugüne kadar hiç kimse onun en kısa âyetinin veya suresinin bir benzerini getirememiş, ebediyen de getiremeyecektir. O, semavî bir fesahat ve belagat timsalidir.
Şüphe yok ki, ilâhî bir mucize olan Kur''an ne lafz, ne de mana itibari ile şiir özelliği taşır. Çünkü şiir insan unsurunun bir ürünüdür. Halbuki Kur''an''ın mübarek lafızları da, manaları da ulvîdir, vahyi sübhaniyeye müstenittir. Onun üzerinde beşerî hiçbir etki ve katkı yoktur.
Kur''an''ın kendine has üslûbunun sağladığı akıcılığı ve etki gücü sebebi ile, Onun inkârcı ilk muhatapları, Hz. Peygamberi şair, Kur''an-ı da şiir diye nitelemeye kalkışınca, Cenab-ı Hak, bu iftira ve yakıştırmalara "Biz Muhammed''e şiir öğretmedik, bu ona yaraşmaz da" âyetiyle cevap vermiş, böylece inzal buyurduğu son kitabı ve onun kutsallığını yok sayan yaklaşımı ve zihniyeti reddetmiştir.
Kur''an mealleri doğrudan doğruya Kur''an olmamakla beraber, onun içerdiği ilâhî mesajları belli ölçüde yansıtmaları bakımından kutsallık arz ederler. Kur''an meallerini insan ürünü olarak alelade metinlerle bir görmek de yanlış ve tehlikelidir. Çünkü, Kur''an çevirilerinin herhangi bir şiir şeklinde düzenlenerek müzik aletleri eşliğinde, melodik bir biçimde okunması, Kur''an-ı kutsallığından soyutlamak, taşıdığı ilâhi değeri, takip ettiği yüksek gayeyi göz ardı etmek ve onu insan zihninin ürettiği bir ürün konumuna indirmek anlamına gelir ki doğru bir davranış değildir.
Gerçek şu ki, Kur''an''ın orijinal metninin de mealinin de okunması ibadet niteliği taşır. Bu itibarla Kur''an tercümesinin müzik aletleri eşliğinde okunması, ibadetin sahip olduğu huzur ortamını, manevi ve ilahi konumunu zedeler ve sarsar. Ayrıca bu durum, müzik ile ibadetin "bir noktada özdeşleşmesine ve zamanla müziğin camilere girmesine zemin hazırlar. Bu ise, bütün ilâhi ve semâvi dinlerde korunması öngörülen beş temel esastan biri olan "Dinin korunması" ilkesini ihlal edeceğinden İslâm''ın onaylamadığı bir durumdur.
Kur''an tercümesini, saz çalıp türkü söyler gibi okumak, Kur''an''ın kutsallığını zedeler, onun tekliğini ve eşsiz oluş özelliğini yok eder ve onu insanoğlu tarafından yazılmış diğer kitaplarla aynı konuma düşürür. Bu itibarla Kur''an tercümesinin bestelenerek herhangi bir enstrüman eşliğinde, şarkı, beste, veya türkü söyler gibi okunması dinen câiz değildir. Böyle bir uygulamaya girişilmesi ilmî gerçeklere aykırı olduğu gibi, geniş halk kitlelerinin huzurunun bozulmasına ve gereksiz tartışmalara sebep olacağından böyle bir uygulama doğrudan doğruya Kur''an-ı tezyif etmek, onu eğlenceye almak ve küçümsemek demektir. Halbuki Allahü teâlâ "Şüphesiz bu Kur''an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O bir eğlence ve boş söz değildir." buyurarak Kur''ana karşı takınılacak bu tür tavırları kesinlikle yasaklamıştır. Yine Allahü teâlâ, "Şimdi siz, bu sözümü küçümsüyor ve nasibinizi yalanlamanızdan ibaret kılıyorsunuz." buyurarak Kur''an-ı küçümsemenin, aşağılamanın inkar anlamına geldiğini ifade etmiştir.
Öyle ise bütün insanları vahdete, uhuvvete, birlik ve beraberliği davet eden bu Kur''an''ın ayniyetini ve hikmet dolu hükümlerini olduğu gibi muhâfazaya çalışmak, bütün muhteviyâtına tamamen riâyet etmek, bütün insanlık için en kutsal bir görevdir.

