İnsanın kalbine melek, daima iyi şeyleri ilham, şeytan da kötü şeyleri vesvese etmeye çalışır. Peygamber efendimiz (Kalbe iki yönden baskı gelir. Birisi melektendir ki, hayra teşvik eder, hakkı tasdik eder. Kalbinde bunu bulan, onun Allahü teâlâdan olduğunu bilip Rabbine hamdetsin! Diğeri de vesvesedir, şeytandan gelir. Hakkı yalanlar, şerri teşvik eder, hayrı yalanlar. Kalbinde böyle bir düşünce bulunan da şeytanın şerrinden Allaha sığınsın!) buyurduktan sonra, (Şeytan (sadaka, zekât gibi her türlü hasenatı verdirmemek için) sizi fakir olursunuz diye korkutur, fahşayı (her türlü kötülükleri) emreder.) mealindeki ayet-i kerimeyi okudu. (Bekara-268) Daima günah işleyen, kötülük eden kimselerin kalbine şeytanın vesvesesi etkili olur. Günahtan kaçan, iyilik eden kimselerin kalbine tesir edemez. Çünkü Cenab-ı Hak, şeytana buyuruyor ki: (Benim kullarıma senin hakimiyetin yoktur.) [İsra-65] İyiler de kötüler de Allahü teâlânın kulu olduğu hâlde salih kimseler için (Benim kulum.) buyuruyor. Demek ki Rabbimizin (Benim kulum.) dediği salih kimselere şeytanın tesiri olmuyor. Paraya, kötü arzularına kul olanlara da şeytanın vesvesesinin tesiri olur. (Casiye) suresinde (Hevasını ilah edinenler.) tabiri geçiyor. Yani kötü arzularının kulu olurlar. Işık gelince, karanlığın kaybolması gibi, Allahü teâlâ anılınca şeytan kaçar, vesvese veremez. Allahı anmayanlara da şeytan musallat olur. Kur''an-ı kerimde, (Şeytan galebe edip onlara Allahı anmayı unuturdu.) buyuruluyor. (Mücadele 19) Hadis-i şerifte (Şeytan hortumunu insanoğlunun kalbine kor. O kimse Allahı hatırlarsa, şeytan uzaklaşır. Eğer Allahü teâlâyı unutursa, şeytan, onun kalbine galebe çalar.) buyuruldu. O hâlde hep tesbih ederek, Allahü teâlâyı hatırlamaya çalışmalı ki, şeytan uzaklaşsın, vesvese veremesin. Zararın neresinden dönülürse kârdır. Yaş geçmeden tövbe etmelidir. Hadis-i şerifte, (Kişi kırk yaşına girdiği hâlde, günahlarına tövbe etmezse, şeytan o kişinin yüzünü sıvazlayıp, "Bu iflah olmaz" der.) buyuruldu. Şeytan çeşitli yollardan vesvese verir. Herkesi zayıf noktasından yakalar. Mesela parayı sevene cimriliği telkin eder.
Şeytan, insanların imanını çalmak için vesvese verir. Allahü teâlânın varlığı hakkında şüpheye düşürmeye çalışır. Böyle vesvese sahiplerinin imanlı oldukları anlaşılır. Çünkü hadis-i şerifte, (Vesvese imanın ta kendisidir.) buyuruluyor. Bu bakımdan vesvese sahipleri, acaba ben imansız mıyım diye korkmamalıdır. Vesvese, dini iyi bilmemekten meydana gelir. Şeytan dini iyi bilene vesvese veremez. Vesvese, zararlı olan şüphe, kuruntu demektir. Hadis-i şerifte, (Vesvese şeytandandır. Abdest alırken, guslederken ve necaset temizlerken, şeytanın vesvesesinden sakınınız!) buyuruldu.
Vesvese etmek günahtır. Vesvese eden imamın arkasında namaz kılmak mekruhtur. Vesvese, suyu israf etmeye sebep olur. İsraf ise haramdır. Vesvese, namazı geciktirmeye, cemaati, hatta namaz vaktini kaçırmaya sebep olur. Vakti, ömrü zayi etmeye sebep olur. Başkalarının elbisesinin, yemeğinin necis olmasından şüphe eder ki, müslümanlara su-i zan haramdır. Kendini ihtiyatlı sanıp, kibirli olur. Abdestin, taharetin ve namazın şartlarını, sünnetlerini, mekruhlarını bilmeyen, vesvese hastalığına yakalanır. Bunları bilip, yerine getirince, şüpheye düşmemeli, iyi ve tamam yaptığına inanmalıdır! Böyle inanmak ihtiyat olur. Şüpheye düşmek vesvese olur. Vesvese sahibi, ruhsat ile amel etmelidir! Kalbi, kötü ahlâktan temizlemekte, kul haklarını gözetmekte ve haramlardan sakınmakta, vesvese olmaz. Vera ve takva olur.

