Kaydet
a- | +A

Namaz iki sebeple kazaya kalır: 1- Uyumak, unutmak gibi dini bir özürle kaçırılır. Buna (Faite) yani kaçırılmış namaz denir. Böyle farz kazası olanın nafile namaz kılması caizdir. R. Muhtar, Halebi, Tahtavi ve Hindiyye gibi kitaplarda, (Faite [fevt olmuş, bir özürle kaçırılmış] namazların kazalarını acele kılmak gerekir. Fevt olmuş [bir özürle kazaya kalmış] namazların kazalarını kılmak, nafile kılmaktan evla ise de, hadis-i şerifle övülmüş olan beş vaktin sünnetlerini, duha, tesbih, tehıyyet-ül-mescid, evvabin gibi nafile namazları kılmak, kaza kılmaktan evladır.) buyuruluyor. Evla olmasının sebebi, unutmak, uyumak gibi bir özürle namazı kazaya bırakmak günah olmadığı içindir. Böyle kimselerin, bu nafileleri kılacak kadar, kazaları geciktirmeleri günah olmaz. Sabah namazının vaktinde uyuyup kalan, güneş doğduktan 50 dakika kadar sonra bu namazı kaza eder. Kaza etmeden önce, kuşluk namazı kılarsa caiz olur. Çünkü sabah namazına, tedbir aldığı halde, uyanamayıp bu vakte bırakması günah değildir. Kuşluk namazı kılacak kadar geciktirmesi de günah olmaz.

2- Bir de namaz, tembellikle kılınmayıp kazaya bırakılır. Namazı böyle kılmamak büyük günahtır. Terk edilen böyle namazı, bir özürle kaçırılan namazla karıştırmamalı. Birisinin kazaya kalması günah değilken, ötekinin kazaya kalması büyük günahtır. Bu büyük günah her namaz kılacak kadar boş zaman geçince, bir misli artar. Çünkü namazı boş zamanlarda hemen kaza etmek farzdır. Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki: (Farz kazası olanın nafile kılması, borçlunun alacaklıya, hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer; farzlar sermayesi, nafileler de kazancıdır. Sermaye kurtarılmadıkça, kazanç olamaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Farz borcu olan, nafile kılarsa, boşa zahmet çekmiş olur. Kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz) [Fütuh-ul gayb 48] Hanefi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevi hazretleri, bu hadis-i şerifi açıklarken, farz borcu olanın hiçbir nafilesinin kabul olmayacağını bildiriyor. Kaza borcu olanın nafilelerinin kabul olmayacağı Mektubat-ı masumiyye, Bey ve şira risalesi ve Nevadir-i fıkhıyye fi mezheb-il-hanefiyyede de yazılıdır. İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: (Farz ibâdetlerin yanında nafile ibâdetlerin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında damla bile değildir.) [Müj.m. 260] Farz ve vacip olmayan namazlara nafile namaz denir. Beş vaktin sünnetleri de nafiledir. Nafile namazlar çoktur. Kuşluk, evvabin, teheccüd, tehıyyet-ül-mescid gibi. Nafilelerin sevabı çoktur. Mesela teheccüd namazı için hadis-i şerifte, (Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.) buyuruldu. Yine hadis-i şerifte, (Evinden çıkarken iki rekat namaz kılan, dışarıdan gelecek her çeşit belâdan korunur. Evine girince iki rekat namaz kılan da, içteki kötülüklerden korunmuş olur.) buyuruldu.

Farz kazası olanlar, bildirilen nafile namazların vaktinde kaza namazı kılmalı! Hem kaza borcu ödenir, hem de nafile namaz sevabına kavuşur. Kuşluk, evvabin, teheccüd, tehıyyet-ül-mescid namazlarını kılarken, mesela, (ilk kazaya kalmış sabah namazının farzına ve kuşluk namazını kılmaya) diye niyet etmeli. Böylece hem kaza borcu ödenmiş, hem de adı geçen nafile namazlar kılınmış olur. (N.Fıkhıyye) Hiç kazası olmayan kimsenin de kaza namazı kılması caizdir. (R.muhtar, Hindiyye)

ÖNE ÇIKANLAR